to turn, to turn (sth) round; to point; to spin; to divert; (kamera, dürbün) to train; to wind; to rotate; to revolve; to reverse; to revoke, to annul; to send back; to translate (into), to render" " tercüme etmek; to manage, to run" " yönetmek, idare etmek; to convert; to turn into; to transform, to change; to surround, to encircle, to encompass" " kuşatmak; to stop, to hold up; (plan, dolap, vb.) to make, to carry out, to hatch
86
çevirmek
translate , dial
87
çevirmek
to enclose (a place) with
88
çevirmek
to turn, make, or transform (one thing) into (another)
89
çevirmek
to pull (a trick, a ruse)
90
çevirmek
to interpret (something) (in a specified way)
91
çevirmek
to turn (a garment) inside out
92
çevirmek
to turn, rotate; to make (something) spin
93
çevirmek
to stop (someone who is going somewhere)
94
çevirmek
to send (something) back
95
çevirmek
to turn (a situation) into (something bad)
96
çevirmek
(for one kind of meteorological condition) to turn into, become (another): Yağmur kara çevirdi. The rain's turned to snow. Çevir kazı yanmasın. (Konuşma Dili) Why are you changing the subject? (said sarcastically)
Uzaktan dolaşıp düşmanın yan gerilerine düşerek onu istemediği bir durumda dövüşmek zorunda bırakma
130
Bir müzik parçasındaki aralığın veya bir cümle parçasının tiz sesini pese, pes sesini tize dönüştürmek işi
131
Çevirmek işi, tedvir
132
çevresi duvar ya da çitle çevrilmiş küçük bahçe
133
Kuzu, oğlak gibi hayvanların şişte, kor üzerinde çevrilerek pişirilmişi:"Değirmende, daha sabahtan gönderilip hazırlanan yağlı bir oğlak çevirmesini tam kıvamında buldular."- R. H. Karay
134
Kuzu, oğlak gibi hayvanların şişte, kor üzerinde çevrilerek pişirilmişi
135
Tavuk eti, patlıcan ve pirinçle yapılan bir yemek
136
Uzaktan dolaşıp düşmanın yan gerilerine düşerek onu istemediği bir durumda dövüşmek zorunda bırakma, kuşatma, ihata
137
Etrafı çitle çevrilmiş küçük bahçe
138
Çevirmek
çalkalamak
139
Çevirmek
tercüme etmek
140
çevirmek
Döndürerek hareket ettirmek
141
çevirmek
Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek
142
çevirmek
Yönetmek, idare etmek
143
çevirmek
Çevrilemek, tevil etmek
144
çevirmek
Kötü bir duruma getirmek
145
çevirmek
Öteki yüzünü görünür duruma getirmek
146
çevirmek
Oynamak
147
çevirmek
Bir dilden başka bir dile aktarmak, tercüme etmek
148
çevirmek
Hile, dolap, dalavere gibi dürüst olmayan davranışlar için yapmak
149
çevirmek
Kötü bir duruma getirmek. Çeviri yapmak:"Romanlar, hikâyeler yazar; yahut Fransızcadan çevirirmiş."- M. Ş. Esendal
150
çevirmek
Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek
151
çevirmek
Geri göndermek
152
çevirmek
Yönetmek, idare etmek:"Eteği belinde, bütün evi o çeviriyor."- H. Taner
153
çevirmek
Döndürerek hareket ettirmek:"Resimleri albüme yapıştırırken kocası da radyonun düğmesini çevirdi."- S. F. Abasıyanık
154
çevirmek
Bir şeyin yönünü değiştirmek:"Nefes nefese koşan anneme, başını çevirmeden cevap verdi."- Y. Z. Ortaç. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek:"Sermet defterinin yapraklarını çeviriyordu."- Ö. Seyfettin
155
çevirmek
Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek. Çevrilemek, tevil etmek
156
çevirmek
Hile, dolap, dalavere gibi dürüst olmayan davranışlar için yapmak:"Bendenize şikâyetlerin yapılmaması, iş çevirmek isteyenlerin muvaffak olamayacaklarını bilmeleri neticesidir."- Atatürk