şehvetle

listen to the pronunciation of şehvetle
التركية - الإنجليزية
lasciviously
salacious
salaciously
pruriently
libidinously
şehvet
lust

Lust awakens the desire to possess. And that awakens the intent to murder. - Şehvet, sahiplenme arzusunu doğurur. Sahiplenme de öldürme güdüsünü.

I'm lusting after her. - Onu şehvetle arzuluyorum.

şehvetle ilgili
carnal
şehvet
{i} desire

Lust awakens the desire to possess. And that awakens the intent to murder. - Şehvet, sahiplenme arzusunu doğurur. Sahiplenme de öldürme güdüsünü.

şehvet
appetite
şehvet
libido
şehvet
colt's footh
şehvet
salacity
şehvet
prurience
şehvet
lasciviousness
şehvet
salaciousness
şehvet
concupiscence
şehvet
lech
Şehvet
(Argo) hot pants
Şehvet
(Tıp) appetency
şehvet
{i} carnality
şehvet
salacious
şehvet
lustfulness
şehvet
sexual desire
şehvet
{i} flesh
şehvet
eroticism
şehvet
lust, concupiscence, (sexual) desire; libido
şehvet
lust, sexual desire, sexual appetite, sensuality, concupiscence kösnü
şehvet
{i} sensuality
şehvet
{i} passion

Poetry is not just torment; poetry is love. It is warm and sensual passion; it is revolution, romance and tenderness. - Şiir sadece azap değildir; şiir sevgidir. Sıcak ve şehvetli tutkudur; o, devrim, romantizm ve hassasiyettir.

şehvet
carnal
التركية - التركية

تعريف şehvetle في التركية التركية القاموس.

ŞEHVET
(Osmanlı Dönemi) Cinsî istek. Mahbube için olan istek, iştiha. (Yemek, içmek, uyumak da şehvetin şubelerindendir.)Kudsi Hadis'te Cenab-ı Hak buyuruyor: "Ey benim için şehvetini bırakıp gençliğini bana veren genç! Sen meleklerin bir kısmı gibisin
ŞEHVET
(Osmanlı Dönemi) Hevâ-yı nefsin meyli ve arzusu
ŞEHVET
(Osmanlı Dönemi) Bir şeyi fazla istemek
şehvet
(Osmanlı Dönemi) nefsin arzu ve istekleri, cinsî istek
şehvet
Aşırı istek: "Her sabah masamıza yeni bir şehvetle geçtik."- H. Taner
şehvet
Aşırı istek
şehvet
Cinsel istek, kösnü: "Düşman zabitinin gözlerinde şehvet arzuları yandı."- R. Enis
şehvet
Cinsel istek, kösnü
şehvet
bah
şehvetle
المفضلات