Turkish - English

  1. practice
  2. exercise
  3. workout
  4. priming
  5. working isim
  6. work, working, labour, labor; running, working, operation; study; training
  7. in working
  8. slaving
  9. training isim
  10. starting isim
  11. praxis isim
  12. running isim
  13. human activity
  14. reading
  15. job
  16. mission
  17. job of work
  18. start
  19. movement
  20. employment
  21. operational test
  22. workings
  23. execution Bilgisayar
  24. effort Askeri
  25. studying isim
  26. gear isim
  27. labour
  28. work, working
  29. labour, work Hukuk
  30. labour [Brit.]

Turkish - Turkish

  1. Çalışmak işi, emek, sa'y
  2. Çalışmak işi, emek, say: "Kendilerine iyi bir çalışma fırsatı verdim."- Y. K. Karaosmanoğlu
  3. Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün
  4. İşe başlama saati
  5. Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi
  6. Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması
  7. İş üzerinde bulunmak (çalışmak)
  8. İşe yarar durumda olmak veya işlemekte bulunmak (çalışmak)
  9. Bir şeyi yapmak için gereken çarelere başvurmak, o şeyi gerçekleştirmek için kendini zorlamak, çaba harcamak (çalışmak)
  10. İşi veya görevi olmak (çalışmak)
  11. Bir şeyi öğrenmek veya yapmak için emek vermek (çalışmak)
  12. Makine veya aletler işe yarar durumda olmak veya işlemekte bulunmak (çalışmak)
  13. Bir şeyi oluşturmak veya ortaya çıkarmak için emek harcamak. İşi veya görevi olmak, bulunmak: "Kışları onun mandırasında çalışıyor."- H. Taner (çalışmak)
  14. Bir şeyi yapmak için gereken çarelere başvurmak, o şeyi gerçekleştirmek için kendini zorlamak, çaba harcamak: "Olduğundan fazla yaşlı görünmeye çalıştığını sezdim."- R. H. Karay (çalışmak)
  15. Bir şeyi öğrenmek veya yapmak için emek vermek: "Dar ve sapa yollardan hızla yürümeğe çalışıyorduk."- A. H. Tanpınar (çalışmak)
  16. Bir şeyi oluşturmak veya ortaya çıkarmak için emek harcamak (çalışmak)

Add a comment

Favorites

About This Word