dikkatli

listen to the pronunciation of dikkatli
Türkçe - İngilizce
watchful

Sami was very watchful. - Sami çok dikkatliydi.

careful

You should be careful in choosing friends. - Arkadaş seçerken dikkatli olmalısın.

He seldom gets sick because he is careful about his health. - Sağlığı hakkında dikkatli olduğundan dolayı o nadiren hastalanır.

attentive

Listen attentively to what I say. - Söylediğimi dikkatlice dinle.

You need to be more attentive. - Daha dikkatli olmalısın.

cautious

Tom moved cautiously. - Tom dikkatli bir şekilde taşındı.

As far as Bob is concerned, anything goes. By contrast, Jane is very cautious. - Bob'a kalırsa, bir şey dönüyor. Buna karşılık, Jane çok dikkatli.

thoughtful

You should be more thoughtful of your safety. - Güvenliğiniz hakkında daha dikkatli olmalısın.

canny
attentively, carefully, cautiously
solicitous
close

We all need to pay closer attention to what Tom says. - Hepimiz Tom'un söylediklerini daha dikkatli dinlemeliyiz.

He wants to keep a close eye on the rules. - O kuralları dikkatlice takip etmek istiyor.

deliberate
conscientious
alert

My son needs to be more alert at school. - Oğlum okulda daha dikkatli olmalı.

I forced myself to stay alert. - Kendimi dikkatli olmaya zorladım.

argus
diplomatic
advertent
shy
thorough
vigilant
(deyim) on the ball
tender
argus-eyed
hooly
punctilious
selective
eagle-eyed
attentive, careful, cautious
argus eyed
assiduous
circumspect
mindful

Béla takes his son to school every day, because he is a mindful father. - Béla oğlunu her gün okula götürür, çünkü o dikkatli bir baba.

I'm very mindful of that. - Onun hakkında çok dikkatliyim.

regardful
heedful
gingerly
careful, cautious, chary, attentive, alert, scrupulous, circumspect, assiduous, diligent, regardful, studious, close
intense
studious
wary
intent
sleepless
particular
scrupulous
rigorous
meticulous
{s} observant

If you want to be a newspaperman, you have to be observant. - Gazeteci olmak istiyorsan dikkatli olmalısın.

I think I'm very observant. - Sanırım çok dikkatliyim.

strict
sedulous
prudent
painstaking
conservative
diligent

Being careful and diligent is necessary, but not sufficient for passing this course. - Dikkatli ve çalışkan olmak gereklidir, fakat bu kursu geçmek için yeterli değildir.

carefull
chary
fine
exact

Listen carefully and do exactly what I tell you. - Dikkatlice dinle ve tam olarak sana söylediğimi yap.

minute
calculating
observing
dikkatli olmak
watch out
dikkatli bir şekilde
rigorously
dikkatli ol
be careful!

I advise you to be careful in making notes for the lecture. - Dersi not alırken dikkatli olmanızı tavsiye ederim.

You'd better be careful about going to her house. - Onun evine gitme hakkında dikkatli olsan iyi olur.

dikkatli olmak
mind
dikkatli bir şekilde
over
dikkatli bir şekilde
shyly
dikkatli ol
be cautious

I want to be cautious. - Dikkatli olmak istiyorum.

Be cautious when you cross the street. - Caddeyi geçerken dikkatli ol.

dikkatli ol!
watch your step!
dikkatli ol!
take care!
dikkatli olma
carefulness
dikkatli olma
reck
dikkatli olmak
be watchful
dikkatli olmak
keep one's eyes open
dikkatli olmak
watch out for
dikkatli olmak
be on the ball
dikkatli olmak
watch one's step
dikkatli olmak
keep one's eyes peeled
dikkatli taşıyın
handle with care
dikkatli şekilde
carefully
dikkatli bakmak
look carefully
dikkatli bulunmak
have care
dikkatli düşünmek
think carefully
dikkatli inceleme
scrutiny
dikkatli okumak
read carefully
dikkatli olma
being careful
dikkatli olma
vigilance
dikkatli olma
thoughtfulness
dikkatli olmak
give heed to
dikkatli olmak
be particular about
dikkatli olmak
pay heed to
dikkatli olmak
take heed
dikkatli olmak
to be careful; to watch out; to take care; to watch one's step
dikkatli olmak
reck
dikkatli olmak
be careful!

Tom wants to be careful not to use too much water. His well is almost dry. - Tom çok fazla su kullanmamak için dikkatli olmak istiyor. Onun kuyusu neredeyse kuru.

I've got to be careful. - Dikkatli olmak zorundayım.

dikkatli olmak
take care
dikkatli olun kapılar kapanıyor
be careful the doors are closing
dikkatli sürücü
careful driver
dikkatli temizleme
(Çevre) deliberate decontamination
dikkatli tutun
handle with care
dikkatli ve kuralcı
prim and proper
dikkatli olmak
be careful

You've got to be careful. - Dikkatli olmak zorundasın.

I have to be careful from now on. - Artık dikkatli olmak zorundayım.

çok dikkatli
meticulous
pek dikkatli olmayan
casual
dikkatli ol
keep awake
dikkatli ol
use caution
dikkatli olmak
to pay attention
dikkatli olmak
be carefully
dikkatli olmak
to be careful
bu bluzlara lütfen dikkatli davranır mısınız
Would you please be careful with these blouses
daha dikkatli ol
have a care
dikkatli olmak
keep one's eyes skinned
sözcük seçiminde dikkatli
quibbling
sözcük seçiminde dikkatli kimse
quibbler
yolda dikkatli olma
road sense
Türkçe - Türkçe
Dikkat eden, özen gösteren (kimse)
Titiz, araştırıcı, sorgulayıcı: "Bir yabancının dikkatli bakışından ürkerek susacağından korkmuştu."- R. H. Karay
Titiz, araştırıcı, sorgulayıcı
pürdikkat
dikkatli