catch, snatch, grab, intercept, seize, cop, grasp, apprehend, overtake, clutch, catch up with, take, nick, nail, catch off, stalk, arrest, catch hold of, bag, grapple, tackle, snap up, seize on, take up, trap, come up with, take&advantage&of, mesh, pull up to, pinch, entrap, embrace, collar, claw hold of, get hold of, grip, nobble, nab, hook, catch up on, pick up, gripe, get one's hands on, entoil, catch up, hand, lay, take hold of, lay hands on, become up-to-date, acquire, to seize, (av) account, to catch, to collar; to grip, to grasp, to seize; to seize, to nail, to nab; (avcı) to bag; to arrest, to run sb in; to stop (sb going), capture , trap, to regard (someone) as responsible, hold (someone) responsible, to spot, detect, notice, see, to catch (fish, birds, etc.), to catch; to collar, nab; to seize, grab, get hold of, snag, interception, acquisition, trapping, hit, seizure, grappling, caption, prehension,
1
catch fiil
ts
2
snatch fiil
ts
3
grab fiil
ts
4
intercept
ts
5
seize
ts
6
cop fiil
ts
7
grasp fiil
ts
8
apprehend
ts
9
overtake fiil
ts
10
clutch fiil
ts
11
catch up with
ts
12
take fiil
ts
13
nick
ts
14
nail fiil
ts
15
catch off
ts
16
stalk
ts
17
arrest
ts
18
catch hold of
ts
19
bag fiil
ts
20
grapple fiil
ts
21
tackle fiil
ts
22
snap up
ts
23
seize on fiil
ts
24
take up
ts
25
trap fiil
ts
26
come up with deyim
ts
27
take&advantage&of
ts
28
mesh
ts
29
pull up to
ts
30
pinch fiil
ts
31
entrap fiil
ts
32
embrace fiil
ts
33
collar fiil
ts
34
claw hold of
ts
35
get hold of
ts
36
grip fiil
ts
37
nobble fiil
ts
38
nab fiil
ts
39
hook fiil
ts
40
catch up on
ts
41
pick up
ts
42
gripe
ts
43
get one's hands on
ts
44
entoil
ts
45
catch up
ts
46
hand
ts
47
lay
ts
48
take hold of
ts
49
lay hands on
ts
50
become up-to-date
ts
51
acquire
ts
52
to seize Hukuk
ts
53
(av) account
ts
54
to catch, to collar; to grip, to grasp, to seize; to seize, to nail, to nab; (avcı) to bag; to arrest, to run sb in; to stop (sb going)
ts
55
capture , trap
ts
56
to regard (someone) as responsible, hold (someone) responsible
ts
57
to spot, detect, notice, see
ts
58
to catch (fish, birds, etc.)
ts
59
to catch; to collar, nab; to seize, grab, get hold of
Bir kimsenin gitmesini engellemek; durdurmak, enselemek, Bir kimseyi veya bir şeyi elle tutmak, Belirlemek, anlamak, Belirlemek, anlamak:"Kız onun zayıf damarını yakalamıştı."- T. Buğra, Arayarak veya rastlantı sonucu bulup bağlantı kurmak, Söz, bakış veya işareti fark etmek, Birdenbire etkisi altına almak, Kaçan kimseyi ele geçirmek, derdest etmek, Bir kimseyi veya bir şeyi elle tutmak:"Üç ince dalı birleştirerek sıkıca yakaladım."- R. H. Karay, Bir kimsenin gitmesini engellemek, durdurmak:"Bu defa Tevfik'i dükkânın kapısında yakaladılar, aynı şeyi ona açtılar."- H. E. Adıvar, Bir kimseyi hoşa gitmeyecek bir durumda bulmak, bir kimsenin suçu ortaya çıkmak, Bir kimsenin suçluluğunu gösteren söz, bakış veya işareti fark etmek, Arayarak veya rastlantı sonucu bulup bağlantı kurmak:"Zehra, Yorgaki'nin müziğini herhangi bir yerinden yakalıyor."- A. İlhan, Yakalamak işi, Sanığın yargıç kararı olmaksızın hürriyetinin kısıtlanmasını doğuran koruma önlemi, Sanığın yargıç kararı olmaksızın hürriyetinin kısıtlanmasını doğuran koruma önlemi:"Yakalama veya tutuklama sebepleri ... hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir."- Anayasa,
69
Bir kimsenin gitmesini engellemek; durdurmak
ts
70
enselemek
ts
71
Bir kimseyi veya bir şeyi elle tutmak
ts
72
Belirlemek, anlamak
ts
73
Belirlemek, anlamak:"Kız onun zayıf damarını yakalamıştı."- T. Buğra
ts
74
Arayarak veya rastlantı sonucu bulup bağlantı kurmak
ts
75
Söz, bakış veya işareti fark etmek
ts
76
Birdenbire etkisi altına almak
ts
77
Kaçan kimseyi ele geçirmek, derdest etmek
ts
78
Bir kimseyi veya bir şeyi elle tutmak:"Üç ince dalı birleştirerek sıkıca yakaladım."- R. H. Karay
ts
79
Bir kimsenin gitmesini engellemek, durdurmak:"Bu defa Tevfik'i dükkânın kapısında yakaladılar, aynı şeyi ona açtılar."- H. E. Adıvar
ts
80
Bir kimseyi hoşa gitmeyecek bir durumda bulmak, bir kimsenin suçu ortaya çıkmak
ts
81
Bir kimsenin suçluluğunu gösteren söz, bakış veya işareti fark etmek
ts
82
Arayarak veya rastlantı sonucu bulup bağlantı kurmak:"Zehra, Yorgaki'nin müziğini herhangi bir yerinden yakalıyor."- A. İlhan
ts
83
yakalama
Yakalamak işi
ts
84
yakalama
Sanığın yargıç kararı olmaksızın hürriyetinin kısıtlanmasını doğuran koruma önlemi
ts
85
yakalama
Sanığın yargıç kararı olmaksızın hürriyetinin kısıtlanmasını doğuran koruma önlemi:"Yakalama veya tutuklama sebepleri ... hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir."- Anayasa
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada yakalamak kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. yakalamak kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan yakalamak kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.