shipping, transport, hauling, traction, removal, freight, porting, truckage, convey, transportation, migration, portage, haulage, cargo, haul, conduction, conveyance, transit, carrying, tote, movement, shipment, lift, move, transfer, carry, handling, transmission, carriage, carriage, transport, transmission, conduction, haulage, bear, relocate, to carry; to transport, to convey, to ferry; to wear; to bear, remove, put across, wear, cart, carryon, lug, run, stanchion, sustain, support, hump, transport by, coach, bring away, ferry, get up, bring in through, handle, to bear, carry, possess (a name, etc.): Çocuk dedesinin adını taşıyor. The child bears his grandfather's name, (iterek) walk, (omuzunda vb) ride, bear away, carry away, (sular) wash, to transfer, to carry (something) (on one's person): Ahmet silah taşıyor. Ahmet's carrying a gun, to bear, endure, put up with, to bear, support, or hold up (a weight, a load): Bu dal beni taşımaz. This branch won't bear my weight, move , transport, to carry, transport (something) from (one place) to (another),
TRANSPORT, Taşımak işi, Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek:"Hastayı ekseriya yakın kasabaya kadar sırtta taşırlardı."- S. F. Abasıyanık. Üstünde bulundurmak:"Boynunda asılmış gümüş bir köstek taşırdı."- Y. K. Beyatlı, Ağırlığını yüklenmek, Sıvı maddeleri bir yerden başka bir yere aktarmak, Duymak, hissetmek, Üstünde bulundurmak, Giymek, Duymak, hissetmek:"İçlerinde her şeye karşılık bir suçluluk duygusu taşırlar."- T. Dursun K, Sıvı maddeleri bir yerden başka bir yere boru, kanal vb. ile aktarmak, Bir nesnenin ağırlığını yüklenmek:"Değirmenin üstünde ise değirmen koluyla birleşen çarkı taşıyan bir çanak bulunur."- S. Birsel, Giymek:"Devlet üniforması taşıyordu."- H. Taner, Sahip olmak, özellik olarak bulundurmak, Katlanmak, üstlenmek, yüklenmek, çekmek, Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek,
64
TRANSPORT Hukuk
ts
65
Taşımak işi
ts
66
taşımak
Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek:"Hastayı ekseriya yakın kasabaya kadar sırtta taşırlardı."- S. F. Abasıyanık. Üstünde bulundurmak:"Boynunda asılmış gümüş bir köstek taşırdı."- Y. K. Beyatlı
ts
67
taşımak
Ağırlığını yüklenmek
ts
68
taşımak
Sıvı maddeleri bir yerden başka bir yere aktarmak
ts
69
taşımak
Duymak, hissetmek
ts
70
taşımak
Üstünde bulundurmak
ts
71
taşımak
Giymek
ts
72
taşımak
Duymak, hissetmek:"İçlerinde her şeye karşılık bir suçluluk duygusu taşırlar."- T. Dursun K
ts
73
taşımak
Sıvı maddeleri bir yerden başka bir yere boru, kanal vb. ile aktarmak
ts
74
taşımak
Bir nesnenin ağırlığını yüklenmek:"Değirmenin üstünde ise değirmen koluyla birleşen çarkı taşıyan bir çanak bulunur."- S. Birsel
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada taşıma kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. taşıma kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan taşıma kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.