face, hundred, front, countenance, one hundred, facial, cheek, cast of features, obverse, to face, side, frontispiece, hecto, floating, dial, float, fivescore, phiz, visage, swimming, swum, swam, brow, swim, snoot, mien, favor, physiognomy, puss, kisser, frostbite, face, mug; (bina) façade; (para, madalya, vb.) obverse; surface; impudence, cheek; facial, face (the front, exposed, finished, dressed, or otherwise specially prepared surface of something): kumaşın yüzü the face of the cloth. dağın kuzey yüzü the north face of the mountain. binanın yüzü the building's façade. paltonun yüzü the outer side of the coat, face (of a person or animal), surface: suyun yüzü the surface of the water, cloth which encloses the stuffing of a cushion or pillow, case; mattress ticking; cloth used to cover a chair or sofa, upholstery, upholstering, frontage, figure, impudence, façade, sides, features, feature, side: ırmağın öte yüzünde on the other side of the river. problemin bu yüzü this aspect of the problem, sense of shame, shame: Sende hiç yüz yok mu? Have you no shame? Ne yüzle ondan böyle bir şey isteyebilirsin? How can you have the gall to ask her for such a thing?, cutting edge, face (of a knife blade or other sharp tool), facade, face side, good side,
face (the front, exposed, finished, dressed, or otherwise specially prepared surface of something): kumaşın yüzü the face of the cloth. dağın kuzey yüzü the north face of the mountain. binanın yüzü the building's façade. paltonun yüzü the outer side of the coat
ts
34
face (of a person or animal)
ts
35
surface: suyun yüzü the surface of the water
ts
36
cloth which encloses the stuffing of a cushion or pillow, case; mattress ticking; cloth used to cover a chair or sofa, upholstery, upholstering
ts
37
frontage
ts
38
figure
ts
39
impudence
ts
40
façade Arkeoloji
ts
41
sides Bilgisayar
ts
42
features
ts
43
feature
ts
44
side: ırmağın öte yüzünde on the other side of the river. problemin bu yüzü this aspect of the problem
ts
45
sense of shame, shame: Sende hiç yüz yok mu? Have you no shame? Ne yüzle ondan böyle bir şey isteyebilirsin? How can you have the gall to ask her for such a thing?
ts
46
cutting edge, face (of a knife blade or other sharp tool)
Doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı, On kere on, doksan dokuzdan bir artık, Başta, alın, göz, burun, ağız, yanak ve çenenin bulunduğu ön bölüm, sima, çehre, surat:"Bir güzel çocuk yüzüyle gülümsüyor."- S. F. Abasıyanık, Bir şeyin ön tarafta bulunan bölümü, cephe, Bu sayıyı gösteren 100, C rakamlarının adı, Kesici araçlarda keskin kenar, Yüzey, satıh, Kez, kere kelimeleri ile birlikte kullanılarak yapılan işin çokluğunu abartmalı bir biçimde anlatır:"Hikmet Beyin kurum ve edası, her zamankinden belki yüz kat üstündü."- S. M. Alus, LEÇ, duluk, beniz, Keskin kenar, Başta, alın, göz, burun, ağız, yanak ve çenenin bulunduğu ön bölüm, sima, çehre, surat, Nedeniyle, sebebiyle, Kez, kere kelimeleri ile birlikte kullanılarak yapılan işin çokluğunu abartmalı bir biçimde anlatır, Yapının cephesi, Yapı cephesi, Başta, alın, göz, burun, ağız, yanak ve çenenin bulunduğu ön bölüm, Nedeniyle, sebebiyle:"Bu yüzden Fuat Köprülü ile çatışmaya başlamışlardı gazetelerde."- Y. Z. Ortaç, Bir şeyin görünen bölümünde kullanılan kumaş, Yastığa geçirilen kılıf, Bir kumaşın dikiş sırasında dışa getirilen gösterişli bölümü, Utanma, Birinin görülegelen veya umulan hoşgörürlüğüne güvenilerek gösterilen cüret, Doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı ve bu sayıyı gösteren işaret, 100, C, Bir yapının dışa bakan düşey yüzeylerinin tümü, Yan, taraf, On kere on, doksan dokuzdan bir artık olan,
50
Doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı
ts
51
On kere on, doksan dokuzdan bir artık
ts
52
Başta, alın, göz, burun, ağız, yanak ve çenenin bulunduğu ön bölüm, sima, çehre, surat:"Bir güzel çocuk yüzüyle gülümsüyor."- S. F. Abasıyanık
ts
53
Bir şeyin ön tarafta bulunan bölümü, cephe
ts
54
Bu sayıyı gösteren 100, C rakamlarının adı
ts
55
Kesici araçlarda keskin kenar
ts
56
Yüzey, satıh
ts
57
Kez, kere kelimeleri ile birlikte kullanılarak yapılan işin çokluğunu abartmalı bir biçimde anlatır:"Hikmet Beyin kurum ve edası, her zamankinden belki yüz kat üstündü."- S. M. Alus
ts
58
LEÇ
ts
59
duluk
ts
60
beniz
ts
61
Keskin kenar
ts
62
Başta, alın, göz, burun, ağız, yanak ve çenenin bulunduğu ön bölüm, sima, çehre, surat
ts
63
Nedeniyle, sebebiyle
ts
64
Kez, kere kelimeleri ile birlikte kullanılarak yapılan işin çokluğunu abartmalı bir biçimde anlatır
ts
65
Yapının cephesi
ts
66
Yapı cephesi
ts
67
Başta, alın, göz, burun, ağız, yanak ve çenenin bulunduğu ön bölüm
ts
68
Nedeniyle, sebebiyle:"Bu yüzden Fuat Köprülü ile çatışmaya başlamışlardı gazetelerde."- Y. Z. Ortaç
ts
69
Bir şeyin görünen bölümünde kullanılan kumaş
ts
70
Yastığa geçirilen kılıf
ts
71
Bir kumaşın dikiş sırasında dışa getirilen gösterişli bölümü
ts
72
Utanma
ts
73
Birinin görülegelen veya umulan hoşgörürlüğüne güvenilerek gösterilen cüret
ts
74
Doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı ve bu sayıyı gösteren işaret, 100, C
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada yüz kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. yüz kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan yüz kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.