side, flank, side; direction; place; auxiliary, subsidiary; askew, sidelong, collateral, lateral, by side, wall, neighbour, burned, sideward, subordinate, flanking, sidelong, parietal, glowing, glow, part, neighbouring, para, party, sidewise, auxiliary, subsidiary, astray, rakish, direction, place, laterality, asquint, by, bye, aslant, awry, (a) side, neighborhood, vicinity, diggings: O yanlarda oturuyor. He lives in that area, ancillary, secondary, lateral, side, located at or towards a side, in comparison with, alongside of: Hüsnü, Zühtü'nün yanında bir sıfırdır. Hüsnü's nothing compared to Zühtü, part (of one's body): Her yanım ağrıyor. I ache all over, direction (line or course extending away from a given point), aspect, side (of a matter), with; alongside, alongside of: Yanına hiç para alma! Don't take any money with you! Yanımda çalışıyor. He works alongside me,
f. Hastanın sayıklaması, HİZVE, kenar, nezt, İstekleri karşıt olan iki kişiden veya topluluktan biri, Savaş düzenindeki ordunun iki kanadından her biri, Üstte, altta, arkada veya önde olmayan, İkinci derece olan, Ciltlenecek bir kitabın başına ve sonuna yerleştirilen beyaz ya da renkli kağıda verilen ad, Hastanın sayıklaması, Bedenin bir bölümü, Tali, Üst, Bir yana yönelerek, Bedenin bir bölümü. Üstte, altta, arkada veya önde olmayan, Birlikte, beraberinde olma:"Bir ara acıkıp yanlarında getirdikleri ekmek peyniri yediler."- N. Cumalı, Yön, sağ ve solun ortak adı, taraf:"Yaşlı garson yanımıza geldi."- Y. K. Karaosmanoğlu, Bir denklemde "=" işaretiyle ayrılmış olan iki anlatımdan her biri, Tali:"Siyasi partiler kadın kolu, gençlik kolu ve benzeri şekilde ayrıcalık yaratan yan kuruluşlar meydana getiremezler."- Anayasa, Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü:"Yolcuların girdiği iskele yanından kendini denize attı."- M. Ş. Esendal, Yer, Yön, sağ ve solun ortak adı, taraf, Ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü, Birlikte, beraberinde olma,
46
f. Hastanın sayıklaması
ts
47
HİZVE
ts
48
kenar
ts
49
nezt
ts
50
İstekleri karşıt olan iki kişiden veya topluluktan biri
ts
51
Savaş düzenindeki ordunun iki kanadından her biri
ts
52
Üstte, altta, arkada veya önde olmayan
ts
53
İkinci derece olan
ts
54
Ciltlenecek bir kitabın başına ve sonuna yerleştirilen beyaz ya da renkli kağıda verilen ad
ts
55
Hastanın sayıklaması
ts
56
Bedenin bir bölümü
ts
57
Tali
ts
58
Üst
ts
59
Bir yana yönelerek
ts
60
Bedenin bir bölümü. Üstte, altta, arkada veya önde olmayan
ts
61
Birlikte, beraberinde olma:"Bir ara acıkıp yanlarında getirdikleri ekmek peyniri yediler."- N. Cumalı
ts
62
Yön, sağ ve solun ortak adı, taraf:"Yaşlı garson yanımıza geldi."- Y. K. Karaosmanoğlu
ts
63
Bir denklemde "=" işaretiyle ayrılmış olan iki anlatımdan her biri
ts
64
Tali:"Siyasi partiler kadın kolu, gençlik kolu ve benzeri şekilde ayrıcalık yaratan yan kuruluşlar meydana getiremezler."- Anayasa
ts
65
Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü:"Yolcuların girdiği iskele yanından kendini denize attı."- M. Ş. Esendal
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada yan kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. yan kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan yan kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.