şehrin yöresel yemekleri şunlardır.
Don't argue when you are angry and don't eat when you are full.
- Öfkeli isen tartışma ve tok isen yemek yeme.
I want to eat a Dapanji!
- Bir Dapanji yemek istiyorum!
The food's not ready yet.
- Yemek henüz hazır değil.
Dieticians are experts in the food industry.
- Diyetisyenler yemek branşında uzmandırlar.
Is eating between meals really bad for your health?
- Öğünler arasında yemek yeme sağlığınız için gerçekten zararlı mıdır?
What with overwork and poor meals, she fell ill.
- Aşırı çalışma ve yetersiz yemeklerden dolayı, o hastalandı.
We went out to dinner with two American men and two German ladies.
- Biz iki Amerikalı erkek ve iki Alman bayanla akşam yemeği yemek için çıktık.
Would you like to have dinner with me tonight?
- Bu akşam yemekte benimle olmak ister misin?
The cook prepares different dishes every day.
- Aşçı her gün farklı yemekler hazırlar.
Steak and caviar are my favorite dishes.
- Biftek ve havyar benim favori yemeklerim.
What with overwork and poor meals, she fell ill.
- Aşırı çalışma ve yetersiz yemeklerden dolayı, o hastalandı.
Take one four times a day, after meals.
- Yemeklerden sonra günde dört kez alın.
Mary keeps her best dishes in that cabinet.
- Mary en iyi yemek takımlarını o dolapta tutar.
How did Noah keep the animals from eating each other?
- Nuh peygamber hayvanları birbirlerini yemekten nasıl uzak tuttu?
If you want to lose weight, spend a day without meals.
- Eğer zayıflamak istiyorsan bir günü yemeksiz geçir.
That couple spends quite a bit of money eating at nice restaurants.
- Şu çift güzel lokantalarda yemek yerken oldukça az para harcar.
Where can I get a good bite to eat?
- Nerede iyi bir yemek yiyebilirim?
Would you like to grab a bite to eat somewhere?
- Bir yerde yemek yemek için atıştırmak ister misiniz?
I'm getting used to eating alone.
- Yalnız yemek yemeye alışıyorum.
You will soon get used to eating Japanese food.
- Yakında Japon yemeklerini yemeye alışırsın.
Not only has eating with your fingers continued throughout the centuries, but some scholars believe that it may become popular again.
- Parmaklarınızla yemek yemek sadece yüzyıllar boyu devam etmekle kalmadı, aynı zamanda bazı alimler onun tekrar popüler olabileceğine inanıyorlar.
Antipasti are appetizers served before the first course.
- Soğuk mezeler ilk yemekten önce verilen mezelerdir.
Are these dishes gluten free? Yes, of course, all of our dishes are gluten free.
- Bu yemekler glutensiz mi? Evet, elbette, yemeklerimizin hepsi glutensizdir.
The woman has two important questions to ask: What am I wearing? and what am I cooking?
- Kadının soracak iki önemli sorusu var: Ne giyiyorum ve ne yemek yapıyorum?
Don't eat till the numbness wears off.
- Uyuşma geçene kadar yemek yeme.
I've left out the nuts in this recipe because Delia's allergic to them.
- Delia'nın onlara allerjisi olduğu için bu yemek tarifinden fındıkları çıkarttım.
Have you seen the recipe book that I wrote?
- Benim yazdığım yemek tarifi kitabını gördünüz mü?
There are still a lot of dishes on the table.
- Masanın üstünde hâlâ bir sürü yemek var.
After supper, she cleared the table.
- Yemekten sonra, masayı temizledi.
Tom once ate at an cheap restaurant and got food poisoning, so now he is very careful about where he eats.
- Tom bir zamanlar ucuz bir restoranda yemek yedi ve gıda zehirlenmesi oldu, bu yüzden artık nerede yemek yediği hakkında çok dikkatli.
Tom eats only what he wants to eat.
- Tom sadece yemek istediğini yer.
Is eating red meat unhealthy?
- Kırmızı et yemek sağlıksız mıdır?
Is eating less meat a good idea?
- Daha az et yemek iyi bir fikir midir?
Would you like to have dinner with me tonight?
- Bu akşam yemekte benimle olmak ister misin?
You don't have to eat it.
- Onu yemek zorunda değilsiniz.
I didn't feed the dog.
- Köpeğe yemek vermedim.
My mother asked me not to feed the dog until after we had all eaten.
- Annem bana hepimiz yemek yeyinceye kadar köpeği beslemememi rica etti.
Do you like eating fish?
- Balık yemekten hoşlanır mısın?
Instead of eating real food, we just ate junk food all day.
- Gerçek yemek yeme yerine, sadece tüm gün abur cubur yedik.
Not only has eating with your fingers continued throughout the centuries, but some scholars believe that it may become popular again.
- Parmaklarınızla yemek yemek sadece yüzyıllar boyu devam etmekle kalmadı, aynı zamanda bazı alimler onun tekrar popüler olabileceğine inanıyorlar.
Is there anyone else wanting to eat?
- Yemek yemek isteyen başka birisi var mı?
Tom doesn't feel like cooking.
- Tom'un canı yemek pişirmek istemiyor.
Tom is quite good at cooking.
- Tom yemek pişirmede oldukça iyidir.
Tom wouldn't share his secret recipe with me.
- Tom gizli yemek tarifini benimle paylaşmazdı.
Have you seen the recipe book that I wrote?
- Benim yazdığım yemek tarifi kitabını gördün mü?
Salt is necessary for cooking.
- Tuz, yemek pişirmek için gereklidir.
Jack is busy cooking for us.
- Jack bizim için yemek pişirmekle meşgul.
Is there anyone else wanting to eat?
- Yemek yemek isteyen başka birisi var mı?
Tom suggested that we go out to eat.
- Tom yemek yemek için dışarı çıkmamızı önerdi.
Tom ate leftovers for dinner.
- Tom akşam yemeği için yemek artıklarını yedi.
Dan ate the leftovers.
- Dan yemek artıklarını yedi.
Tom is eating a sandwich in the lunchroom.
- Tom yemek odasında bir sandviç yiyor.
Tom says Mary wants to eat at Chuck's Diner.
- Tom, Mary'nin Chuck's Diner'da yemek yemek istediğini söylüyor.
I have an appointment to dine with him.
- Onunla yemek yemek için bir randevum var.
yemek programı seyrediyordu.
Do you want to have dinner with me tonight?
- Bu akşam benimle yemek yemek ister misin?
Would you like to have dinner at my place tonight?
- Bu akşam evimde yemek yemek ister misin?
Lots of leftovers remained inside.
- Çok miktarda yemek artığı içeride kaldı.
I'm starving. There are some leftovers in the fridge.
- Açlıktan ölüyorum. Buzdolabında biraz yemek artığı var.
Sami lost his meal ticket.
- Sami yemek fişini kaybetti.
We bought a camera, a clock and some dishes in that store.
- O mağazadan bir kamera, bir saat ve bazı yemek takımları satın aldık.
Mary keeps her best dishes in that cabinet.
- Mary en iyi yemek takımlarını o dolapta tutar.
Let's dine out tonight. I'm too tired to cook.
- Hadi bu gece akşam yemeğini dışarda yiyelim, yemek yapmak için çok yorgunum.
She has many hobbies, cooking, knitting, gardening, collecting stamps, and so on.
- Yemek yapmak, örgü örmek, bahçıvanlık, pul toplamak ve benzeri birçok hobileri vardır.
Do you know a good place to have lunch?
- Öğle yemeği yemek için iyi bir yer biliyor musunuz?
Tom didn't have time to eat lunch.
- Tom'un öğle yemeği yemek için zamanı yoktu.
It's impossible to dine at this restaurant without reservations.
- Rezervasyon olmadan bu restoranda yemek yemek imkansız.
Don't be angry, uncle. Come! Dine with us tomorrow.
- Kızma, amca. Gel! Yarın bizimle yemek ye.