dikkatli

listen to the pronunciation of dikkatli
Turkish - English

Definition of dikkatli in Turkish English dictionary

<span class="word-self">dikkatlispan>
watchful

Sami was very watchful. - Sami çok dikkatliydi.

dikkat
care

I'm the type who likes to think things over very carefully. - Şeylerin üzerinde çok dikkatlice düşünmeyi seven tipim.

If you're not careful, you might slip and fall on the icy steps. - Eğer dikkatli olmazsan ,kayabilir ve buzlu basamakların üstüne düşebilirsin.

<span class="word-self">dikkatlispan>
{s} careful

You should be careful in choosing friends. - Arkadaş seçerken dikkatli olmalısın.

If you're not careful, you might slip and fall on the icy steps. - Eğer dikkatli olmazsan ,kayabilir ve buzlu basamakların üstüne düşebilirsin.

dikkat
attention

You should pay more attention to your own safety. - Kendi güvenliğine daha fazla dikkat etmelisin.

Although many European researchers have studied ancient Persian literature in the nineteenth century, the new world is not paying attention to our contemporary literature. - Birçok Avrupalı ​​araştırmacılar on dokuzuncu yüzyılda eski Fars edebiyatı eğitimi almasına rağmen, yeni dünya çağdaş edebiyatımıza dikkat etmiyor.

<span class="word-self">dikkatlispan>
{s} attentive

Do your work with more attentiveness. - Biraz daha dikkatli çalışır mısın?

Listen attentively to what I say. - Söylediğimi dikkatlice dinle.

dikkat
caution

He cautioned me against being careless of my health. - O beni benim sağlığıma karşı dikkatsiz olmama karşı uyarıda bulundu.

Please proceed with caution. - Lütfen dikkatli olun.

dikkat
attention, caution; care, carefulness, heed, assiduity, regard; Look out!, Watch out!, Be careful!, Attention!
dikkat
discretion
<span class="word-self">dikkatlispan>
cautious

As far as Bob is concerned, anything goes. By contrast, Jane is very cautious. - Bob'a kalırsa, bir şey dönüyor. Buna karşılık, Jane çok dikkatli.

Be cautious when you cross the street. - Caddeyi geçerken dikkatli ol.

<span class="word-self">dikkatlispan>
{s} intense
<span class="word-self">dikkatlispan>
thoughtful

You should be more thoughtful of your safety. - Güvenliğiniz hakkında daha dikkatli olmalısın.

dikkat
(Hukuk) consideration

I have taken everything into consideration. - Her şeyi dikkate aldım.

Out of consideration to the pig farming industry the name 'pig influenza' has been changed into 'influenza A(H1N1)'. - Domuz yetiştiriciliği endüstrisini dikkate almazsak 'domuz gribi' adı 'A gribi (H1N1) olarak değişti.

dikkat
warning

He paid attention to my warning. - O, uyarıma dikkat etti.

He paid no attention to my warning. - Uyarımı dikkate almadı.

dikkat
regard

Tom regarded the statue carefully. - Tom heykele dikkatlice baktı.

He was fighting regardless of his wound. - O, yarasını dikkate almadan dövüşüyordu.

<span class="word-self">dikkatlispan>
canny
<span class="word-self">dikkatlispan>
solicitous
<span class="word-self">dikkatlispan>
attentively, carefully, cautiously
<span class="word-self">dikkatlispan>
{s} rigorous
<span class="word-self">dikkatlispan>
{s} observant

I think I'm very observant. - Sanırım çok dikkatliyim.

If you want to be a newspaperman, you have to be observant. - Gazeteci olmak istiyorsan dikkatli olmalısın.

<span class="word-self">dikkatlispan>
meticulous
<span class="word-self">dikkatlispan>
{s} wary
<span class="word-self">dikkatlispan>
{s} heedful
dikkat
circumspection
dikkat
be careful!

I advise you to be careful in making notes for the lecture. - Dersi not alırken dikkatli olmanızı tavsiye ederim.

You should be careful in choosing friends. - Arkadaş seçerken dikkatli olmalısın.

dikkat
mind

I make a point of arranging sentences in my mind before writing them down. - Yazmadan önce cümleleri aklımda düzenlemeye dikkat ederim.

If he'd been there, he'd have told you to mind your manners. - Orada olsaydı, hareketlerine dikkat etmeni söylerdi.

dikkat
beware of

Beware of pickpockets. - Yankesicilere dikkat edin.

Beware of thefts in a big city. - Büyük bir şehirde hırsızlığa karşı çok dikkatli olun.

dikkat
nota bene
dikkat
diligence
dikkat
(Bilgisayar) careful

You should be careful in choosing friends. - Arkadaş seçerken dikkatli olmalısın.

He seldom gets sick because he is careful about his health. - Sağlığı hakkında dikkatli olduğundan dolayı o nadiren hastalanır.

dikkat
fetish
dikkat
cate
dikkat
(Bilgisayar) look out

Look out! There's a car coming. - Dikkat! Gelen bir araba var.

Look out! There's a truck coming! - Dikkat! Buraya gelen bir kamyon var!

<span class="word-self">dikkatlispan>
deliberate
<span class="word-self">dikkatlispan>
advertent
<span class="word-self">dikkatlispan>
(deyim) on the ball
<span class="word-self">dikkatlispan>
selective
<span class="word-self">dikkatlispan>
diplomatic
<span class="word-self">dikkatlispan>
vigilant
<span class="word-self">dikkatlispan>
conscientious
<span class="word-self">dikkatlispan>
close

We all need to pay closer attention to what Tom says. - Hepimiz Tom'un söylediklerini daha dikkatli dinlemeliyiz.

He wants to keep a close eye on the rules. - O kuralları dikkatlice takip etmek istiyor.

<span class="word-self">dikkatlispan>
argus-eyed
<span class="word-self">dikkatlispan>
tender
<span class="word-self">dikkatlispan>
shy
<span class="word-self">dikkatlispan>
punctilious
<span class="word-self">dikkatlispan>
argus
<span class="word-self">dikkatlispan>
thorough
<span class="word-self">dikkatlispan>
hooly
<span class="word-self">dikkatlispan>
alert

Be alert when you cross a busy street! - İşlek bir caddeden geçerken dikkatli ol.

I forced myself to stay alert. - Kendimi dikkatli olmaya zorladım.

<span class="word-self">dikkatlispan>
eagle-eyed
dikkat
{i} notice

I didn't notice the light turn red. - Işığın kırmızıya döndüğüne dikkat etmedim.

I hope my mistake will escape his notice. - Hatamın onun dikkatinden kaçacağını umuyorum.

dikkat
count

At last, they began to count down cautiously. - Sonunda, dikkatlice geri saymaya başladılar.

In recent years, some Muslim countries have prospered and attracted the attention of the world. - Son yıllarda, bazı Müslüman ülkeler zenginleşmiş ve dünyanın dikkatini çekmişlerdir.

dikkat
heed

Tom failed to heed warning signs. - Tom uyarı işaretlerine dikkat edemedi.

Take heed of her advice. - Onun tavsiyesine dikkat et.

dikkat
intentness
dikkat
carefulness
dikkat
{i} attentiveness

Do your work with more attentiveness. - Biraz daha dikkatli çalışır mısın?

dikkat
solicitude
<span class="word-self">dikkatlispan>
minute
<span class="word-self">dikkatlispan>
sedulous
<span class="word-self">dikkatlispan>
diligent

Being careful and diligent is necessary, but not sufficient for passing this course. - Dikkatli ve çalışkan olmak gereklidir, fakat bu kursu geçmek için yeterli değildir.

<span class="word-self">dikkatlispan>
scrupulous
<span class="word-self">dikkatlispan>
prudent
<span class="word-self">dikkatlispan>
circumspect
<span class="word-self">dikkatlispan>
studious
<span class="word-self">dikkatlispan>
intent
<span class="word-self">dikkatlispan>
painstaking
<span class="word-self">dikkatlispan>
conservative
<span class="word-self">dikkatlispan>
strict
dikkat
taking care of
dikkat
considerations
dikkat
in attention
<span class="word-self">dikkatlispan>
chary
<span class="word-self">dikkatlispan>
carefull
dikkat
watchfulness
dikkat
remark

The recent advances in medicine are remarkable. - Tıptaki son gelişmeler dikkat çekicidir.

Tom and Mary have achieved remarkable results using their new technique. - Tom ve Mary, yeni tekniği kullanarak dikkat çekici sonuçlar elde ettiler.

dikkat
watch out

Watch out for pickpockets. - Yankesicilere dikkat et.

Watch out for pickpockets. - Yankesicilere dikkat edin.

dikkat
note

You need to take note of this! - Buna dikkat etmelisin!

Kate took careful notes on the history lecture. - Kate tarih dersinde dikkatle not tuttu.

dikkat
fore

If you go into the forest, watch out for the ogres who eat children! - Eğer ormana giderseniz, çocukları yiyen canavarlara dikkat edin!

The forest fire occurred through carelessness. - Orman yangını dikkatsizlik yüzünden oldu.

dikkat
shun
dikkat
Notice!

He took no notice of my advice. - O, benim tavsiyemi dikkate almadı

Notice how the player uses his elbows. - Oyuncunun dirseğini nasıl kullandığına dikkat edin.

dikkat
Beware!

Beware! There's a car coming! - Çok dikkat et! Gelen bir araba var!

Beware of pickpockets here. - Burada yankesicilere dikkat edin.

dikkat
careful attention
dikkat
ware
dikkat
application
dikkat
cave
dikkat
cautiousness
dikkat
Be careful!/ Look out!
dikkat
ear(1)
dikkat
beware

Let the buyer beware. - Alıcı dikkatli olsun.

Beware! There's a car coming! - Çok dikkat et! Gelen bir araba var!

dikkat
studious
dikkat
rigor
dikkat
cognizance
<span class="word-self">dikkatlispan>
particular
<span class="word-self">dikkatlispan>
careful, cautious, chary, attentive, alert, scrupulous, circumspect, assiduous, diligent, regardful, studious, close
<span class="word-self">dikkatlispan>
attentive, careful, cautious
<span class="word-self">dikkatlispan>
regardful
<span class="word-self">dikkatlispan>
gingerly
<span class="word-self">dikkatlispan>
argus eyed
<span class="word-self">dikkatlispan>
assiduous
<span class="word-self">dikkatlispan>
mindful

I wasn't being mindful and got on a wrong bus by mistake. - Dikkatli değildim ve yanlışlıkla hatalı otobüse bindim.

I'm very mindful of that. - Onun hakkında çok dikkatliyim.

<span class="word-self">dikkatlispan>
sleepless
<span class="word-self">dikkatlispan>
calculating
<span class="word-self">dikkatlispan>
observing
<span class="word-self">dikkatlispan>
exact

Listen carefully and do exactly what I tell you. - Dikkatlice dinle ve tam olarak sana söylediğimi yap.

<span class="word-self">dikkatlispan>
fine
Turkish - Turkish

Definition of dikkatli in Turkish Turkish dictionary

<span class="word-self">dikkatlispan>
Dikkat eden, özen gösteren (kimse)
<span class="word-self">dikkatlispan>
Titiz, araştırıcı, sorgulayıcı: "Bir yabancının dikkatli bakışından ürkerek susacağından korkmuştu."- R. H. Karay
Dikkat
(Osmanlı Dönemi) SAAL
Dikkat
(Osmanlı Dönemi) ÇÜ
<span class="word-self">Dikkatlispan>
pürdikkat
DİKKAT
(Osmanlı Dönemi) İncelik, dakik oluş. Ehemmiyet ve kıymet verme
dikkat
Dikkat ediniz! anlamında bir uyarma sözü
dikkat
Dikkat ediniz!
dikkat
İlgi, özen
dikkat
Bilinç etkinliğinin belli bir nesne üzerinde yoğunlaşması
dikkat
Duygularla düşünceyi bir şey üzerinde toplama, uyanıklık: "Dikkatle bakınca güvertedeki insanların gidip gelişini kolaylıkla seçebiliyor."- Y. K. Karaosmanoğlu. İlgi, özen
dikkat
Duygularla düşünceyi bir şey üzerinde toplama, uyanıklık
<span class="word-self">dikkatlispan>
Titiz, araştırıcı, sorgulayıcı