çarpışmak

listen to the pronunciation of çarpışmak
التركية - الإنجليزية
bump
collide
clash
knock together
to fight, battle, contend
come into collision
to collide, to bump, to clash, to crash into each other; to fight, to battle
cannon
skirmish
to join battle, enter into combat
to collide; to clash; to hit, bang, or bump against each other
do battle
to skirmish. çarpışan arabalar dodgem cars, dodgems, bumper cars
encounter
combat
knock
knock against
fight
battle
run into each other
(Fiili Deyim ) collide with
çarpışma
{i} collision

His story of the collision agrees with mine. - Onun çarpışma hikayesi benimkine uyuyor.

Tom didn't die in the collision. - Tom çarpışmada ölmedi.

çarpışma
{i} clash
çarpışma
impact
çarpışma
{i} action
çarpışma
foul
çarpışma
crash

We prepared ourselves for the crash. - Çarpışma için kendimizi hazırladık.

He who wears armor falls with a big crash! - Zırh giyen büyük bir çarpışmayla düşer!

çarpışma
face off
çarpışma
(Bilgisayar) collisions

This car brakes automatically to avoid collisions. - Bu araba çarpışmaları önlemek için otomatik olarak fren yapar.

It is generally thought that the earth's water came from collisions with comets. - Genel olarak, dünyadaki suyun kuyrukluyıldızlarla çarpışmalardan geldiği düşünülür.

çarpış
collide

The cars collided head on. - Arabalar kafa kafaya çarpıştı.

The car collided with a truck. - Araba bir kamyonla çarpıştı.

çarpış
{f} clash
çarpış
{f} skirmish
çarpış
knock against
çarpış
{f} smashing
çarpışma
skirmish
çarpışma
crackup
çarpışma
{i} clashing
çarpışma
battle

You can win all the battles yet lose the war. - Sen bütün çarpışmaları kazanabilirsin ama savaşı kaybedebilirsin.

çarpışma
smash
Çarpışma
collisional
çarpışma
crashing

He did not die in the collision. Actually, he had a heart attack before crashing. - O, çarpışmada ölmedi, aslında kazadan önce bir kalp krizi geçirdi.

göğüs göğüse çarpışmak
come to close quarters
kafa kafaya çarpışmak
to collide head-on
kılıçla çarpışmak
measure swords
çarpış
clashing
çarpışma
{i} scrum
çarpışma
smash up
çarpışma
{i} scrummage
çarpışma
bump
çarpışma
combat
çarpışma
encounter
çarpışma
collision, smash, smash-up; conflict, fight, combat, skirmish, action
çarpışma
fighting, combat, battle
çarpışma
set to
çarpışma
joining battle, entering into combat, engagement
çarpışma
collision; clash; banging; bumping
çarpışma
scrimmage
çarpışma
(gemi) foul
çarpışma
rencontre
çarpışma
setto
çarpışma
engagement
çarpışma
{i} conflict
çarpışma
rencounter
التركية - التركية
Birbirine üstün gelmeye çalışmak
Birbirine çarpmak, tokuşmak: "Kompartmana girdi ve eşyalarını raflara koymaya çalışan Pervin'le çarpıştı."- H. E. Adıvar
Vuruşmak: "Karşımıza çıkacak olan kuvvet, kim ve ne olursa olsun, behemehâl çarpışırız ve muvaffak oluruz."- Atatürk
Birbirine çarpmak, tokuşmak
Vuruşmak
Çarpışma
muhasamat
Çarpışma
(Osmanlı Dönemi) ÂSİB
çarpış
Çarpma işi veya biçimi
çarpışma
Öncülerin veya küçük birliklerin yaptıkları küçük savaşma
çarpışma
Çarpışmak işi, müsademe, sadme
çarpışma
Çarpışmak işi, müsademe, sadme. Öncülerin veya küçük birliklerin yaptıkları küçük savaşma: "Bu, iki cephe arasında ilk çarpışmadır."- Y. Z. Ortaç
çarpışmak
المفضلات