Turkish - English

  1. enclosure isim
  2. surround isim
  3. spin isim
  4. translated
  5. casing Jeoloji
  6. turning movement Askeri
  7. twist
  8. skew Televizyon
  9. roll Bilgisayar
  10. rendering
  11. translating; translation
  12. twirl isim
  13. converting isim
  14. inversion Muzik
  15. rotation
  16. assembling
  17. derivation Jeoloji
  18. interpretation Dilbilim
  19. translation isim
  20. inclosure isim
  21. enclosure,inclosure
  22. turning; conversion
  23. conversion isim
  24. rotation, turning; changing
  25. assembly , flip
  26. (bilgisayar) assembly
  27. slue isim
  28. slew isim
  29. turning
  30. translate fiil (çevirmek)

Turkish - Turkish

  1. tercüme
  2. ATF
  3. Bir dilden başka dile çevrilmiş, tercüme
  4. Uzaktan dolaşıp düşmanın yan gerilerine düşerek onu istemediği bir durumda dövüşmek zorunda bırakma
  5. Bir müzik parçasındaki aralığın veya bir cümle parçasının tiz sesini pese, pes sesini tize dönüştürmek işi
  6. Çevirmek işi, tedvir
  7. çevresi duvar ya da çitle çevrilmiş küçük bahçe
  8. Kuzu, oğlak gibi hayvanların şişte, kor üzerinde çevrilerek pişirilmişi: "Değirmende, daha sabahtan gönderilip hazırlanan yağlı bir oğlak çevirmesini tam kıvamında buldular."- R. H. Karay
  9. Kuzu, oğlak gibi hayvanların şişte, kor üzerinde çevrilerek pişirilmişi
  10. Tavuk eti, patlıcan ve pirinçle yapılan bir yemek
  11. Uzaktan dolaşıp düşmanın yan gerilerine düşerek onu istemediği bir durumda dövüşmek zorunda bırakma, kuşatma, ihata
  12. Etrafı çitle çevrilmiş küçük bahçe
  13. çalkalamak (Çevirmek)
  14. tercüme etmek (Çevirmek)
  15. Döndürerek hareket ettirmek (çevirmek)
  16. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek (çevirmek)
  17. Yönetmek, idare etmek (çevirmek)
  18. Çevrilemek, tevil etmek (çevirmek)
  19. Kötü bir duruma getirmek (çevirmek)
  20. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek (çevirmek)
  21. Oynamak (çevirmek)
  22. Bir dilden başka bir dile aktarmak, tercüme etmek (çevirmek)
  23. Hile, dolap, dalavere gibi dürüst olmayan davranışlar için yapmak (çevirmek)
  24. Kötü bir duruma getirmek. Çeviri yapmak: "Romanlar, hikâyeler yazar; yahut Fransızcadan çevirirmiş."- M. Ş. Esendal (çevirmek)
  25. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek (çevirmek)
  26. Geri göndermek (çevirmek)
  27. Yönetmek, idare etmek: "Eteği belinde, bütün evi o çeviriyor."- H. Taner (çevirmek)
  28. Döndürerek hareket ettirmek: "Resimleri albüme yapıştırırken kocası da radyonun düğmesini çevirdi."- S. F. Abasıyanık (çevirmek)
  29. Bir şeyin yönünü değiştirmek: "Nefes nefese koşan anneme, başını çevirmeden cevap verdi."- Y. Z. Ortaç. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek: "Sermet defterinin yapraklarını çeviriyordu."- Ö. Seyfettin (çevirmek)
  30. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek. Çevrilemek, tevil etmek (çevirmek)

Add a comment

About This Word