break, crack, break up, offend, break down, destroy, touch, hurt, breach, bust, give offense, cut, goffer, dampen, beak, snap, bruise, turn, prize, pain, fold, knap, crush, discount, crease, exterminate, clean up, smash, kill, swerve, sting, put smb.'s nose out of joint, rive, pique, outrage, lacerate, ruffle smb.'s feelings, rupture, split, stave in, snap off, disservice, shatter, distort, fracture, slang to run away, clear out, make tracks. Kır boynunu! (Konuşma Dili) Scram!/Beat it! kırıp dökmek to destroy, break. kırıp geçirmek, (direnç) bear down, put off, (cesaret) freeze, (fiyat) reduce, (kibir) vanquish, to reduce (a price), (for war, disease) to kill, cut down, to break, destroy (one's resistance, strength, pride, or desire), to fold (printed sheets), to offend, hurt, backgammon to win (an opponent's piece), to offend (someone) greatly, to wipe out, destroy utterly, to mitigate, abate, break (the severity of a cold spell, the unpleasant effects of something), to turn (a rudder, steering wheel) sharply to one side, to crush; to grind coarsely, to chop or split (wood), (senet) discount, (rekor) set up, (okul) skip, (odun) chop, (umut) blight, quench, to break, to snap, to smash, to shatter, to fracture, to bust; to fold, to pleat, to crease; to hurt, to offend, to break one's heart; to kill, to destroy, to exterminate; to turn (a steering wheel, etc.) to one side; (tavlada) to take; (para) to clean (s, (ışın) refract, (ümidini) chill, to make (people) split their sides laughing. kıran kırana (fighting) savagely, with no holds barred; with might and main. kırdığı koz kırkı/bini aşmak to make one gaffe after another, injury, mongrel, crossbred, pleat, half breed, laceration, hybrid, breaking, crushing, unblooded, underbred, half-breed, breakage, lysis, chamfer, mestizo, (animal) of mixed breed, breech-loading, folding (of printed sheets), folding, collapsible, breaking, fracture; pleat; groats; mongrel, half-breed; hybrid; (silah) collapsible, folding, breaking, break, groats, folding, folded, shattering, cross, plait,
1
break fiil
ts
2
crack
ts
3
break up
ts
4
offend fiil
ts
5
break down
ts
6
destroy
ts
7
touch
ts
8
hurt fiil
ts
9
breach fiil
ts
10
bust
ts
11
give offense
ts
12
cut fiil
ts
13
goffer
ts
14
dampen fiil
ts
15
beak Tekstil
ts
16
snap fiil
ts
17
bruise
ts
18
turn
ts
19
prize
ts
20
pain
ts
21
fold
ts
22
knap
ts
23
crush
ts
24
discount
ts
25
crease
ts
26
exterminate
ts
27
clean up
ts
28
smash
ts
29
kill
ts
30
swerve
ts
31
sting fiil
ts
32
put smb.'s nose out of joint
ts
33
rive fiil
ts
34
pique fiil
ts
35
outrage fiil
ts
36
lacerate fiil
ts
37
ruffle smb.'s feelings
ts
38
rupture fiil
ts
39
split fiil
ts
40
stave in
ts
41
snap off fiil
ts
42
disservice
ts
43
shatter fiil
ts
44
distort
ts
45
fracture fiil
ts
46
slang to run away, clear out, make tracks. Kır boynunu! (Konuşma Dili) Scram!/Beat it! kırıp dökmek to destroy, break. kırıp geçirmek
ts
47
(direnç) bear down
ts
48
put off
ts
49
(cesaret) freeze
ts
50
(fiyat) reduce
ts
51
(kibir) vanquish
ts
52
to reduce (a price)
ts
53
(for war, disease) to kill, cut down
ts
54
to break, destroy (one's resistance, strength, pride, or desire)
ts
55
to fold (printed sheets)
ts
56
to offend, hurt
ts
57
backgammon to win (an opponent's piece)
ts
58
to offend (someone) greatly
ts
59
to wipe out, destroy utterly
ts
60
to mitigate, abate, break (the severity of a cold spell, the unpleasant effects of something)
ts
61
to turn (a rudder, steering wheel) sharply to one side
ts
62
to crush; to grind coarsely
ts
63
to chop or split (wood)
ts
64
(senet) discount
ts
65
(rekor) set up
ts
66
(okul) skip
ts
67
(odun) chop
ts
68
(umut) blight
ts
69
quench
ts
70
to break, to snap, to smash, to shatter, to fracture, to bust; to fold, to pleat, to crease; to hurt, to offend, to break one's heart; to kill, to destroy, to exterminate; to turn (a steering wheel, etc.) to one side; (tavlada) to take; (para) to clean (s
ts
71
(ışın) refract
ts
72
(ümidini) chill
ts
73
to make (people) split their sides laughing. kıran kırana (fighting) savagely, with no holds barred; with might and main. kırdığı koz kırkı/bini aşmak to make one gaffe after another
Azaltmak, indirmek:"Firma verdiği teklif fiyatını son dakikada bir yüzde yirmi daha kırıyordu."- H. Taner, LESM, LA'LAA, KASF, RETM, RİSM, TEHZİ', TAVSİM, TAHH, HİŞAM, HEZ', FEKK, FEŞK, GAZF, CEŞŞ, HEDK, HESR, HESM, HEMS, TEHŞİM, VATS, faks, GAZN, ŞA'B, kesr, VEHT, VEŞZ, VİTAS, Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek, incitmek, Vücut kemiklerinden birini parçalamak:"Ayol, yapma, gel, düşüp bir yerini kıracaksın!"- O. C. Kaygılı, Tahılı iri ve kaba öğütmek, Hareket durumundaki canlının veya taşıtın yönünü değiştirmek, çevirmek, döndürmek:"Ne tarafa doğru meyil varsa, gidonu o tarafa doğru kıracaksınız ki, bisiklet doğrulsun."- B. Felek, Kaçmak, uzaklaşmak, Tavla gibi oyunlarda karşı oyuncunun pulunu oyun dışında bırakmak, Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek, incitmek:"Sizin hatırınızı kırmamak için, işte gelip misafir oluyorum; fakat bu yaşımda misafirle uğraşacak halim yok."- H. Z. Uşaklıgil, Belirli bir biçimde katlamak. Öldürmek, yok olmasına sebep olmak, Gücünü, etkisini azaltmak:"Birkaç gün evvel yağan yağmur sıcağı kırmamış."- B. Felek, Yok etmek, Değerinden düşük fiyata almak, Daha iyi bir sonuç elde etmek:"Tam en az elli bin satıp rekor kıracak."- A. Gündüz, Vurarak veya ezerek parçalamak, Karşı oyuncunun pulunu oyun dışında bırakmak, Vücut kemiklerinden birini parçalamak, İri ve kaba öğütmek, Hareket durumundaki canlının veya taşıtın yönünü değiştirmek, çevirmek, döndürmek, Gücünü, etkisini azaltmak, Azaltmak, indirmek, İri parçalara ayırmak, Belirli bir biçimde katlamak, Öldürmek, yok olmasına sebep olmak, Daha iyi bir sonuç elde etmek, Melez, Basılı kâğıtları forma durumuna getirmek için belli yerlerinden bükme ve katlama işi, Ortasından kırılarak doldurulan (çifte veya tüfek):"Mustafa, kırma tüfeğe bir kurşun sürdü."- Y. Kemal, Kırılmış veya dövülmüş tahıl, Yabancı etkilerle özgün niteliğini yitirmiş olan, Kumaşı katlayarak yapılan giysi süsü, pili, Değişik ırklara sahip ana babadan doğmuş olan kimse, iki farklı cins köpeğin çiftleşmesinden olan köpek, Melez, kırma, Kırmak işi, Değişik türden hayvan veya bitkiden üremiş, Soyu karışmış, azma, melez, metis, Ortasından kırılarak doldurulan (çifte veya tüfek),
102
Azaltmak, indirmek:"Firma verdiği teklif fiyatını son dakikada bir yüzde yirmi daha kırıyordu."- H. Taner
ts
103
LESM
ts
104
LA'LAA
ts
105
KASF
ts
106
RETM
ts
107
RİSM
ts
108
TEHZİ'
ts
109
TAVSİM
ts
110
TAHH
ts
111
HİŞAM
ts
112
HEZ'
ts
113
FEKK
ts
114
FEŞK
ts
115
GAZF
ts
116
CEŞŞ
ts
117
HEDK
ts
118
HESR
ts
119
HESM
ts
120
HEMS
ts
121
TEHŞİM
ts
122
VATS
ts
123
faks
ts
124
GAZN
ts
125
ŞA'B
ts
126
kesr
ts
127
VEHT
ts
128
VEŞZ
ts
129
VİTAS
ts
130
Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek, incitmek
ts
131
Vücut kemiklerinden birini parçalamak:"Ayol, yapma, gel, düşüp bir yerini kıracaksın!"- O. C. Kaygılı
ts
132
Tahılı iri ve kaba öğütmek
ts
133
Hareket durumundaki canlının veya taşıtın yönünü değiştirmek, çevirmek, döndürmek:"Ne tarafa doğru meyil varsa, gidonu o tarafa doğru kıracaksınız ki, bisiklet doğrulsun."- B. Felek
ts
134
Kaçmak, uzaklaşmak
ts
135
Tavla gibi oyunlarda karşı oyuncunun pulunu oyun dışında bırakmak
ts
136
Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek, incitmek:"Sizin hatırınızı kırmamak için, işte gelip misafir oluyorum; fakat bu yaşımda misafirle uğraşacak halim yok."- H. Z. Uşaklıgil
ts
137
Belirli bir biçimde katlamak. Öldürmek, yok olmasına sebep olmak
ts
138
Gücünü, etkisini azaltmak:"Birkaç gün evvel yağan yağmur sıcağı kırmamış."- B. Felek
ts
139
Yok etmek
ts
140
Değerinden düşük fiyata almak
ts
141
Daha iyi bir sonuç elde etmek:"Tam en az elli bin satıp rekor kıracak."- A. Gündüz
ts
142
Vurarak veya ezerek parçalamak
ts
143
Karşı oyuncunun pulunu oyun dışında bırakmak
ts
144
Vücut kemiklerinden birini parçalamak
ts
145
İri ve kaba öğütmek
ts
146
Hareket durumundaki canlının veya taşıtın yönünü değiştirmek, çevirmek, döndürmek
ts
147
Gücünü, etkisini azaltmak
ts
148
Azaltmak, indirmek
ts
149
İri parçalara ayırmak
ts
150
Belirli bir biçimde katlamak
ts
151
Öldürmek, yok olmasına sebep olmak
ts
152
Daha iyi bir sonuç elde etmek
ts
153
kırma
Melez
ts
154
kırma
Basılı kâğıtları forma durumuna getirmek için belli yerlerinden bükme ve katlama işi
ts
155
kırma
Ortasından kırılarak doldurulan (çifte veya tüfek):"Mustafa, kırma tüfeğe bir kurşun sürdü."- Y. Kemal
ts
156
kırma
Kırılmış veya dövülmüş tahıl
ts
157
kırma
Yabancı etkilerle özgün niteliğini yitirmiş olan
ts
158
kırma
Kumaşı katlayarak yapılan giysi süsü, pili
ts
159
kırma
Değişik ırklara sahip ana babadan doğmuş olan kimse
ts
160
kırma
iki farklı cins köpeğin çiftleşmesinden olan köpek
ts
161
kırma
Melez, kırma
ts
162
kırma
Kırmak işi
ts
163
kırma
Değişik türden hayvan veya bitkiden üremiş
ts
164
kırma
Soyu karışmış, azma, melez, metis
ts
165
kırma
Ortasından kırılarak doldurulan (çifte veya tüfek)
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada kırmak kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. kırmak kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan kırmak kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.