İngilizce - Türkçe çeviri
Related:
aktarmasına yetişmek
aktarma trenine yeti..
arkasından yetişmek
başka bir arabaya ye..
birine yetişmek
birinin düzeyine yet..
bol yetişmek
dakikası dakikasına ..
dar yetişmek barely
Hızır gibi yetişmek
imdada yetişmek
imdadına yetişmek
imdata yetişmek
kapalı yetişmek
külfetli şekilde yet..
kıtı kıtına yetişmek
rakiplere yetişmek
son anda yetişmek
son dakikada yetişme..
trene yetişmek
ucu ucuna yetişmek
uçağa yetişmek
yardımına yetişmek
yetişmek (yetmek)
yetişmek için acele ..
çekirdekten yetişmek
 
yetişmekadd into favorites
TR    

catch, catch up, get, reach, keep up with, draw up, overtake, to reach, to attain; to catch; to catch sb up, to catch up (with sb); to keep up (with sb/sth); to suffice; to grow; to grow up, to be brought up; to come to the help of, do, suffice, equal, pull up to, pull up with, catch up on, run smb. close, pull up, grow, hand up, come up with, extend, range, train, be brought up, to be brought up, attain to, grow up, brought up, get on for, keep up, to reach, get up to, get as far as: Boyum o rafa yetişmez. I'm not tall enough to reach that shelf. Bu ip ikinci kata kadar yetişir. This rope'll reach the second floor, to suffice, be sufficient, be enough, (for a plant) to grow: Manolyalar burada iyi yetişir. Magnolias grow well here, (for a person or animal) to grow up, be raised, to arrive in time (to help one); to come to one's aid in time, (for something) to be ready or finished by (a specified time), to catch, make, get to (a place) in time; to be in time for: Sekiz buçuk vapuruna yetişebildim. I was able to make the eight-thirty boat, to catch up with, go fast enough to join, to be educated: Cem, Galatasaray'dan yetişti. Cem was educated at Galatasaray, to be able to do, manage to do (a specified amount of work), to be old enough to have known, have been born in time to know; to live long enough to know: Ne günlere yetiştik! What times have I lived to see! O büyükbabasına yetişemedi. He wasn't born in time to know his grandfather. Yetiş!/Yetişin! Help! Yetişme! I hope you die! Yetişmeyesi! I hope he dies!, upbringing, cultivation, nurture,

1 catch  fiil     ts
2 catch up     ts
3 get     ts
4 reach  fiil     ts
5 keep up with     ts
6 draw up     ts
7 overtake  fiil     ts
8 to reach, to attain; to catch; to catch sb up, to catch up (with sb); to keep up (with sb/sth); to suffice; to grow; to grow up, to be brought up; to come to the help of     ts
9 do     ts
10 suffice     ts
11 equal  fiil     ts
12 pull up to     ts
13 pull up with     ts
14 catch up on     ts
15 run smb. close     ts
16 pull up     ts
17 grow  fiil     ts
18 hand up     ts
19 come up with     ts
20 extend     ts
21 range     ts
22 train     ts
23 be brought up     ts
24 to be brought up     ts
25 attain to     ts
26 grow up     ts
27 brought up     ts
28 get on for     ts
29 keep up     ts
30 to reach, get up to, get as far as: Boyum o rafa yetişmez. I'm not tall enough to reach that shelf. Bu ip ikinci kata kadar yetişir. This rope'll reach the second floor     ts
31 to suffice, be sufficient, be enough     ts
32 (for a plant) to grow: Manolyalar burada iyi yetişir. Magnolias grow well here     ts
33 (for a person or animal) to grow up, be raised     ts
34 to arrive in time (to help one); to come to one's aid in time     ts
35 (for something) to be ready or finished by (a specified time)     ts
36 to catch, make, get to (a place) in time; to be in time for: Sekiz buçuk vapuruna yetişebildim. I was able to make the eight-thirty boat     ts
37 to catch up with, go fast enough to join     ts
38 to be educated: Cem, Galatasaray'dan yetişti. Cem was educated at Galatasaray     ts
39 to be able to do, manage to do (a specified amount of work)     ts
40 to be old enough to have known, have been born in time to know; to live long enough to know: Ne günlere yetiştik! What times have I lived to see! O büyükbabasına yetişemedi. He wasn't born in time to know his grandfather. Yetiş!/Yetişin! Help! Yetişme! I hope you die! Yetişmeyesi! I hope he dies!     ts
41yetişme upbringing     ts
42yetişme cultivation     ts
43yetişme nurture     ts
More results

MEBLAĞ, EDD, ulaşmak, büyümek, üremek, HAZB, NÜVBE, MUSADEFE, LEHAK, İş görebilecek yaşa gelmek, büyümek, Eğitim görmüş olmak, öğrenmek, gelişmek, Yardım etmek, yardımına koşmak, Üremek, büyümek, olmak, Değmek, uzanıp dokunabilmek, Vakit bulmak, yapabilmek, Bir işe başlamış olanlara veya gidenlere sonradan katılmak:"Kadınlar, derme çatma ayakkabılarıyla onlara zor yetişebiliyorlardı."- Y. K. Karaosmanoğlu, Vaktinde varmak, vaktinde bulunmak:"Öteki tünelle gelseler de vapura yetişeceklerini bilirlerdi."- A. Ş. Hisar, Ulaşmak, ermek, vasıl olmak:"Gâvur Ali kahvedeki cemaate hiçbir şey söylemeden küçük çobanla uzaklaştı, bir nefeste ağıla yetişti."- Ö. Seyfettin, Vaktinde tamam olmak, bitmek, hazırlanmak, hazır olmak, Yetmek, yeter olmak, kâfi gelmek, Bir zamanda yaşamış olmak, bir zamanı veya kimseyi görmüş olmak:"Bol zamanına yetişti de, ben onu böyle şımarık büyüttüm."- P. Safa. Üremek, büyümek, olmak:"Şu Marmara kıyılarında o sene bol meyve yetişmişti."- S. F. Abasıyanık, Vaktinde varmak, vaktinde bulunmak, Bir işe başlamış olanlara veya gidenlere sonradan katılmak, Tamam olmak, bitmek, hazırlanmak, hazır olmak, Ulaşmak, ermek, vasıl olmak, Eğitim görmüş olmak, öğrenmek, gelişmek:"İşte bu kadronun içinde yetişecektim ben."- Y. Z. Ortaç. İş görebilecek yaşa gelmek, büyümek, Yardım etmek, yardımına koşmak:"Tam o sırada talih imdadıma yetişti."- R. H. Karay, Bir zamanda yaşamış olmak, bir zamanı veya kimseyi görmüş olmak, gelme, İSTİKFAF, İNKİŞAF, VEFA, Yetişmek işi,

44 MEBLAĞ     ts
45 EDD     ts
46 ulaşmak     ts
47 büyümek     ts
48 üremek     ts
49 HAZB     ts
50 NÜVBE     ts
51 MUSADEFE     ts
52 LEHAK     ts
53 İş görebilecek yaşa gelmek, büyümek     ts
54 Eğitim görmüş olmak, öğrenmek, gelişmek     ts
55 Yardım etmek, yardımına koşmak     ts
56 Üremek, büyümek, olmak     ts
57 Değmek, uzanıp dokunabilmek     ts
58 Vakit bulmak, yapabilmek     ts
59 Bir işe başlamış olanlara veya gidenlere sonradan katılmak:"Kadınlar, derme çatma ayakkabılarıyla onlara zor yetişebiliyorlardı."- Y. K. Karaosmanoğlu     ts
60 Vaktinde varmak, vaktinde bulunmak:"Öteki tünelle gelseler de vapura yetişeceklerini bilirlerdi."- A. Ş. Hisar     ts
61 Ulaşmak, ermek, vasıl olmak:"Gâvur Ali kahvedeki cemaate hiçbir şey söylemeden küçük çobanla uzaklaştı, bir nefeste ağıla yetişti."- Ö. Seyfettin     ts
62 Vaktinde tamam olmak, bitmek, hazırlanmak, hazır olmak     ts
63 Yetmek, yeter olmak, kâfi gelmek     ts
64 Bir zamanda yaşamış olmak, bir zamanı veya kimseyi görmüş olmak:"Bol zamanına yetişti de, ben onu böyle şımarık büyüttüm."- P. Safa. Üremek, büyümek, olmak:"Şu Marmara kıyılarında o sene bol meyve yetişmişti."- S. F. Abasıyanık     ts
65 Vaktinde varmak, vaktinde bulunmak     ts
66 Bir işe başlamış olanlara veya gidenlere sonradan katılmak     ts
67 Tamam olmak, bitmek, hazırlanmak, hazır olmak     ts
68 Ulaşmak, ermek, vasıl olmak     ts
69 Eğitim görmüş olmak, öğrenmek, gelişmek:"İşte bu kadronun içinde yetişecektim ben."- Y. Z. Ortaç. İş görebilecek yaşa gelmek, büyümek     ts
70 Yardım etmek, yardımına koşmak:"Tam o sırada talih imdadıma yetişti."- R. H. Karay     ts
71 Bir zamanda yaşamış olmak, bir zamanı veya kimseyi görmüş olmak     ts
72Yetişme gelme     ts
73Yetişme İSTİKFAF     ts
74Yetişme İNKİŞAF     ts
75Yetişme VEFA     ts
76yetişme Yetişmek işi     ts
More results


blog comments powered by Disqus

Günün Kelimesi




Sözlük . Dictionary . Wörterbuch . λεξικό . Diccionario . 字典 . словарь . Dictionnaire . القاموس . Dizionario . מילון . Matokeo . واژه نامه . 辞書
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada yetismek kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. yetismek kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan yetismek kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.

© 1999-2012 SesliSozluk™
sesli sözlük ltd. şti.