Hayatımın en inanılmaz deneyimlerinden biriydi.
- It was one of the most incredible experiences of my life.
O, inanılmaz bir hikaye.
- That's an incredible story.
Sen gerçekten olağanüstüsün.
- You're really incredible.
O hikaye gerçek olmak için çok olağanüstü.
- That story is too incredible to be true.
I've always found her unbelievably adorable.
- Ich fand sie immer unglaublich anbetungswürdig.
She is unbelievably naïve.
- Sie ist unglaublich naiv.