başlamak

listen to the pronunciation of başlamak
Turkish - English

Definition of başlamak in Turkish English dictionary

<span class="word-self">başlamakspan>
commence
<span class="word-self">başlamakspan>
begin

I think I have to begin working on my homework. - Sanırım ev ödevimle ilgili çalışmaya başlamak zorundayım.

To be surprised, to wonder, is to begin to understand. - Şaşırmak, merak etmek, anlamaya başlamaktır.

<span class="word-self">başlamakspan>
start

Whatever you're doing, starting off on the right foot is essential. - Ne yaparsan yap,doğru adımla başlamak kaçınılmazdır.

You'll have to start at once. - Derhal başlamak zorunda kalacaksın.

başla
begin

After one or two large factories have been built in or near a town, people come to find work, and soon an industrial area begins to develop. - Kasabada veya kasabanın yakınında bir veya iki büyük fabrika kurulduysa, insanlar iş bulmaya gider, ve yakında bir endüstriyel alan büyümeye başlar.

Let's go back before it begins to rain. - Yağmur başlamadan önce geri dönelim.

<span class="word-self">başlamakspan>
(Hukuk) launch
başla
began

He began his meal by drinking half a glass of ale. - Yarım bardak bira içerek yemeğine başladı.

Next month it'll be five years since he began playing the violin. - Önümüzdeki ay keman çalmaya başlayalı beş yıl olacak.

<span class="word-self">başlamakspan>
get going
<span class="word-self">başlamakspan>
set in
<span class="word-self">başlamakspan>
kick off
<span class="word-self">başlamakspan>
to begin, to start, to commence, to come on, to enter into, to fall to, to get cracking; to originate; (göreve) to accede (to sth)
<span class="word-self">başlamakspan>
set out
<span class="word-self">başlamakspan>
turn to
<span class="word-self">başlamakspan>
start off

I quit my job and moved so I could start off with a clean slate. - Maziye sünger çekip yeniden başlamak için işimi bıraktım ve taşındım.

There's nothing better than a good cup of coffee to start off the day. - Güne başlamak için güzel bir fincan kahveden daha iyi bir şey yoktur.

<span class="word-self">başlamakspan>
began

We were about to start, when it began to rain. - Yağmur yağmaya başladığında biz başlamak üzereydik.

<span class="word-self">başlamakspan>
proceed
<span class="word-self">başlamakspan>
strike up

The student center is a good place to strike up conversations. - Öğrenci merkezi konuşmalara başlamak için iyi bir yer.

<span class="word-self">başlamakspan>
get to

I want to get to work. - İşe başlamak istiyorum.

I have to get to work. - Çalışmaya başlamak zorundayım.

<span class="word-self">başlamakspan>
{f} go
<span class="word-self">başlamakspan>
enter
başla
(Bilgisayar) run

They started running. - Onlar koşmaya başladılar.

They began to run all at once. - Hep birden koşmaya başladılar.

<span class="word-self">başlamakspan>
set about
<span class="word-self">başlamakspan>
knuckle down
<span class="word-self">başlamakspan>
ahead

The secret of getting ahead is getting started. - İlerlemenin sırrı başlamaktır.

<span class="word-self">başlamakspan>
proceed to
<span class="word-self">başlamakspan>
take

In order to lose weight, it is best to take up some sport. - Zayıflamak için en iyisi biraz spor aktivitesine başlamak.

It takes a lot of money to start a business. - Bir işe başlamak çok para gerektirir.

<span class="word-self">başlamakspan>
set
<span class="word-self">başlamakspan>
embark upon
<span class="word-self">başlamakspan>
launch into
<span class="word-self">başlamakspan>
set up
<span class="word-self">başlamakspan>
(Kanun) embark on
<span class="word-self">başlamakspan>
{f} introduce
başla
{f} beginning

At the beginning it'll be tough, but everything's tough at the beginning. - O, başlangıçta zor olacak, fakat her şey başlangıçta zordur.

All beginnings are difficult. - Bütün başlangıçlar zordur.

başla
log on
başla
begun

When we went to the hall, the concert had already begun. - Salona gittiğimizde, konser çoktan başlamıştı.

The journey has just begun. - Yolculuk henüz başladı.

başla
gotten start
başla
fall to
başla
go about

Now I must go about my work. - Şimdi işime başlamalıyım.

başla
strike up

The student center is a good place to strike up conversations. - Öğrenci merkezi konuşmalara başlamak için iyi bir yer.

başla
got start
başla
knuckle down
başla
set about

We got up early and set about cleaning our house. - Erken kalktık ve evimizi temizlemeye başladık.

I must set about that work without delay. - Gecikmeden o işe başlamalıyım.

başla
get start
başla
enter upon
başla
get down to

I've never seen him really get down to work. - Onun gerçekten işe başladığın asla görmedim.

We must get down to our homework. - Biz ödevimize başlamalıyız.

başla
commence

Direct flights between New York and Tokyo commenced recently. - New York ve Tokyo arasında doğrudan uçuşlar son zamanlarda başlamıştır.

Commencement is typically the first or second Saturday in April. - Başlangıç genellikle nisan ayının birinci ya da ikinci cumartesisidir.

başla
start off

I quit my job and moved so I could start off with a clean slate. - Maziye sünger çekip yeniden başlamak için işimi bıraktım ve taşındım.

Let's start off on the same page. - Aynı sayfada başlayalım.

başla
went about
başla
got down to
<span class="word-self">başlamakspan>
undertake
<span class="word-self">başlamakspan>
originate
<span class="word-self">başlamakspan>
initiate
<span class="word-self">başlamakspan>
enter on
<span class="word-self">başlamakspan>
get under way
<span class="word-self">başlamakspan>
fall to
<span class="word-self">başlamakspan>
come into
<span class="word-self">başlamakspan>
come

You shouldn't have come here to begin with. - Birlikte başlamak için buraya gelmemeliydin.

Even if he doesn't come, we'll have to begin. - O gelmese bile, biz başlamak zorunda kalacağız.

<span class="word-self">başlamakspan>
enter into
<span class="word-self">başlamakspan>
take up

In order to lose weight, it is best to take up some sport. - Zayıflamak için en iyisi biraz spor aktivitesine başlamak.

<span class="word-self">başlamakspan>
go ahead
<span class="word-self">başlamakspan>
get at
<span class="word-self">Başlamakspan>
get started

I'm anxious to get started. - Başlamak için endişeliyim.

Now if you don't mind, I'd like to get started. - Şimdi sakıncası yoksa başlamak istiyorum.

başla
log#on
<span class="word-self">başlamakspan>
start from
<span class="word-self">başlamakspan>
kick on
<span class="word-self">başlamakspan>
knitting to cast on
<span class="word-self">başlamakspan>
go off
<span class="word-self">başlamakspan>
launch out into
<span class="word-self">başlamakspan>
open
<span class="word-self">başlamakspan>
launch out
<span class="word-self">başlamakspan>
come on

Come on in. We're just about to get started. - İçeri gelin. Başlamak üzereyiz.

<span class="word-self">başlamakspan>
lay down
<span class="word-self">başlamakspan>
knuckle down to
<span class="word-self">başlamakspan>
get

I'd like to get an early start. - Erken başlamak istiyorum.

I want to get to work. - İşe başlamak istiyorum.

<span class="word-self">başlamakspan>
enter upon
<span class="word-self">başlamakspan>
get a move on
<span class="word-self">başlamakspan>
inaugurate
<span class="word-self">başlamakspan>
to begin, start, commence
<span class="word-self">başlamakspan>
auspicate
<span class="word-self">başlamakspan>
lead off
<span class="word-self">başlamakspan>
strike in
<span class="word-self">başlamakspan>
cut along
<span class="word-self">başlamakspan>
set to
<span class="word-self">başlamakspan>
approach
<span class="word-self">başlamakspan>
fall
<span class="word-self">başlamakspan>
start in

We'll be ready to start in a few minutes. - Birkaç dakika içinde başlamak için hazır olacağız.

Turkish - Turkish

Definition of başlamak in Turkish Turkish dictionary

<span class="word-self">Başlamakspan>
girmek
<span class="word-self">Başlamakspan>
tutmak
<span class="word-self">Başlamakspan>
almak
<span class="word-self">Başlamakspan>
(Osmanlı Dönemi) TEBEDDÜ'
<span class="word-self">başlamakspan>
Olmak, oluşmak, ortaya çıkmak, doğmak
<span class="word-self">başlamakspan>
Hoş olmayan bir davranışa koyulmak: "Etraftaki çocuklar gene arsızlanmaya başladılar."- O. C. Kaygılı
<span class="word-self">başlamakspan>
Bir işe girişmek, harekete geçmek
<span class="word-self">başlamakspan>
Çalışır, işler, yürür duruma girmek
<span class="word-self">başlamakspan>
Etkisini gösterme
<span class="word-self">başlamakspan>
Etkisini gösterme: "Kış başlarken yapraklar döküldü."- C. Uçuk
<span class="word-self">başlamakspan>
Hoş olmayan bir davranışa koyulmak
<span class="word-self">başlamakspan>
Görünmek: "Kasabanın kenar mahallelerinden sonra bir mezarlık başlardı."- S. F. Abasıyanık
<span class="word-self">başlamakspan>
Olmak, oluşmak, ortaya çıkmak, doğmak: "Şiirimiz milletimizin Anadolu'daki teşekkülü ile başlar."- Y. K. Beyatlı
<span class="word-self">başlamakspan>
Görünmek
<span class="word-self">başlamakspan>
Bir işe girişmek, harekete geçmek: "Şairliğe on sekiz yaşında gazel ve rubailerle başlamıştı."- H. Taner. Çalışır, işler, yürür duruma girmek: "Bundan başka, evlenme hayatı da oldukça başarılı başladı."- H. E. Adıvar