roll up, walk up to, approach, walk-up, walk up, lend oneself to, draw near, draw close, draw into, edge in, draw up alongside, accede, nuzzle, coast, edge up, accost, to cozy up to, try to ingratiate oneself with (someone), to be willing to agree to; to go along with (a plan), access, to draw near, to approach, to come near/closer; to draw up alongside, to pull alongside; to accede (to a request), to draw up alongside, pull alongside (a place); (for a ship) to dock, to draw near, approach; to sidle up (to), dockings, handmaid, servant, berthing, hireling, casual labourer, client, being willing to agree to; going along with, drawing up alongside (a place), approaching; casual labourer, hireling, farmhand, hired laborer (on a farm), drawing near, approaching,
1
roll up
ts
2
walk up to
ts
3
approach fiil
ts
4
walk-up
ts
5
walk up
ts
6
lend oneself to
ts
7
draw near
ts
8
draw close
ts
9
draw into
ts
10
edge in deyim
ts
11
draw up alongside
ts
12
accede
ts
13
nuzzle
ts
14
coast
ts
15
edge up deyim
ts
16
accost fiil
ts
17
to cozy up to, try to ingratiate oneself with (someone)
ts
18
to be willing to agree to; to go along with (a plan)
ts
19
access isim
ts
20
to draw near, to approach, to come near/closer; to draw up alongside, to pull alongside; to accede (to a request)
ts
21
to draw up alongside, pull alongside (a place); (for a ship) to dock
Karışmak, ilgilenmek, istek göstermek, İlişki kurmak, Kıyıya varmak, Vapur, kayık vb. kıyıya varmak:"Günün birinde kocaman bir motor Santa Maria'ya yanaştı, içinden çıkan bir subay muhafızlarla uzun uzun görüştü."- R. H. Karay, Bir şeyin, bir kimsenin yanına gelmek:"Usulca avluya indim, rafa doğru yanaştım."- F. R. Atay, Karışmak, ilgilenmek, istek göstermek:"Ali Mehmet Bey, cihetlere yanaşacak kimselerden değildir."- S. M. Alus. İlişki kurmak:"Vahşi ve utangaç olduğu için pek yanaşmaz."- R. N. Güntekin, Bir şeyin, bir kimsenin yanına gelmek, Yanaşmak işi, Ahıra yandan eklenen kom, Bir çiftçi yanında çaılışan işçi, Genellikle bir çiftçi yanında çalışan işçi, tutma,
35
Karışmak, ilgilenmek, istek göstermek
ts
36
İlişki kurmak
ts
37
Kıyıya varmak
ts
38
Vapur, kayık vb. kıyıya varmak:"Günün birinde kocaman bir motor Santa Maria'ya yanaştı, içinden çıkan bir subay muhafızlarla uzun uzun görüştü."- R. H. Karay
ts
39
Bir şeyin, bir kimsenin yanına gelmek:"Usulca avluya indim, rafa doğru yanaştım."- F. R. Atay
ts
40
Karışmak, ilgilenmek, istek göstermek:"Ali Mehmet Bey, cihetlere yanaşacak kimselerden değildir."- S. M. Alus. İlişki kurmak:"Vahşi ve utangaç olduğu için pek yanaşmaz."- R. N. Güntekin
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada yanaşmak kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. yanaşmak kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan yanaşmak kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.