to faint, to pass out, to swoon; to swoon (over sb/sth)," "to love, to adore, to go crazy over, to be fond of, to fall for, to dote on sb/sth, be enamoured of sb/sth; (money) to pay up, to shell out, to cough up
25
(for a plant) to droop
26
to be thrilled (with), be enraptured (by), like greatly
27
to feel faint
28
adore
29
be fond of
30
be a sucker for
31
pass out; be fond of
32
slang to pay (money). bayıla bayıla willingly, with great joy
Sıcak, açlık, susuzluk, yorgunluk gibi etkenlerle dayanma gücünü yitirmek
44
Çok hoşlanmak, çok sevmek
45
Vermek, ödemek
46
Baygın duruma girmek, uyur gibi olmak, kendinden geçmek, kendini kaybetmek:"Akşam vapurda giderken bir kadının bayıldığını gördüm."- S. F. Abasıyanık. Çok hoşlanmak, çok sevmek:"Hatta kıza bayıldığını bile anlasaydı neye yarardı?"- R. H. Karay
47
Sıcak, açlık, susuzluk, yorgunluk gibi etkenlerle dayanma gücünü yitirmek:"Uzakta görülen manzaralar insana sıcaktan bunalmış ve bayılmış hissini verir."- A. Ş. Hisar
48
Baygın duruma girmek, uyur gibi olmak, kendinden geçmek, kendini kaybetmek
49
BAYILMA
Baygın duruma girme, kendinden geçme
50
Bayılma
İĞMA Hukuk
51
bayılma
Gemi ya da deniz araçlarının herhangi bir sebeple sancak veya iskele tarafına yan yatmaları