özgülük

listen to the pronunciation of özgülük
التركية - الإنجليزية
specialness
(Felsefe) property
(Felsefe) ownership
(Felsefe) propriety
özgülük, özellik, hasiyet
individuality, property, hasiyet
özgü
{s} endemic

The giant weta is endemic to New Zealand. - Dev weta, Yeni Zelanda'ya özgüdür.

özgü
peculiar to

Was Nazism peculiar to Germany? - Nazizm Almanya'ya mı özgüydü?

This is a custom peculiar to Japan. - Bu, Japonya'ya özgü bir gelenektir.

özgü
typical
özgü
(Kimya) characteristic
özgü
inherent in
özgü
particular

This plant is particular to the island of Madeira. - Bu bitki Madeira adasına özgüdür.

kendine özgülük
individuality

Individuality is very important in the West. - Kendine özgülük Batıda çok önemlidir.

özgü
{s} indigenous

This plant is indigenous to Canada. - Bu bitki Kanada'ya özgüdür.

özgü
peculiar to, unique to, special to
özgü
{s} appropriate
özgü
{s} incidental
özgü
special to
özgü
peculiar (to), proper (to), special (to)
التركية - التركية
Özgü olma durumu, hasiyet
Özgü
mahsus
Özgü
(Hukuk) MUHASSAS
özgü
Özellikle birine veya bir şeye ait olan, belli bir kimsede veya şeyde bulunan, has, mahsus
özgü
Özellikle birine veya bir şeye ait olan, belli bir kimsede veya şeyde bulunan, has, mahsus: "Hepsi de halis sporculara özgü sevimli bir çocukluk ve candanlık içinde kocamışlardı."- H. Taner
özgülük
المفضلات