sürüklen

listen to the pronunciation of sürüklen
التركية - الإنجليزية
{f} drift

Many people drift through life without a purpose. - Pek çok insan amaçsızca hayatın içinde sürükleniyor.

Tom and Mary drifted down the river in their canoe. - Tom ve Mary kanolarında nehrin aşağısına doğru sürüklendiler.

scud

The clouds scudded across the sky. - Bulutlar gökyüzünde rüzgarla sürüklendi.

sürükle
(Bilgisayar) nudge
sürükle
{f} lug

They lugged the refrigerator up the stairs. - Buzdolabını merdivenlerden yukarı sürüklediler.

Tom lugged his suitcase up the stairs. - Tom merdivenlerden yukarı bavulunu sürükledi.

sürükle
drag

Tom dragged himself out of bed. - Tom kendini yatağın dışına sürükledi.

I'm sorry for dragging you out of bed so early in the morning. - Sabahleyin seni bu kadar erken yataktan dışarıya sürüklediğim için üzgünüm.

sürüklen
المفضلات