kab

listen to the pronunciation of kab
Türkçe - İngilizce
cup
prick
pussy
screw
wank
pecker
nut

A coconut is not a nut. - Bir hindistan cevizi kabuklu bir yemiş değildir.

Foods rich in vitamin E include dark-green, leafy vegetables, beans, nuts and whole-grain cereals. - E vitamini bakımından zengin gıdalar koyu yeşil yapraklı sebzeler, fasulye, sert kabuklu yemişler ve tam taneli hububatları içermektedir.

fuck
arse
lay

Layla considered Salima a friend. - Leyla, Salime'yi bir arkadaş olarak kabul etti.

Layla's nightmare was only beginning. - Leyla'nın kabusu daha yeni başlıyordu.

pass

She could pass for twenty. - O yirmi olarak kabul edildi.

Linda is sixteen, but had no trouble passing for twenty. - Linda on altı yaşındaydı fakat yirmi olarak kabul edilmesi için sorun yoktu.

el-kab
al-kab
İnşaat İmkan ve Kabiliyetleri Sözleşmesi (Deniz Kuvvetleri); İnşaat İmkan ve Kab
(Askeri) construction capabilities contract (Navy); Construction Capabilities Contract Process; construction capabilities contract program
İngilizce - İngilizce
Variant of cab
Türkçe - Türkçe
(Osmanlı Dönemi) Çok eski devir silâhlarından olan yayın kabzası (tutacak yeri) ile köşesi arasındaki mesafe, her "yay" da "iki kab" olan miktar
Uzaklık işareti
Tavla zarı
Mezopotamya'da kullanılan yaklaşık 2,187 litre değerindeki eski hacim ölçüsü
Arabacının geride yüksek bir yerde oturtuğu ingiliz at arabası
KAB'
(Osmanlı Dönemi) Atın burnu içinden çıkan hırıltı
KAB'
(Osmanlı Dönemi) Seyahat edip gezmek
KAB'
(Osmanlı Dönemi) Nefesi tutulmak
A'KAB
(Osmanlı Dönemi) (Akab. C.) Bir şeyin hemen sonrası
Mİ'KAB
(Osmanlı Dönemi) Kızdan sonra oğlan doğuran kadın. Bir oğlan sonra bir kız doğuran
İSTİ'KAB
(Osmanlı Dönemi) Birisinin kusurlarını, ayıplarını arraştırmak
İngilizce - Türkçe

kab teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

balls up İİ, kab, arg
içine sıçmak