çarpış

listen to the pronunciation of çarpış
التركية - الإنجليزية
{f} smashing
collide

Our bus collided with a truck. - Bizim otobüsümüz bir kamyonla çarpıştı.

His car collided with a train. - Onun arabası bir trenle çarpıştı.

knock against
{f} skirmish
{f} clash
clashing
çarp
impinge
çarp
strike

I swear that it is true, or may lightning strike me down. - Ben bunun doğru olduğuna yemin ederim ya da yıldırım beni çarpsın.

Then what is love? A disease which can strike people at any age. - Öyleyse aşk nedir? İnsanları herhangi bir yaşta çarpabilen bir hastalıktır.

çarp
{f} butt
çarp
{f} crashing

He did not die in the collision. Actually, he had a heart attack before crashing. - O, çarpışmada ölmedi, aslında kazadan önce bir kalp krizi geçirdi.

Tom closed his eyes and listened to the sound of the waves crashing on the beach. - Tom gözlerini kapadı ve sahile çarpan dalgaların sesini dinledi.

çarp
{f} stricken
çarp
multiply

To calculate the capacity, multiply the length by the width by the depth. - Kapasiteyi hesaplamak için, uzunluğu genişlikle derinlikle çarpın.

To find degrees in centigrade, subtract 32 from the Fahrenheit temperature, then multiply by 5/9. - Santigrat dereceyi bulmak için, fahrenhayt ısıdan 32 çıkar, sonra 5/9 ile çarp.

çarp
{f} bump

They bumped against each other. - Onlar birbirleriyle çarpıştılar.

Tom bumped into a Mary on his way to school. - Tom okula giderken Mary diye birine çarptı.

çarp
{f} stub

The thief stubbed his toe on the door. - Hırsız ayak parmağını kapıya çarparak incitti.

çarp
hit against
çarp
pulsate
çarp
multiply by
çarp
{f} pulsating
çarp
{f} multiplying
çarp
{f} throb
çarp
{f} bang

The door closed with a bang. - Kapı bir çarpma ile kapandı.

Tom banged his head on a tree branch. - Tom başını bir ağaç dalına çarptı.

çarp
collide with
çarp
multiplied

3 multiplied by 5 is 15. - 3, 5 ile çarpılırsa 15'tir.

çarp
crash

Tom knows who crashed into Mary's car. - Tom Mary'nin arabasına kimin çarptığını biliyor.

The car crashed into the truck. - Araba, kamyona çarptı.

çarp
smitten
çarp
warp

I think videogames are warping our kids minds. - Ben video oyunlarının çocuklarımızın kafalarını çarpıttığını düşünüyorum.

The door frame is warped and the door won't close properly. - Kapı kasası çarpık ve kapı uygun şekilde kapanmayacak.

çarp
smote
çarp
multiplyby
çarp
smite
çarp
pulse
التركية - التركية
Çarpma işi veya biçimi
çarpış
المفضلات