atlamak

listen to the pronunciation of atlamak
Türkçe - İngilizce
jump

She was ready to jump ship. - O, gemiye atlamak için hazırdı.

I'd jump through hoops for you. - Ben sizin için çemberlerden atlamak isterdim.

leap
skip

It won't hurt you to skip one meal. - Bir öğün yemek atlamak size zarar vermez.

I intend to skip lunch for a week starting today. - Ben bugünden itibaren bir hafta boyunca öğle yemeğini atlamak niyetindeyim.

{f} vault
leave out

I had to leave out this problem for lack of space. - Yer yokluğu yüzünden bu sorunu atlamak zorunda kaldım.

hop
arc
miss out; dive; arc over
hop on
grasp at
browse
to jump, to spring, to leap, to hop; to leave out, to omit, to skip; to fuck, to bang, to make, to lay , to score ; to leap at, to jump at
leap at
miss out
dive
jump at
spring
fuck
journalism to miss a scoop
to jump down (from), leap (from)
to jump into (a taxi, car); to catch (a plane, train)
slang to have intercourse with
to be misled, be mistaken (in)
slang to give, hand over
bypass , jump , omit , skip
to omit, skip, miss, leave out
vault; elide
overlook
{f} omit
snap up
skip over
{f} elide
snatch at
bypass
atlama
jumping

Base jumping is an extreme sport. - Yüksek bir yapıdan atlamak ekstrem bir spordur.

The most popular sports in that country are soccer, speedway and ski jumping. - O ülkedeki en popüler sporlar futbol, motorsiklet yarışı ve kayakla atlamadır.

atlama
{i} jump

Tom has the bad habit of jumping to conclusions. - Tom'un sonuçlara atlamayla ilgili kötü bir alışkanlığı vardır.

He is sure to set a new record in the triple jump. - O, üçlü atlamada yeni bir rekor kıracağından emin.

atlama
{i} skip

It won't hurt you to skip one meal. - Bir öğün yemek atlamak size zarar vermez.

I shouldn't have skipped the meeting. - Toplantıyı atlamamalıydım.

atlamak (bir şeye tutunarak)
swing
atlama
{i} omission
ip atlamak
to jump rope, to skip
ip atlamak
to jump rope
atlama
dive
atlama
bypass
atlama
(İnşaat) breakdown
atlama
(Havacılık) drop
atlama
diving

Both Tom and Mary were afraid to jump off the diving board. - Hem Tom hem de Mary tramplenden atlamaktan korkuyorlardı.

We were both afraid to jump off the diving board. - İkimiz de tramplenden atlamaya korktuk.

haber atlamak
fail to report a news item
sınıf atlamak
advance
tur atlamak
get through to
atlama
leap
daldan dala atlamak
To jump from branch to branch
ip atlamak
Skip a rope
kademe atlamak
to be promoted (at work)to go on to the next stagereaching to next levelbe raised in rankreaching to a better position/level
atlama
of a leap
atlama
jump, spring, leap; skipping, omitting, omission
atlama
of a spring
atlama
hop
atlama
skipping

Don't forget that, if you are on a diet, skipping breakfast will not help you. - Eğer bir diyetteysen kahvaltıyı atlamanın sana yardım etmeyeceğini unutma.

Fadil started skipping school. - Fadıl okulu atlamaya başladı.

atlama
{s} spring
atlama
take off
atlama
vaulting
atlama
vault

The Brazilian athlete Thiago Da Silva won the Olympic pole vault gold medal and set an Olympic record. - Brezilyalı atlet Thiago Da Silva, Olimpiyat sırıkla atlama altın madalyasını kazandı ve bir olimpiyat rekoru kırdı.

The pole vaulter jumped more than seven feet. - Sırıkla atlamacı, yedi feetten fazla atladı.

atlama
{i} crossover
atlama
of a jump
atlama
space

I had to leave out this problem for lack of space. - Yer yokluğu yüzünden bu sorunu atlamak zorunda kaldım.

atlama
capriole
balıklama atlamak
take a header
balıklama atlamak
snatch at
balıklama atlamak
dive headfirst
birdirbirde ebenin üzerinden atlamak
leapfrog
daha iyi atlamak
outjump
engel atlamak
vault
fırsata atlamak
snap at the chance
fırsatın üstüne atlamak
snap at the chance
haber atlamak
to fail to report a news item
haber atlamak
to miss a news scoop; to fail to print an item
kademe atlamak
be promoted (at work)
kademe atlamak
be raised in rank
kademe atlamak
be upgraded
kademe atlamak
go on to the next level
kademe atlamak
go on to the next stage
konudan konuya atlamak
fly off at a tangent
konudan konuya atlamak
go off at a tangent
paraşütle atlamak
to parachute, to bale out
paraşütle atlamak
parachute
paraşütle atlamak
bail out
paraşütle atlamak
bale out
sırıkla atlamak
vault
sırıkla atlamak
pole jump
sırıkla atlamak
pole vault
taksiye atlamak
hack
tur atlamak
not to participate in a round of a contest (owing to one's not having been selected for that round in a draw)
uçaktan atlamak
eject
çağ atlamak
(for a country) to make up for lost time by modernizing with lightning rapidity; (for someone) to enter the modern age at a bound
üstüne atlamak
light into
üzerinden atlamak
fly
üzerinden atlamak
leap
üzerinden atlamak
leap over
üzerinden atlamak
vault
üzerine atlamak
jump at
üzerine atlamak
leap at
Türkçe - Türkçe
Sınıfı okumadan geçmek
Okuma, yazı yazma, sayı sayma gibi işlerde bazı bölümleri bırakıp geçmek
Yanılmak, aldanmak. Çıkmak, inmek: "Otomobilden atlayıp vapura doğru seğirten bir adama tutup sual sorulur mu?"- S. F. Abasıyanık
Binmek
Çıkmak, inmek
Yanılmak, aldanmak
Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek
Binmek: "Atlasam bir vapura, şehre insem diyorum."- S. F. Abasıyanık
Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak
Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek biçimde kendini bırakmak
atlama
Belirli bir yerden gerilip hız alarak yapılan sıçrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aşırma
atlama
Bu biçimde en uzağa atlama veya en yükseği aşma amacıyla yarışılan atletizm dalı: "Biraz daha geçti, sırıkla yüksek atlama müsabakası ilan olundu."- M. Ş. Esendal
atlama
Sıçrayarak geçme
atlama
Atlamak işi
atlama
Bu biçimde en uzağa atlama veya en yükseği aşma amacıyla yarışılan atletizm dalı
atlamak