karşılıklı

listen to the pronunciation of karşılıklı
Turkish - English

Definition of karşılıklı in Turkish English dictionary

karşılık
response
karşılıklı
mutual

Find mutual interests, and you will get along with each other. - Karşılıklı çıkarlar bulursanız, birbirinizle anlaşırsınız.

We solved the problem by mutual concessions. - Biz karşılıklı ödünlerle sorunu çözdük.

karşılıklı
{s} reciprocal
karşılık
provision
karşılık
counterpart
karşılık
equivalent

A kilo of ketchup is equivalent to two kilos of tomatoes. - Bir kilo ketçap, iki kilo domatese karşılık gelir.

karşılık
reply

Marie blushed exceedingly, lowered her head, and made no reply. - Marie aşırı derecede kızardı, başını indirdi ve hiç karşılık vermedi.

karşılık
response, reaction; answer, response, reply, acknowledgement; reciprocity; equivalent, counterpart; recompense, compensation, allowance; reward, consideration
karşılıklı
(Askeri) bilateral
karşılık
{i} counter

He countered their proposal with a surprising suggestion. - O, onların teklifine şaşırtıcı bir öneri ile karşılık verdi.

karşılıklı
reciprocal, mutual; facing one another; corresponding; mutually; alternatively
karşılıklı
interactively
karşılık
payoff
karşılıklı
opposed
karşılık
remuneration
karşılıklı
mutual, reciprocal
karşılıklı
tete a tete
karşılık
{i} reward
karşılık
(Bilgisayar) feedback
karşılık
(Kanun) reserve
karşılık
(Ticaret) rejoinder
karşılık
(Ticaret) collateral
karşılık
price
karşılık
comeback
karşılık
(Ticaret) request
karşılık
(Havacılık) in turn
karşılıklı
synergic
karşılıklı
mutually

Norwegian, Swedish and Danish are mutually intelligible to a high degree. - Norveççe, İsveççe ve Danimarkaca karşılıklı olarak yüksek derecede anlaşılabilirdir.

Marriage should be mutually and infinitely educational. - Evlilik karşılıklı olarak ve son derece eğitici olmalı.

karşılık
quid pro quo
karşılık
cash cover
karşılık
retribution
karşılık
answerback
karşılık
repayment
karşılık
retort

He retorted immediately. - O, derhal karşılık verdi.

karşılık
redress
karşılık
riposte
karşılık
consideration
karşılıklı
reciprocating
karşılıklı
opposing
karşılıklı
reciprocatory
karşılıklı
reciprocative
karşılıklı
correlative
karşılıklı
{i} corresponding
karşılık
reciprocation
karşılıklı
countersigned
karşılıklı
alternate
karşılık
opposite, contrary
karşılık
return

Tom wanted something in return. - Tom karşılık olarak bir şey istedi.

What does Tom expect in return? - Tom karşılık olarak ne bekliyor?

karşılık
(Hukuk) set-off, counterpart
karşılık
response, reply
karşılık
recompense
karşılık
offset
karşılık
response, reaction
karşılık
bargain
karşılık
counterbalance
karşılık
amount paid; equivalent given in return
karşılık
payment
karşılık
equivalent (of a term)
karşılık
as against
karşılık
appropriation, designated fund
karşılık
provisions
karşılık
quittance
karşılık
answer

She knows better than to answer back to him. - Ona karşılık vermeyecek kadar akıllıdır.

The dog answers to the name John. - Köpek John adına karşılık veriyor.

karşılık
requital
karşılık
wages
karşılık
counterweigh
karşılık
allowance
karşılık
setoff
karşılık
quid
karşılık
feed back
karşılık
alternate
karşılıklı
conjugate
karşılıklı
opposite
karşılıklı
opposite, facing one another
karşılıklı
inter

They want to talk to you about areas of mutual interest. - Onlar karşılıklı ilgi alanları konusunda sizinle konuşmak istiyorlar.

Find mutual interests, and you will get along with each other. - Karşılıklı çıkarlar bulursanız, birbirinizle anlaşırsınız.

karşılıklı
(Hukuk) mutual Karşılıklı Adli Yardımlaşma Sözleşmesi MLA Sözleşmesi - Avrupa Birliğine Üye
karşılıklı
correspondent
Turkish - Turkish

Definition of karşılıklı in Turkish Turkish dictionary

Karşılık
annaç
Karşılık
mukabil
Karşılık
ivaz
Karşılık
(Osmanlı Dönemi) MÜCAZAT
Karşılıklı
mütekabil
Karşılıklı
zikzak
karşılık
Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele: "Haykırışlarına etraftan karşılık gelmiyordu."- H. R. Gürpınar
karşılık
Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel: "Bir buçuk aylığının karşılığı olan üç yüz lira hatırı sayılır bir para idi."- R. H. Karay
karşılık
Cevap, yanıt
karşılık
Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele
karşılık
Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat
karşılık
Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz
karşılık
Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel
karşılıklı
Birbirine karşı bulunan
karşılıklı
Birbirine karşı bulunan: "Salıncağın üzerinde karşılıklı ayakta duran kızlar, fıldır fıldır dönüyorlardı."- O. C. Kaygılı
karşılıklı
Birbiriyle ilgili olarak
karşılıklı
İki kişi veya iki topluluğun arasında geçen ve karşılaşılan harekete eş değer bir hareketle beliren, mütekabil
karşılıklı
Birbirlerine karşılık olarak: "Çevredeki halk ise iki olmuş, bir kısmı satana, öbürü alana yardım ediyor; karşılıklı bağrışıyorlar."- R. H. Karay
karşılıklı
Birbirlerine karşılık olarak
karşılıklı
Favorites