yok etmek

listen to the pronunciation of yok etmek
Türkçe - İngilizce
break up
extinguish
dispel
deaden
wipe something out
demolish
root something out
cut somebody up
dissolve something away
melt away
kill
dissolve something
cut sb up
consume
uproot
(deyim) bring something to the ground
(deyim) make an end of
(deyim) stamp something out
remove
wreck
erase
get rid of
knock down
wipe off
work off
blot out
sweep away
eradicate
(deyim) cut down
suppress
(deyim) fuck up
Make away with, charm away, clear off, cut off, cut up, dispose of, dissipate, dissolve, do away with, efface, eliminate, end, eradicate, exterminate, extinguish, extirpate, liquidate, shatter, spirit away, spirit off, sponge out, stamp, wipe away
cut up
dispose of
cut off
(Hukuk) to dispose, to eradicate
make away with
do away with
to do away with or get rid of (someone, something) completely
to annihilate, to destroy, to exterminate, to eradicate, to demolish, to devour, to dispel, to wipe sth out, to dissolve sth (away), to dissipate, to deaden, cut sb up, to consume, to root sth out, to obliterate
charm away
clear off
dissipate
dissolve
extirpate
wipe away
end
efface
eliminate

It is important to eliminate the social unrest. - Toplumsal huzursuzluğu yok etmek önemlidir.

liquidate
exterminate

Their job is to exterminate rats and mice. - Onların işleri fareler ve sıçanları yok etmektir.

stamp
sponge out
spirit off
shatter
spirit away
{f} wipe out
engulf
destroy

Tom wanted to destroy it. - Tom onu yok etmek istiyordu.

He wanted to destroy it. - O onu yok etmek istedi.

blast
put paid to
swallow up
undo
wipe
stamp out
root
obliterate
root out
root up
mow down
yok etmek (duygu, umut vb'ni)
quash
yok etme
annihilation
yavaş yavaş yok etmek
(Hukuk) undermine
yok etme
{i} eradication
yoketmek
eradicate
yoketmek
{f} annihilate
yok etme
elimination
yok etme
{i} effacement
yok etme
wipeout
yok etme
extermination
toptan yok etmek
eradicate
toptan yok etmek
exterminate
yok etme
demolition
yok etme
extirpate
yok etme
suppression
yok etme
extincting
yok etme
wracking
yok etme
(Ticaret) removal
yoketmek
wipe off the map
yoketmek
exterminate
yoketmek
stamp out
yoketmek
(Denizbilim) destroy
yoketmek
(Ticaret) abolishment
yok et
exterminate

There's a huge spider in the room! Quick, exterminate it! - Odada kocaman bir örümcek var! Çabuk onu yok et!

Their job is to exterminate rats and mice. - Onların işleri fareler ve sıçanları yok etmektir.

yok et
annihilate
yok et
obliterate

Overnight the rabbits had obliterated Tom's garden. - Gece boyunca tavşanlar Tom'un bahçesini yok etmişti.

The shock wave came and obliterated everything and everyone. - Şok dalgası geldi ve her şeyi ve herkesi yok etti.

yok etme
destruction
yok etme
extirpation
yoketmek
exscind
bitirmek, yok etmek
To end, to destroy
yok et
demolish
yok et
destroy

He believed they were destroying it. - Onu yok ettiklerine inanıyordu.

He believed that they had destroyed it. - Onu yok ettiklerine inanıyordu.

ağaçları yok etmek
deforest
iptal etmek ve yok etmek
(Ticaret) cancel and extinguish
manyetikliğini yok etmek
demagnetize
nazi etkisini yok etmek
denazify
ormanları yok etmek
disforest
ormanı yok etmek
disafforest
politik niteliğini yok etmek
(Politika, Siyaset) depoliticise
pürüzleri yok etmek
smooth away
pürüzlerini yok etmek
smooth over
tüylerini yok etmek
depilate
yakıp yok etmek
devour
yok etme
{i} obliteration
yok etme
{i} extinction
yok etme
{i} tabula rasa
yok etme
disposal
yok etme
efface
yok etme
remotion
yoketmek
obliterate
Türkçe - Türkçe
Varlığına son vermek, ortadan kaldırmak, ifna etmek, izale etmek
ifna etmek
mahvetmek
eritmek
kırmak
Yok etme
izale
Yok etme
eradikasyon
Yok etme
ifna
Yok etme
(Osmanlı Dönemi) İZAHE
yok etme
(Osmanlı Dönemi) ifnâ
yok etmek