İngilizce - Türkçe çeviri
Related:
acil durum çalışma u..
adil olmayan çalışma..
adil olmayan çalışma..
akıntıya karşı çalış..
asgari çalışma süres..
askeri komuta kontro..
Askeri Muhabere-Elek..
avarada / rölantide ..
avara çalışma
Avrupa Yaşam ve Çalı..
azami çalışma saati ..
az çalışma gerektire..
ağır çalışma gerekti..
bakanlararası çalışm..
bankaya çalışma müsa..
banka çalışma saati
banka çalışma saatle..
banka çalışma saatle..
barış zamanı çalışma..
başarıyla çalışma te..
Başkanın çalışma oda..
bedensel çalışma
belirsiz aralarla iş..
benzemeye çalışma
beraber çalışma
beyaz fosfor; Çalışm..
bilfiil çalışma saat..
bir kişi ya da şeyin..
bir saatlik çalışma
bir çalışma sözleşme..
çalışma arkadaşı
çalışma bakanlığı
çalışma belgesi
çalışma durumu
çalışma düzeni
çalışma gücü
çalışma günü
çalışma hakkı
çalışma halinde
çalışma koşulları
çalışma kuralları
çalışma masası
çalışma mekanizması
çalışma modu
çalışma müsaadesi
çalışma noktası
çalışma odası
çalışma oranı
çalışma ortamı
çalışma planı
çalışma prensibi
çalışma programı
çalışma psikolojisi
çalışma saati
çalışma saatleri
çalışma saatleri def..
çalışma saatlerini y..
çalışma talimatı
çalışma tarzı
çalışma usulü
çalışma verimi
çalışma ve sosyal gü..
çalışma ve sosyal gü..
çalışma yapmak
çalışma yası
çalışma yeri
çalışma yürütmek
çalışma zamanı
çalışma şartları
çalışma şekli
 
çalışmaadd into favorites
TR    

study, practice, exercise, workout, working, work, working, labour, labor; running, working, operation; study; training, priming, in working, slaving, labor, training, work, running, praxis, human activity, starting, employment, job, job of work, endeavor, operational test, start, mission, movement, reading, workings, execution, effort, studying, labour, work, working, labour, work, gear, labour [Brit.], action, study, studying. Ç, operate, serve, go, function, endeavour, struggle, practise, (for a machine) to operate, run, work, go. çalışıp çabalamak to try hard, do all one can, start up, come on, yoke, to try or strive (to do something), go out of action, tick, run, ( e) aim, aim at, (mekanizma) catch, (yapmaya) try, to work, to labour, to labor; to study; to try, to strive, to attempt, to eneavour, to seek; to run, to work, to operate, to function, to go; (araba, motor) to start, (motor) start, (motor vb.) fire,

1 study  isim     ts
2 practice     ts
3 exercise     ts
4 workout     ts
5 working  isim     ts
6 work, working, labour, labor; running, working, operation; study; training     ts
7 priming     ts
8 in working     ts
9 slaving     ts
10 labor     ts
11 training  isim     ts
12 work  isim     ts
13 running  isim     ts
14 praxis  isim     ts
15 human activity     ts
16 starting  isim     ts
17 employment     ts
18 job     ts
19 job of work     ts
20 endeavor     ts
21 operational test     ts
22 start     ts
23 mission     ts
24 movement     ts
25 reading     ts
26 workings     ts
27 execution  Bilgisayar     ts
28 effort  Askeri     ts
29 studying  isim     ts
30 labour     ts
31 work, working     ts
32 labour, work  Hukuk     ts
33 gear     ts
34 labour [Brit.]     ts
35 action     ts
36 study, studying. Ç     ts
37çalışmak operate     ts
38çalışmak serve  fiil     ts
39çalışmak go     ts
40çalışmak function  fiil     ts
41çalışmak endeavour  isim     ts
42çalışmak struggle  fiil     ts
43çalışmak practise  fiil     ts
44çalışmak (for a machine) to operate, run, work, go. çalışıp çabalamak to try hard, do all one can     ts
45çalışmak start up     ts
46çalışmak come on     ts
47çalışmak yoke     ts
48çalışmak to try or strive (to do something)     ts
49çalışmak go out of action  deyim     ts
50çalışmak tick     ts
51çalışmak run     ts
52çalışmak ( e) aim     ts
53çalışmak aim at     ts
54çalışmak (mekanizma) catch     ts
55çalışmak (yapmaya) try     ts
56çalışmak to work, to labour, to labor; to study; to try, to strive, to attempt, to eneavour, to seek; to run, to work, to operate, to function, to go; (araba, motor) to start     ts
57çalışmak (motor) start     ts
58çalışmak (motor vb.) fire     ts
More results

Çalışmak işi, emek, sa'y, Çalışmak işi, emek, say:"Kendilerine iyi bir çalışma fırsatı verdim."- Y. K. Karaosmanoğlu, Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün, İşe başlama saati, Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi, Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması, İş üzerinde bulunmak, İşe yarar durumda olmak veya işlemekte bulunmak, Bir şeyi yapmak için gereken çarelere başvurmak, o şeyi gerçekleştirmek için kendini zorlamak, çaba harcamak, İşi veya görevi olmak, Bir şeyi öğrenmek veya yapmak için emek vermek, Makine veya aletler işe yarar durumda olmak veya işlemekte bulunmak, Bir şeyi oluşturmak veya ortaya çıkarmak için emek harcamak. İşi veya görevi olmak, bulunmak:"Kışları onun mandırasında çalışıyor."- H. Taner, Bir şeyi yapmak için gereken çarelere başvurmak, o şeyi gerçekleştirmek için kendini zorlamak, çaba harcamak:"Olduğundan fazla yaşlı görünmeye çalıştığını sezdim."- R. H. Karay, Bir şeyi öğrenmek veya yapmak için emek vermek:"Dar ve sapa yollardan hızla yürümeğe çalışıyorduk."- A. H. Tanpınar, Bir şeyi oluşturmak veya ortaya çıkarmak için emek harcamak,

59 Çalışmak işi, emek, sa'y     ts
60 Çalışmak işi, emek, say:"Kendilerine iyi bir çalışma fırsatı verdim."- Y. K. Karaosmanoğlu     ts
61 Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün     ts
62 İşe başlama saati     ts
63 Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi     ts
64 Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması     ts
65çalışmak İş üzerinde bulunmak     ts
66çalışmak İşe yarar durumda olmak veya işlemekte bulunmak     ts
67çalışmak Bir şeyi yapmak için gereken çarelere başvurmak, o şeyi gerçekleştirmek için kendini zorlamak, çaba harcamak     ts
68çalışmak İşi veya görevi olmak     ts
69çalışmak Bir şeyi öğrenmek veya yapmak için emek vermek     ts
70çalışmak Makine veya aletler işe yarar durumda olmak veya işlemekte bulunmak     ts
71çalışmak Bir şeyi oluşturmak veya ortaya çıkarmak için emek harcamak. İşi veya görevi olmak, bulunmak:"Kışları onun mandırasında çalışıyor."- H. Taner     ts
72çalışmak Bir şeyi yapmak için gereken çarelere başvurmak, o şeyi gerçekleştirmek için kendini zorlamak, çaba harcamak:"Olduğundan fazla yaşlı görünmeye çalıştığını sezdim."- R. H. Karay     ts
73çalışmak Bir şeyi öğrenmek veya yapmak için emek vermek:"Dar ve sapa yollardan hızla yürümeğe çalışıyorduk."- A. H. Tanpınar     ts
74çalışmak Bir şeyi oluşturmak veya ortaya çıkarmak için emek harcamak     ts
More results


blog comments powered by Disqus

Word of the day




Sözlük . Dictionary . Wörterbuch . λεξικό . Diccionario . 字典 . словарь . Dictionnaire . القاموس . Dizionario . מילון . Matokeo . واژه نامه . 辞書
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada çalışma kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. çalışma kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan çalışma kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.

© 1999-2012 SesliSozluk™
sesli sözlük ltd. şti.