büsbütün

listen to the pronunciation of büsbütün
Türkisch - Englisch
altogether

Your composition is not altogether bad. - Kompozisyonun büsbütün kötü değil.

completely
sheer
downright

That's downright dangerous. - O büsbütün tehlikeli.

fairly
fair
quite

He is quite at home with computers. - Bilgisayarlarla büsbütün evdedir.

Quite frustrated, we saw our dreams disappear. - Büsbütün hayal kırıklığı, biz hayallerimizin yok olduğunu gördük.

staringly
entirely
all

Tom can't be all that bad. - Tom büsbütün o kadar kötü olamaz.

altogether, wholly, completely, entirely
altogether, wholly, completely
wholly
dead
stark
toto
staring
right
Türkisch - Türkisch
İyiden iyiye, iyice, tamamen, tamamıyla, temelli: "Seçim günleri yaklaştıkça iki komşu da propaganda faaliyetini büsbütün artırdılar."- H. Taner
İyiden iyiye, iyice, tamamen, tamamıyla, temelli
bütün bütün
büsbütün
Favoriten