çalışma

listen to the pronunciation of çalışma
Türkçe - İngilizce

çalışma teriminin Türkçe İngilizce sözlükte anlamı

study The house has a dining room, a bedroom and a study. - Evin bir yemek odası, bir yatak odası ve bir çalışma odası var.
running
labour
working He also has experience working fulltime for international companies. - Ayrıca uluslararası şirketlerde full-time çalışma deneyimi de var.
work A person who is addicted to work is called a workaholic. - Çalışma bağımlısı bir kişiye işkolik denilir.
labor Is this the Department of Labor? - Burası Çalışma Bakanlığı mı?
{i} studying The silence of the library provided the perfect enviroment for studying. - Kütüphanenin sessizliği, çalışma için mükemmel bir çevre sağladı.
practice Behind every minute of concert time there is one hour of hard practice. - Konserdeki her dakikanın arkasında bir saatlik sıkı çalışma var.
exercise
work, working, labour, labor; running, working, operation; study; training
workout
priming
work, working
study, studying. Ç
praxis
gear
(Hukuk) labour, work
action
training
labour [Brit.]
job of work
starting
(Bilgisayar) execution
movement
employment Everyone has the right to work, to free choice of employment, to just and favourable conditions of work and to protection against unemployment. - Her şahsın çalışmaya, işini serbestçe seçmeye, adil ve elverişli çalışma şartlarına ve işsizlikten korunmaya hakkı vardır.
operational test
mission
job
(Askeri) effort Study takes a lot of energy, but it is worth the effort. - Çalışma çok fazla enerji alır fakat bu çabaya değer.
start
endeavor
slaving
motion
field What's your major field of study? - Ana çalışma alanınız nedir?
operation
human activity
in working
çalışma saatlerini yazmak
schedule Harun has a tight schedule. - Harun'un sıkı bir çalışma programı var.
çalışma masası
writing table
çalışma odası
study The house has a dining room, a bedroom and a study. - Evin bir yemek odası, bir yatak odası ve bir çalışma odası var.
çalışma zamanı
uptime
çalışma alanı
field What's your major field of study? - Ana çalışma alanınız nedir?
çalışma arkadaşı
colleague Harun came to blows with a colleague at the office Christmas lunch. - Harun, Noel yemeğinde ofisteki bir arkadaşı ile yumruk yumruğa girdi.
çalışma ekonomisi
labor economics
çalışma ekonomisi ve endüstri ilişkileri
Labor economy and Industrial relationship
çalışma grubu
(Eğitim) Study group This is a Bible study group. - Bu bir İncil çalışma grubudur.
çalışma usulü
working procedure
Çalışma Bakanlığı
(Askeri) Department of Labor Is this the Department of Labor? - Burası Çalışma Bakanlığı mı?
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
(Hukuk) Ministry of Labour and Social Security
çalışma akımı
working current, operating current
çalışma alanı
(sanat) workshop
çalışma alanı
work area, workspace
çalışma bakanlığı
Ministry of Labor
çalışma belleği
working storage
çalışma dosyası
working file
çalışma dökümü
running order
çalışma düzeni
working order Everything is in perfect working order. - Her şey mükemmel çalışma düzeni içinde.
çalışma eğrisi
dynamic characteristic
çalışma gerilimi
operating voltage
çalışma grubu
shift
çalışma grupları
(Hukuk) study groups, working groups
çalışma günü
weekday
çalışma günü
working day
çalışma günü
workday
çalışma izni
work permit
çalışma kampı
labor camp
çalışma koşulları
working conditions The workers are complaining about their working conditions. - İşçiler çalışma şartlarından şikayet ediyorlar.
çalışma kâğıdı
work sheet
çalışma kütüğü
working file
çalışma kılavuzu
workbook
çalışma masaları
bureaux
çalışma masası
worktable
çalışma masası
bureau
çalışma masası
desk Harun's desk was so untidy that the cleaner refused to clean the room. - Harun'un masası o kadar dağınıktı ki, temizlikçi odayı temizlemeyi reddetti.
çalışma noktası
operating point
çalışma odası
snuggery
çalışma odası
library The silence of the library provided the perfect enviroment for studying. - Kütüphanenin sessizliği, çalışma için mükemmel bir çevre sağladı.
çalışma odası
workroom, study, den
çalışma potansiyeli
work force
çalışma psikolojisi
industrial psychology
çalışma saati
working hour The workers at Harun's company are demanding shorter working hours. - Harun'un şirketindeki işçiler daha kısa çalışma saatleri talep ediyorlar.
çalışma saatleri
working hours, office hours
çalışma saatleri sonrası
after hours
çalışma sürdürmek
carry on a work
çalışma sürdürmek
carry on a study
çalışma sürdürmek
continue a work
çalışma sıcaklığı
working temperature
çalışma sırası
spell
çalışma sırası
running order
çalışma takımı
working group The working group on data transfer, led by Ben Manny, will hold a meeting on Jan 14, 1999. - Ben Manny tarafından yönetilen, veri transferi üzerine çalışan çalışma grubu, 14 Ocak 1999'da bir toplantı yapacak.
çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
Ministry of Labor and Social Security
çalışma ve sosyal işler
(Hukuk) labour and social affairs
çalışma yapmak
exercise If you want to lose weight, the best thing to do is to eat properly and get a lot of exercise. - Kilo vermek istiyorsan yapacak en iyi şey uygun şekilde yemek ve çok egzersiz yapmak.
çalışma yapmak
study The house has a dining room, a bedroom and a study. - Evin bir yemek odası, bir yatak odası ve bir çalışma odası var.
çalışma yapmak
work out
çalışma yazmaçları
working registers
çalışma yeri
workstation
çalışma şartları
working conditions The workers are complaining about their working conditions. - İşçiler çalışma şartlarından şikayet ediyorlar.
çalışma şartları kötü işyeri
sweatshop
çalışma şartı
working condition The workers are complaining about their working conditions. - İşçiler çalışma şartlarından şikayet ediyorlar.
çalışma şeridi
work tape
sınav öncesi yoğun çalışma
cram
fazla çalışma
overwork Harun's father died from overwork five years ago. - Harun'un babası beş yıl önce fazla çalışmaktan öldü.
ikili çalışma
(Dilbilim) pair work
yoğun çalışma
priming
bilimsel çalışma
fieldwork
bilimsel çalışma
scientific work
bilimsel çalışma
scientific study Dr. Yukawa played an important part in the scientific study. - Doktor Yukawa bilimsel çalışmada önemli bir rol oynadı.
birlikte çalışma
collaborate
birlikte çalışma
cooperation The relationship between Islam and the West includes centuries of co-existence and cooperation, but also conflict and religious wars. - İslam ve batı arasındaki ilişki yüzyıllar süren birliktelik ve ortak çalışma fakat aynı zamanda çatışma ve din savaşları içermektedir.
birlikte çalışma
interworking
birlikte çalışma
collaboration
deneysel çalışma
experimental study
ders çalışma
study The house has a dining room, a bedroom and a study. - Evin bir yemek odası, bir yatak odası ve bir çalışma odası var.
ekip halinde çalışma ruhu
team spirit The team spirit was unbelievable, we were all in this together. - Takım ruhu inanılmazdı, hepimiz birlikte bunun içindeydik.
emniyetli çalışma yükü
(Askeri,Teknik) safe working load
esnek çalışma
flexible working
evde çalışma
teleworking
evde çalışma
(Ticaret) homework I'm sorry, I left my homework at home. - Üzgünüm, ev ödevimi evde bıraktım.
evden çalışma
teleworking
gönüllü çalışma
volunteer work Do you do any volunteer work? - Hiç gönüllü iş yapar mısın?
gönüllü çalışma
voluntary work
kesik çalışma
(İnşaat) jog
kesintili çalışma
(Bilgisayar,Teknik) intermittent duty
kesintisiz çalışma
uninterrupted duty
kusurlu çalışma
malfunction
model çalışma
model study
part-time çalışma
part-time employment
tele-çalışma
telecommuting
toplumsal çalışma
social work
yıllık çalışma
annual work
çalışma yapmak
workout I want to workout. - Antrenman yapmak istiyorum.
serbest çalışma
free running
çalışmalar
studies It is possible to determine the age of these rocks through scientific studies. - Bilimsel çalışmalar yoluyla bu kayaların yaşını belirlemek olanaklıdır.
çalışmalar
{i} works
Türkçe - Türkçe
çalışma