join, retrieve, reunite, converge, resume, come together, attain, regain, obtain, meet, return to, rejoin, touch, (for one stream) to flow into (another); (for one road) to join (another), to reach, arrive at, to succeed in getting (something long sought), to be reunited (with), to come together; to regain; to reach, to attain; to obtain; to join, to touch, (for the ends of something) to meet, overlap properly, convergence, coming together, convergency, cohesion, union, encounter, meeting, reunion, isogamy, synod,
1
join
ts
2
retrieve
ts
3
reunite fiil
ts
4
converge fiil
ts
5
resume
ts
6
come together
ts
7
attain
ts
8
regain
ts
9
obtain
ts
10
meet fiil
ts
11
return to
ts
12
rejoin fiil
ts
13
touch
ts
14
(for one stream) to flow into (another); (for one road) to join (another)
ts
15
to reach, arrive at
ts
16
to succeed in getting (something long sought)
ts
17
to be reunited (with)
ts
18
to come together; to regain; to reach, to attain; to obtain; to join, to touch
ts
19
(for the ends of something) to meet, overlap properly
buluşmak, Katılmak, Batmak, Yokluğu çekilen veya çok istenen bir şeye erişmek, onu elde etmek, Güneş batmak, Yokluğu çekilen veya çok istenen bir şeye erişmek, onu elde etmek:"Vakitsiz kötürümleşen ruh, onun mucizesiyle ısındı, kımıldandı, doğruldu; bir sağlığa kavuşuyordu."- R. E. Ünaydın, Ayrı kalınan, sevilen bir kimseyle bir araya gelmek, onu yeniden görmek:"Biz 1923'te bir Mustafa Kemal'e kavuşmasaydık, gelecek zamanlara doğru yollarımızı tıkayan aşılmaz setleri yıkamazdık."- F. R. Atay, Katılmak:"Fırat ve Dicle gibi yan yana akıyorlar, sonra birbirine kavuşuyorlar."- Y. K. Beyatlı, Bir araya gelmek, birleşmek, Varmak, ulaşmak, Ayrı kalınan, sevilen bir kimseyle bir araya gelmek, onu yeniden görmek, visal, vuslat, Kavuşmak işi, buluşma, telâki, Mantar ve yosun sınıfından bazı aşağı bitkilerde, yeni bir birey oluşturmak için iki ayrı hücrenin birleşmesi, Erişme, elde etme, Batma,
28
buluşmak
ts
29
Katılmak
ts
30
Batmak
ts
31
Yokluğu çekilen veya çok istenen bir şeye erişmek, onu elde etmek
ts
32
Güneş batmak
ts
33
Yokluğu çekilen veya çok istenen bir şeye erişmek, onu elde etmek:"Vakitsiz kötürümleşen ruh, onun mucizesiyle ısındı, kımıldandı, doğruldu; bir sağlığa kavuşuyordu."- R. E. Ünaydın
ts
34
Ayrı kalınan, sevilen bir kimseyle bir araya gelmek, onu yeniden görmek:"Biz 1923'te bir Mustafa Kemal'e kavuşmasaydık, gelecek zamanlara doğru yollarımızı tıkayan aşılmaz setleri yıkamazdık."- F. R. Atay
ts
35
Katılmak:"Fırat ve Dicle gibi yan yana akıyorlar, sonra birbirine kavuşuyorlar."- Y. K. Beyatlı
ts
36
Bir araya gelmek, birleşmek
ts
37
Varmak, ulaşmak
ts
38
Ayrı kalınan, sevilen bir kimseyle bir araya gelmek, onu yeniden görmek
ts
39
Kavuşma
visal
ts
40
Kavuşma
vuslat
ts
41
kavuşma
Kavuşmak işi, buluşma, telâki
ts
42
kavuşma
Mantar ve yosun sınıfından bazı aşağı bitkilerde, yeni bir birey oluşturmak için iki ayrı hücrenin birleşmesi
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada kavuşmak kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. kavuşmak kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan kavuşmak kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.