berbat

listen to the pronunciation of berbat
Türkçe - İngilizce

berbat teriminin Türkçe İngilizce sözlükte anlamı

terrible I have a terrible hangover. - Berbat bir içki mahmurluğum var.
awful I'll get you out of this awful situation. - Seni bu berbat durumdan çıkaracağım.
horrible Harun is a horrible driver. - Harun berbat bir sürücüdür.
miserable
appalling
deuced
egregious
badly Mine was embarrassed by her badly cooked dinner. - Mine berbat şekilde pişirdiği akşam yemeğinden utandı.
dread
bad
abysmal
wretch
lousy That was a lousy trick. - O berbat bir hileydi.
dreadfull
nasty I have a nasty feeling something awful is going to happen. - Berbat bir şey olacağına dair içimde kötü bir his var.
dire
hideous Harun had a hideous hangover. - Harun'un berbat bir baş ağrısı vardı.
indifferent
(deyim) take the cake
diabolical
(Argo) it sucks
(deyim) take the biscuit
wretched
sticky
unsightly
shocking
icky
bum
chronic
crappy [sl.]
dashed
atrocious
accurst
destroyed
spoilt
spoiled, injured, ruined
accursed
abominable
devilish
ghastly He could not by any means tolerate the ghastly smell of rotting onion. - O, hiçbir şekilde berbat çürüyen soğan kokusuna tahammül edemedi.
soiled, filthy; very bad, dreadful, disgusting
rotten
hell
disgusting
beastly
dreadful What a dreadful color! - Ne berbat bir renk.
execrable
fierce
terrible, awful, dreadful,horrible, horrid, appalling, beastly, lousy, grotty, rotten, abominable, abysmal, atrocious, putrid, diabolical, chronic, execrable, dire
{s} stinking
sorry
{s} crappy Stop listening to this crappy music. - Bu berbat müziği dinlemeyi kes.
hellish
foul
poisonous
up the creek
tough
shabby
flub
putrid
fuck the up
be the pits
{s} flagitious
{s} grotty
fucked up
{s} frightful
hell of
{s} infamous
{s} ropy
{s} horrid
berbat etmek
spoil I don't want to spoil everything. - Her şeyi berbat etmek istemiyorum.
berbat etmek
vitiate
berbat etmek
ruin They are building an apartment building next door, which will ruin our view. - Onlar bitişiğimize görüşümüzü berbat edecek bir apartman dairesi inşa ediyorlar.
berbat etmek
mess up
berbat bir şekilde
badly I saw many patients at the hospital, some of whom were badly injured. - Hastanede bir sürü hasta gördüm, onlardan bazıları kötü şekilde yaralanmıştı.
berbat etmek
fuck up [sl.]
berbat (bir durum)
abject
berbat bir halde olan
wretched
berbat bir şekilde
terribily
berbat biçimde
atrocious
berbat etmek
(deyim) make a hash of
berbat etmek
(deyim) muck up
berbat etmek
ball up
berbat etmek
(deyim) make a horlicks of
berbat etmek
wreck
berbat etmek
(deyim) mishandle
berbat etmek
(deyim) hog something to death
berbat etmek
(Argo) root
berbat etmek
bang up
berbat etmek
(Argo) make a muck of
berbat etmek
(deyim) cast a cloud over
berbat etmek
(deyim) put paid
berbat etmek
(deyim) cock up
berbat etmek
(deyim) make a pig's ear of
berbat etmek
play the deuce with
berbat etmek
mess things up
berbat etmek
botch up
berbat etmek
upset
berbat etmek
murder
berbat etmek
make a mess of
berbat etmek
bodge
berbat etmek
cast a cloud on something
berbat olmak
be spoilt
berbat olmak
be ruined
berbat olmak
go bad
berbat olmak
spoilt
berbat olmak
ruined Our picnic was ruined by insects. - Pikniğimiz böcekler tarafından berbat edildi.
berbat etmek
cloud
berbat bir halde
abysmally
berbat bir halde
rottenly
berbat bir şekilde
terribly Serbian trains are terribly slow. - Sırp trenleri korkunç bir şekilde yavaş...
berbat bir şekilde
dashed
berbat bir şekilde
dismally
berbat bir şey
that beats cockfighting
berbat biçimde
atrociously
berbat ederek
bitchily
berbat etmek
ball up [sl.]
berbat etmek
bring to ruin
berbat etmek
botch
berbat etmek
to ruin You had to ruin the moment, didn't you? - Anı berbat etmek zorundaydın, değil mi?
berbat etmek
bitch [sl.]
berbat etmek
bitch up [sl.]
berbat etmek
crab
berbat etmek
fluff
berbat etmek
fuck [sl.]
berbat etmek
to spoil, to ruin, to wreck, to mess up, to make a mess of, to muck sth up, to foul sth up
berbat etmek
bungle
berbat etmek
make nonsense of
berbat etmek
screw up [sl.]
berbat halde olmak
look a sight I must look a sight. - Berbat görünüyor olmalıyım.
berbat halde olmak
be a sight
berbat hissetmek
feel wretched
berbat hissetmek
feel miserable
berbat
nasty business
berbat kokmak
(deyim) smell to high heaven
berbat kokmak
(deyim) stink to high heaven
berbat olmak
to be spoilt, to be ruined, to go bad
berbat olmak
stink
berbat olmuş
ruined Our picnic was ruined by insects. - Pikniğimiz böcekler tarafından berbat edildi.
berbat olmuş
spoilt
berbat olmuş
spoiled You've spoiled everything. - Her şeyi berbat ettin.
berbat şekilde
miserably I failed miserably. - Ben berbat şekilde başarısız oldum.
berbat etmek
screw up
berbat etmek
{f} fuck I often fuck things up. - Ben sık sık bir şeyi berbat ederim.
berbat etmek
play havoc
berbat etmek
mess sth up
berbat etmek
put paid to
berbat etmek
cause havoc
berbat etmek
foozle
berbat etmek
foul up
f l. (verpfuschen) bozmak, berbat etm
f l. (Verpfuschen) corrupt, terrible ETM
berbat etmek
{f} fuck up
berbat etmek
{f} bitch
berbat etmek
bitch up
berbat etmek
cast a cloud on smth
berbat etmek
piss on smth
bir çuval inciri berbat etmek
to upset the applecart
bir çuval inciri berbat etmek
upset smb.'s apple
bir çuval inciri berbat etmek
to foul things up but
daha berbat
worse I hate school but ignorance is worse. - Okuldan nefret ederim fakat cahillik daha kötü.
eski hayratı da berbat etmek
to make something worse by trying to improve it
işi berbat etmek
muck up a job
İngilizce - İngilizce

berbat teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

bir çuval inciri berbat etmek
(deyim) Upset the applecart, upset somebody's apples
Türkçe - Türkçe

berbat teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

Bozuk
Çirkin, beğenilmeyen
Darmadağın, bakımsız, perişan, viran
Kötü: "Eskisinden daha berbat, iyileşmek ne gezer."- M. A. Ersoy
Kötü
(Osmanlı Dönemi) harab, kötü, bozuk
Bozuk: "Yol berbat, toz toprak üstümüze savruluyor."- S. M. Alus. Çirkin, beğenilmeyen: "Sanatta politika ne kadar berbatsa, politikada sanat da o kadar iğrenç olur."- B. Felek
Darmadağın, bakımsız, perişan, viran: "Berbat bir han odası."- Y. Z. Ortaç
berbat olmak
Bozulmak
berbat olmak
Kötü duruma gelmek; kirlenmek
berbat