halka

listen to the pronunciation of halka
Turkish - English

Definition of halka in Turkish English dictionary

halk
public

Let's keep public places clean. - Halka açık yerleri temiz tutalım.

Please refrain from smoking in public places. - Lütfen halka açık yerlerde sigara içmekten imtina edin.

halk
folk

In the 1960s, folk music was very popular. - 1960'larda halk müziği çok popülerdi.

I used to like folk music. - Halk müziğinden hoşlanırdım.

<span class="word-self">halkaspan>
hoop
halk
(Hukuk) people

Some young Japanese people prefer being single to being married. - Bazı genç Japon halkı, bekar olmayı evli olmaya tercih ederler.

The British people in general are extremely fond of their pets. - İngiliz halkı genel olarak evcil hayvanlarına son derece düşkündür.

<span class="word-self">halkaspan>
link

The chain is no stronger than its weakest link. - Zincir en zayıf halkasından daha güçlü değildir.

The chain is no stronger than its weakest link. - Zincir en zayıf halkası kadar güçlüdür.

<span class="word-self">halkaspan>
circle

You've got dark circles under your eyes. - Senin gözlerinin altında mor halkalar var.

Tom has dark circles under his eyes. - Tom'un gözlerinin altında koyu renkli halkalar vardır.

halk
community

Tom went to community college. - Tom halk eğitim merkezine gitti.

Classes at the community center are free. - Halkevindeki sınıflar ücretsiz.

<span class="word-self">halkaspan>
{i} ring

I'll take onion rings instead of fries. - Patates kızartması yerine soğan halkaları alacağım.

What color is the far right ring on the Olympic flag? - Olimpiyat bayrağının en sağındaki halka ne renk?

<span class="word-self">halkaspan>
{i} round
halk
popular

Die Lorelei is a popular German folk song. - Lorelei bir popüler Alman halk şarkısıdır.

Nixon won the election of 1972 by a huge popular vote. - Nixon, 1972 yılı seçimini büyük bir halk oyuyla kazandı.

halk
population

The whole population of New Zealand is 3,410,000, and one seventh of it are the Maori people. - Yeni Zelanda'nın tüm nüfusu 3.410.000 olup, bunun yedide biri Maori halkıdır.

The population was crushed by the taxes. - Halk, vergiler tarafından ezildi.

halk
{i} commune
<span class="word-self">halkaspan>
{i} wreath
halk
ordinary people
halk
country

The people of this country have become disillusioned with the political establishment. - Bu ülkenin halkı siyasi yönetimden hayalkırıklığına uğradı.

The people of this country are sick and tired of politics as usual. - Bu ülkenin halkı her zamanki gibi politikadan bıkıp usanmış durumdadır.

halk
subjects

I use a three-ring binder for all my subjects instead of a notebook for each one. - Her biri için bir dizüstü bilgisayar yerine bütün konularım için üç halkalı klasör kullanırım.

halk
general public

The mayor addressed the general public. - Belediye başkanı halka hitap etti.

halk
file
halk
peoples

Many Pacific peoples immigrate to New Zealand, the home of the Polynesian Maoris. - Birçok Pasifik halkları, Polinezya Maorilerin vatanı Yeni Zelanda'ya göç ederler.

Native Americans are the indigenous peoples of the United States. - Kızılderililer, Birleşik Devletler'in yerli halkıdır.

halk
folks

I'm sure your folks miss you. - Eminim ki halkın seni özlüyordur.

Where do your folks live? - Senin ev halkı nerede yaşıyor?

halk
plebs
halk
general

Lemma 5 cannot be generalized to arbitrary artinian rings. - Lemma 5 gelişigüzel seçilmiş Artin halkaları ile genellenemez

The mayor addressed the general public. - Belediye başkanı halka hitap etti.

<span class="word-self">halkaspan>
donut
<span class="word-self">halkaspan>
anulus
<span class="word-self">halkaspan>
(Arılık) segment
<span class="word-self">halkaspan>
annulus
<span class="word-self">halkaspan>
doughnut
<span class="word-self">halkaspan>
strap
<span class="word-self">halkaspan>
(Otomotiv) spacer
halk
grass roots
<span class="word-self">halkaspan>
bangle
<span class="word-self">halkaspan>
collet
<span class="word-self">halkaspan>
hank
<span class="word-self">halkaspan>
annulation
<span class="word-self">halkaspan>
free float
halk
people, nation, public, folk; people, populace
halk
demo

The first lesson in democracy is to abide by the will of the people. - Demokraside ilk ders halkın iradesine uymaktır.

Democracy is the government of the people, by the people, for the people. - Demokrasi; halkın, halk için, halk tarafından yönetilmesidir.

halk
the vulgar
halk
populace

I don't think we can trust the polls to tell us what the general populace thinks about the candidates. - Genel halkın adaylar hakkında ne düşündüğünü anketlerin bize söylemesine güvenebileceğimizi sanmıyorum.

The populace have never forgotten the president's generosity. - Halk, başkanın cömertliğini hiç unutmadı.

halk
demos
halk
the people

The president of the republic is chosen by the people. - Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilir.

In many areas, there was little food and the people were hungry. - Pek çok alanda, az yiyecek vardı ve halk açtı.

halk
communal
halk
the community

They went to the community pool. - Onlar halka açık yüzme havuzuna gittiler.

Classes at the community center are free. - Halkevindeki sınıflar ücretsiz.

halk
vulgar
halk
the crowd
halk
the million
halk
million
halk
the common people
<span class="word-self">halkaspan>
slang queen, passive male homosexual
<span class="word-self">halkaspan>
whorl
<span class="word-self">halkaspan>
torus
<span class="word-self">halkaspan>
circle, circular ripple
<span class="word-self">halkaspan>
circle (formed by people)
<span class="word-self">halkaspan>
(oyun) quoits
<span class="word-self">halkaspan>
ring (for the finger, ear, or nose)
<span class="word-self">halkaspan>
circle (under the eye)
<span class="word-self">halkaspan>
eye

Mary had dark circles under her eyes. - Mary'nin gözlerinin altında mor halkalar vardı.

The sheep is white with black rings around her eyes. - Koyun gözlerinin etrafında siyah halkaları olan beyaz bir koyun.

<span class="word-self">halkaspan>
ring-shaped salty biscuit
<span class="word-self">halkaspan>
coil
<span class="word-self">halkaspan>
hoop, ring; circle; (zincir) link; bangle
<span class="word-self">halkaspan>
gymnastics ring
<span class="word-self">halkaspan>
ring, a circular band, circlet
<span class="word-self">halkaspan>
circlet
<span class="word-self">halkaspan>
spiro
<span class="word-self">halkaspan>
verticil
<span class="word-self">halkaspan>
circuit
<span class="word-self">halkaspan>
quoit
English - English

Definition of halka in English English dictionary

halk
A nook; a corner
Turkish - Turkish

Definition of halka in Turkish Turkish dictionary

Halk
cumhur
halk
Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların bütünü: "Bilmiyorlar ki halk, halkın diliyle konuşan sanatkârla birliktir."- O. V. Kanık
halk
Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü: "Bütün köy halkı orada idi."- Ö. Seyfettin
halk
Aynı ülkede yaşayan, aynı uyrukta olan insan topluluğu
halk
Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü
halk
Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri
halk
Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların bütünü
Halk
ahali
halk
Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu
halk
Yaratma
halk
Aydınların dışında kalan topluluk
halk
(Osmanlı Dönemi) yarâtma, var etme
Halk
avam
HALK
(Osmanlı Dönemi) Boğaz
HALK
(Osmanlı Dönemi) Tıraş etmek
<span class="word-self">HALKAspan>
(Osmanlı Dönemi) Ortası boş yuvarlak şekil
<span class="word-self">HALKAspan>
(Osmanlı Dönemi) Dâire şeklinde olan şey
Halk
folk
Halk
(Osmanlı Dönemi) HİCCİRE
Halk
el
Halk
beraya
Halk
enam
Halk
(Osmanlı Dönemi) ÂLEM
<span class="word-self">halkaspan>
Su gibi sıvıların içine katı bir nesnenin düşmesiyle oluşan, gittikçe büyüyerek açılan çembere benzeyen biçim
<span class="word-self">halkaspan>
Sestod strobilasında bulunan segmentlerin her birine verilen ad
<span class="word-self">halkaspan>
Çember biçiminde dizilmiş topluluk
<span class="word-self">halkaspan>
Bir tür ufak, yağlı ve tuzlu simit: "İstanbul fırınları çocuk bileği gibi ince halkalar yaparlardı."- R. N. Güntekin
<span class="word-self">halkaspan>
Uykusuzluk, yorgunluk, üzüntü gibi sebeplerle göz altında beliren koyuluk: "Benim mi Allahım bu çizgili yüz? / Ya gözler altındaki mor halkalar?"- C. S. Tarancı
<span class="word-self">halkaspan>
Yerden yüksekliği ayarlanabilen aralıklara asılı iki halatın uçlarına takılan 18 cm çapında, 28 mm kalınlığında tahta veya deri kaplı iki demir halkadan oluşan asılma araçlarından her biri
<span class="word-self">halkaspan>
Su gibi sıvıların içine katı bir nesnenin düşmesiyle oluşan, gittikçe büyüyerek açılan çembere benzeyen biçim. Çember biçiminde dizilmiş topluluk
<span class="word-self">halkaspan>
Çember biçiminde çeşitli nesnelerden yapılmış tutturma aracı
<span class="word-self">halkaspan>
Çeşitli metallerden veya tahtadan yapılmış çember
<span class="word-self">halkaspan>
Bir tür yağlı ve tuzlu simit
<span class="word-self">halkaspan>
Uykusuzluk, yorgunluk, üzüntü gibi sebeplerle göz altında beliren koyuluk
<span class="word-self">halkaspan>
Bir tür ufak, yağlı ve tuzlu simit
<span class="word-self">halkaspan>
Niğde'nin mahalle fırınlarında pişirilen mayalı ekmek türü
<span class="word-self">halkaspan>
Değerli metallerden yapılan çember biçimindeki süs eşyası
<span class="word-self">halkaspan>
Çeşitli metallerden veya tahtadan yapılmış çember: "Belinde uzun gümüş halkalarla asılı gümüş anahtarları vardı."- F. R. Atay. Çember biçiminde çeşitli nesnelerden yapılmış tutturma aracı