Wife and I are invited to the opening - Hanım ve ben açılışa davetliyiz.
Karısı hakkında şikâyet etmeden asla benimle görüşmez.
- He never sees me without complaining about his wife.
Karısıyla İnternet üzerinden tanıştı.
- He met his wife online.
She's my wife - O benim eşim.
Eşim de seni görmekten memnun olacak.
- My wife will be glad to see you, too.
İyi bir kız çocuğu, iyi bir eş yapacaktır.
- A good daughter will make a good wife.
Orbay Hatun Samsun sâhiline çıktı ve oradan Amasya'ya varıp Toruntay'ın zevcesi Gürcü hatunda misafir kaldı - Orbay Hatun landed to shore of Samsun and from there she was guest of Toruntay's wife Gürcü Hatun in Amasya.
She's my wife. O benim karım.
Şu kadın onun karısı olmalı.
- That woman must be his wife.
Sanırım, o kadın onun karısıdır.
- That woman is his wife, I think.
Tom hâlâ eski eşine aşık.
- Tom is still in love with his ex-wife.
Tom şimdi John'un eski eşi ile evlidir.
- Tom is now married to John's ex-wife.
Karım uyumaya çalışıyor.
- My wife's trying to sleep.
Karım kollarını bağladığında ve ayağını yere vurduğunda, onun kızgın olduğunu biliyorum.
- When my wife crosses her arms and taps her foot I know she's angry.
Last night ye haggled and argle-bargled like an apple-wife; and then passed me your word, and gave me your hand to back it; and ye ken very well what was the upshot.
A new wife for the gander is introduced into the pen.
... place I like my wife ...
... wife and your children are in the highlights. ...