It was such a nice joke that everybody burst out laughing.
- Öyle güzel bir fıkraydı ki, herkes birden kahkahayı bastı.
Tom suddenly burst out laughing.
- Tom birden kahkahayı patlattı.
I printed the report on formfeed paper then burst the sheets.
Like hungry dogs who have sniffed their meat, the mob bursts in, trampling down the women who sought to bar the entrance with their bodies.
In addition many groups have been formed so that the elderly can socialize with one another and remain active participants in American life.
- Ek olarak yaşlılar birbirleriyle sosyalleşebilsin ve Amerikan hayatının aktif üyeleri olarak kalabilsinler diye birçok topluluk kurulmuştur.
This is a good book, but that one is better.
- Bu iyi bir kitaptır ama şu daha iyidir.
She left without saying even a single word.
- Tek bir kelime bile etmeden ayrıldı.
Get both a phone and internet access in a single package!
- Tek bir pakette hem bir telefon hem de bir internet erişimi alın!
Is there anything to drink in the refrigerator?
- Buzdolabında içilebilecek herhangi bir şey var mı?
I'll buy you a drink.
- Sana bir içecek ısmarlayacağım.
I'm busy looking for an apartment.
- Ben bir daire aramakla meşgulüm.
The twins were so alike that it was difficult to tell them apart.
- İkizler o kadar benziyorlardı ki birbirinden ayırt etmek zordu.
You shouldn't sleep with a coal stove on because it releases a very toxic gas called carbon monoxide. Sleeping with a coal stove running may result in death.
- Kömür sobasıyla uyumamalısınız. Çünkü karbonmonoksit olarak adlandırılan çok zehirli bir gaz içerir. Kömür sobasıyla uyumak ölümle sonuçlanabilir.
He read the poem in a monotone.
- O, şiiri monoton bir şekilde okudu.
Please put a lump of sugar in my coffee.
- Kahveme bir küp şeker koyun lütfen.
I have a lump in my breast.
- Benim mememde bir yumru var.
A cup of coffee cleared my head.
- Bir fincan kahve kafamı aydınlattı.
Nobody can be a head coach of a soccer team without being a soccer player.
- Hiç kimse futbolcu olmadan bir futbol takımının teknik direktörü olamaz.
Don't lend money to someone who can't have a morning erection.
- Sabah ereksiyonu olmayan birine ödünç para verme.
They erected a statue in memory of Gandhi.
- Onlar Gandhi'nin anısına bir heykel diktiler.
Which language is spoken in the United States of America?
- Amerika Birleşik Devletleri'nde hangi dil konuşuluyor?
The United States borders Canada.
- Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ile komşudur.
The Emperor is the symbol of the unity of the people.
- İmparator, halkın birliğinin sembolüdür.
The main idea in his speech was unity.
- Konuşmasındaki ana fikir birlikti.
I thought we were going to go somewhere.
- Bir yere gideceğimizi düşünmüştüm.
I saw her somewhere two years ago.
- Onu ben iki yıl önce bir yerde gördüm.
The media got wind of a rumor about his engagement and came quickly.
- Medyanın onun sözleşmesi ile ilgili bir söylenti rüzgarı vardı ve hızlı geldi.
Bob has been engaged to Mary for over a year.
- Bob, Mary ile bir yılı aşkın bir süredir nişanlıdır.
He walked at a quick pace.
- O büyük bir hızla yürüdü.
I can describe China, especially in relation to big cities like Beijing, in one sentence - China is a country whose pace of life is both fast and leisurely.
- Ben, özellikle Pekin gibi büyük şehirler ile ilgili olarak Çin'i tek bir cümleyle açıklayabilirim. - Çin, yaşam hızı hem hızlı hem de keyifli bir ülkedir.
I brought you a little something.
- Sana küçük bir şey getirdim.
I sometimes wonder if I am a girl.
- Bazen bir kız mıyım diye merak ediyorum.
They began with a strong attack against the enemy.
- Düşmana karşı şiddetli bir taarruza geçtiler.
At the Battle of Verdun, French forces stopped a German attack.
- Verdun Savaşında,Fransız güçleri bir Alman saldırısını durdurdu.
Have you ever squashed a fly with your hand?
- Sen hiç elinle bir sinek ezdin mi?
Have you ever squashed a tomato?
- Hiç bir domates ezdin mi?