sell, market, flog, selling, trade, sell somebody out, dispose of, carry, offload, vend, unload, resell, sell out, push off, handle, pretend, (arkadaşlarını) give the game away, (birini) sell smb. down the river, get rid of somebody, move, slang to get rid of (somebody). kendini satmasını bilmek to know how to sell oneself (usually used of people whose advancement rests, not on real merit, but on glib, self-adulatory talk). satıp savmak to sell all that one has, to put on a show of, affect, pretend to: Adam malumat satıyor. The fellow's pretending to knowledge (which he in no way possesses), to sell, to sell, to flog; to pretend; to get rid of (sb), to choke (sb) off, to dispose of sb/sth; to sell sb out, seli,
1
sell fiil
ts
2
market fiil
ts
3
flog
ts
4
selling Ticaret
ts
5
trade
ts
6
sell somebody out
ts
7
dispose of
ts
8
carry Ticaret
ts
9
offload
ts
10
vend fiil
ts
11
unload fiil
ts
12
resell fiil
ts
13
sell out
ts
14
push off
ts
15
handle fiil
ts
16
pretend
ts
17
(arkadaşlarını) give the game away
ts
18
(birini) sell smb. down the river
ts
19
get rid of somebody
ts
20
move
ts
21
slang to get rid of (somebody). kendini satmasını bilmek to know how to sell oneself (usually used of people whose advancement rests, not on real merit, but on glib, self-adulatory talk). satıp savmak to sell all that one has
ts
22
to put on a show of, affect, pretend to: Adam malumat satıyor. The fellow's pretending to knowledge (which he in no way possesses)
ts
23
to sell Hukuk
ts
24
to sell, to flog; to pretend; to get rid of (sb), to choke (sb) off, to dispose of sb/sth; to sell sb out
vermek, BEY', satış yapmak, Bir kimse, kendini veya başkasını olduğundan daha önemli, yetkili ve değerli göstermek, Kendinde olmayan bir şeyi var gibi göstermek, taslamak, Bir çıkar karşılığında bir şeyi gözden çıkarmak, feda etmek, Bir değer karşılığında bir malı alıcıya vermek:"Geniş arazisini parselleyip sattı."- T. Buğra, Kendinde olmayan bir şeyi var gibi göstermek, taslamak:"Onun yerinde kim olsa bu kadar azamet satardı."- P. Safa, Bir yolunu bularak birinden ayrılmak, Bir kimse, kendini veya başkasını olduğundan daha önemli, yetkili ve değerli göstermek:"Herhâlde beni de satmasını bilmiş olacaktı ki, hatırlılar masasında ehemmiyetli bir adam gibi karşılandım."- R. N. Güntekin, Bir değer karşılığında bir malı alıcıya vermek, Satmak işi,
26
vermek
ts
27
BEY'
ts
28
satış yapmak
ts
29
Bir kimse, kendini veya başkasını olduğundan daha önemli, yetkili ve değerli göstermek
ts
30
Kendinde olmayan bir şeyi var gibi göstermek, taslamak
ts
31
Bir çıkar karşılığında bir şeyi gözden çıkarmak, feda etmek
ts
32
Bir değer karşılığında bir malı alıcıya vermek:"Geniş arazisini parselleyip sattı."- T. Buğra
ts
33
Kendinde olmayan bir şeyi var gibi göstermek, taslamak:"Onun yerinde kim olsa bu kadar azamet satardı."- P. Safa
ts
34
Bir yolunu bularak birinden ayrılmak
ts
35
Bir kimse, kendini veya başkasını olduğundan daha önemli, yetkili ve değerli göstermek:"Herhâlde beni de satmasını bilmiş olacaktı ki, hatırlılar masasında ehemmiyetli bir adam gibi karşılandım."- R. N. Güntekin
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada satmak kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. satmak kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan satmak kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.