bir çok

listen to the pronunciation of bir çok
Türkçe - İngilizce
quite a few
umpteen
a far
a lot of

We are thinking of a lot of solutions. - Bir çok çözümü düşünüyoruz.

Recently there have been a lot of nasty incidents with fraud. - Son zamanlarda bir çok hileli iğrenç olaylar vardı.

many to one
birçok
a lot of

Example sentence no. 354618 created a lot of confusion on the Tatoeba website. - 354618 no'lu örnek cümle, Tatoeba web sitesinde birçok karışıklık yarattı.

He saw a lot of animals on the road. - Yolda birçok hayvan gördü.

birçok
many

Many nights did he spend, looking up at the stars. - O birçok geceyi yıldızlara bakarak geçirdi.

The common language of many Asians is English. - Birçok Asyalının ortak dili İngilizce'dir.

bir çok bakımdan
in many directions
bir çok kere
umpteen times
bir çok yere gönderilmek üzere yazılmış
encyclic
bir çok yere gönderilmek üzere yazılmış
encyclical
birçok
deuced
birçok
manifold
birçok
multiple

Tom has been shot multiple times. - Tom birçok kez vuruldu.

This book is written in multiple languages. - Bu kitap birçok dilde yazılmıştır.

birçok
lot

A lot of clients come to the lawyer for advice. - Birçok müşteri danışma için avukata gelirler.

She saw a lot of animals on the road. - Yolda birçok hayvan gördü.

birçok
a lot

A lot of English words are derived from Latin. - Birçok İngilizce sözcük, Latince'den türemiştir.

Example sentence no. 354618 created a lot of confusion on the Tatoeba website. - 354618 no'lu örnek cümle, Tatoeba web sitesinde birçok karışıklık yarattı.

birçok
a great deal of

Television has a great deal of influence on society. - Televizyonun toplum üzerine birçok etkisi vardır.

bir çok kez
more than once
birçok
numerous

We have made numerous improvements to our house since we bought it. - Aldığımızdan beri evde birçok iyileştirmeler yaptık.

Numerous countries have signed a nuclear disarmament agreement. - Birçok ülke nükleer silahsızlanma anlaşmasını imzaladı.

birçok
lots of

He has written lots of books about his experience abroad. - Yurtdışı deneyimleriyle ilgili birçok kitap yazdı.

Lots of girls like Tom. - Birçok kız Tom'u sever.

birçok
a good deal
birçok
a good

A good many people were there. - Birçok kişi oradaydı.

There were a good many candidates for the position. - Pozisyon için birçok iyi adaylar vardı.

birçok
(deyim) a hell of a lot
birçok
several

Several students have gone home without cleaning the classroom. - Birçok öğrenci sınıfı temizlemeden eve gitti.

In Germany today, anti-violence rallies took place in several cities, including one near Hamburg where three Turks were killed in an arson attack on Monday. - Bugün Almanya'da, Pazartesi günü kundaklamada üç Türk'ün öldürüldüğü Hamburg'un yakınında bir yer de dahil birçok şehirde şiddet karşıtı mitingler gerçekleşti.

birçok
a good deal of
birçok
quite a few

Quite a few people have two cars. - Birçok insanın iki arabası var.

There were quite a few rotten apples in the basket. - Sepette birçok çürük elmalar vardı.

birçok
seventy
çok düzenli bir şekilde
in apple-pie order
birçok
a great deal

Television has a great deal of influence on society. - Televizyonun toplum üzerine birçok etkisi vardır.

On the one hand we suffered a heavy loss, but on the other hand we learned a great deal from the experience. - Bir taraftan ağır kayıplar verdik fakat diğer taraftan deneyimden birçok şey öğrendik.

birçok
various

There are various ways of enduring the pain. - Acıya katlanmanın birçok yolu var.

There are various ways of enduring the pain. - Acıya dayanmanın birçok çeşit yolu var.

birçok
any number of
birçok
many a
birçok
not a few

Not a few people live to be over eighty. - Birçok insan seksen yıldan fazla yaşamaz.

birçok
many of
birçok
the many

What we call 'Standard English' is only one of the many dialects spoken all over the world. - Standart İngilizce dediğimiz şey sadece bütün dünyada konuşulan birçok lehçeden biridir.

Despite the many tragedies she has had in life, she remains to have the pureness of her heart. - Hayatta yaşadığı birçok trajediye rağmen, o, kalbinin saflığına sahip olmayı sürdürüyor.

birçok
many one
birçok
with a lot
birçok
many other
birçok
lots

Lots of girls like Tom. - Birçok kız Tom'u sever.

Lots of people are interested in cars, but they're really nothing to me. - Birçok kişi arabalarla ilgilenir fakat arabalar benim için bir şey ifade etmiyor.

iri ve çok mayhoş bir elma cinsi
A large and very tart apple genus
şahine çok benzeyen yırtıcı bir kuş
Falcon is very similar to a bird of prey
Allahı çok, insanı az bir yer
a deserted place
bir işi çok önemsemek
(Argo) doing it to death
bir şeye pek çok üzülmek
take something hard
bir şeye çok önem vermek
set great store on
birçok
a lot of, lots of; many, numerous; a lot of, lots of, a good deal (of), a great deal (of)
birçok
many, a lot of: Birçok kişi geldi. A lot of people came
birçok
a good many

There were a good many candidates for the position. - Pozisyon için birçok iyi adaylar vardı.

A good many people were there. - Birçok kişi oradaydı.

birçok
umpteen
birçok
a good few
birçok
few

Quite a few people went to the concert. - Birçok insan konsere gitti.

Quite a few people have two cars. - Birçok insanın iki arabası var.

imparatorluğa karşı olan çok ulusçu bir doktrin
Cobdenism
sarı çiçekli çok yıllık bir bitki
viper's grass
çok başarılı bir gün
field day
çok güzel bir geceydi
It's been a wonderful night
çok güçlü bir yumruk
haymaker
çok keyifli bir gün geçirdim teşekkür ederim
I enjoyed myself today thank you
çok olmak (bir yerde)
abound with
çok pahalı olmayan bir yer
Some place not too expensive
çok sert efsanevi bir taş
adamant
ıyi bir gün için çok teşekkür ederim
Thank you for a nice day
Türkçe - Türkçe

bir çok teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

Birçok
kaç
Birçok
(Osmanlı Dönemi) BECİR
Birçok
(Osmanlı Dönemi) BESÎ
Birçok
bir dolu
birçok
Oldukça çok, sayısı belirsiz, bir hayli, müteaddit
birçok
Oldukça çok, sayısı belirsiz, bir hayli, müteaddit: "Bu satırları, birçok mektuba biraz cevap olsun diye yazıyorum."- H. E. Adıvar