veri̇mli̇

listen to the pronunciation of veri̇mli̇
Турецкий язык - Английский Язык

Определение veri̇mli̇ в Турецкий язык Английский Язык словарь

verimli
fertile

The settlers learned that the land in the valley was fertile. - Göçmenler vadideki toprağın verimli olduğunu öğrendiler.

Fertile soil is indispensable for a good harvest. - Verimli toprak iyi bir mahsul için zaruridir.

verimli
fruitful

We've had very fruitful discussions. - Çok verimli görüşmeler yaptık.

Be fruitful and multiply. - Verimli olun ve çoğalın.

verimli
productive

Name-calling is never productive. - İsim takarak insanları küçümsemeye çalışmak hiç verimli değildir.

The year you spent in Germany was very productive for you. - Almanya'da geçirdiğin yıl senin için çok verimliydi.

verimli toprak
loam
verim
yield

The new production process achieves a high yield. - Yeni üretim süreci, yüksek verim elde eder.

We had extremely good yields this year. - Bu yıl son derece iyi verimimiz vardı.

verimli
efficient

I hope I am very efficient. - Ben çok verimli olduğumu umuyorum.

You should study in an efficient manner. - Verimli bir şekilde çalışman gerekir.

verimli
abundant

The tree is abundant in fruit. - Ağaç meyvece verimlidir.

The tree is abundant in fruit. - Ağaç meyve bakımından verimlidir.

verimli
effective
verimli
efficiently

Tom is a good employee. He gets things done quickly and efficiently. - Tom iyi bir çalışandır. O işleri hızlı ve verimli bir şekilde yaptırır.

What surprised me most when I first entered college was how few of my classmates knew how to study efficiently. - Üniversiteye ilk girdiğimde beni en çok şaşırtan şey sınıf arkadaşlarımdan çok azının verimli çalışmayı nasıl bildikleriydi.

verimli
(Ticaret) profitable
verimli
teem
verimli
rank
verimli
grateful
verimli
sweet
verimli
bonanza
verimli
producing
verimli
prolific

My friends say I'm a prolific writer, but I haven't written anything for months. - Arkadaşım verimli bir yazar olduğumu söylüyor ama aylardır herhangi bir şey yazmadım.

verimli
copious
verimli
generous
verimli
loamy
verimli
procreative
verimli
pregnant
verimli
fecund
verimli
productive, fertile, rich; profitable, fruitful; prolific, productive
verimli
productive; fruitful
verimli
economical
verimli
exuberant
verimli
rich

The basin of a river usually has rich farmland. - Bir nehir havzasının genellikle verimli tarım arazileri vardır.

verimli
fat

My father wants an efficient assistant to help him. - Babam ona yardım etmesi için verimli bir asistan istiyor.

verimli
yielding
verimli
high speed
verimli
(Hukuk) productive, fruitful, productivity
verimli
procreant
verimli biçimde
efficiently
verimli bir şekilde
productively
verimli bir şekilde
plentifully
verimli bir şekilde
efficiently

Tom is a good employee. He gets things done quickly and efficiently. - Tom iyi bir çalışandır. O işleri hızlı ve verimli bir şekilde yaptırır.

John runs the family business very efficiently. - John aile şirketini çok verimli bir şekilde işletiyor.

verimli hale gelme
fertilization
verimli olma durumu
fertility
verimli toprak
rich soil
verimli olmak
To efficiently
verimli arazi
(Tarım) fertile land
verimli arazi
(Tarım) fruitful land
verimli besleme
(Otomotiv) efficiency-booster
verimli bir biçimde
voluminously
verimli ekin
good cropper
verimli hale gelmek
become efficient
verimli hale getirme
improvement
verimli hale getirmek
make productive
verimli iş günleri
(Askeri) effective working days
verimli kullanım
productive usage
verimli kılmak
fertilize
verimli yapmak
fecundate
verimli çalışmak
work effectively
verimli çalışmak
work efficiently
verimli çalışmak
work productively
verim
efficiency

Regulations harm efficiency. - Düzenlemeler verimliliğe zarar verir.

ENERGY STAR is a U.S. Environmental Protection Agency (EPA) voluntary program that helps businesses and individuals save money and protect our climate through superior energy efficiency. - ENERGY STAR, işletmelerin ve bireylerin tasarruf yapmasına ve üstün enerji verimliliği ile iklimimizi korumasına yardımcı olan bir ABD Çevre Koruma Ajansı gönüllü programıdır.

verimli
lush
verimli
thrifty
(bitki) verimli
lush
verim
debit
verim
thruput
verim
returns
verim
product

Name-calling is never productive. - İsim takarak insanları küçümsemeye çalışmak hiç verimli değildir.

The year you spent in Germany was very productive for you. - Almanya'da geçirdiğin yıl senin için çok verimliydi.

verim
(Tarım) growing crops
verim
rendement
verim
(Ticaret) return
verim
performance
verimli
fructiferous
verimli
effi
verimli
effecient
verimli
fertilized
verim
output
verim
turnout
verim
delivery
verim
outturn
verim
output, product, yield
verim
yield, output, production
verim
richness
verim
effect
verim
feat
verim
capacity
verim
crop
verim
make

An efficient FBI agent does not make any bones about carrying out his duties. - Verimli bir FBI ajanı görevlerini yürütme hakkında bir şey söylemiyor.

verim
rating
verim
run

John runs the family business very efficiently. - John aile şirketini çok verimli bir şekilde işletiyor.

verim
eficiency
verimli
plentiful
verimli
fructuous
yeterince verimli
fertile enough
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение veri̇mli̇ в Турецкий язык Турецкий язык словарь

verimli
Kendisinden beklenen sonucu veren, semereli
verimli
Verimi iyi ve bol olan, randımanlı, mahsuldar, mümbit, müsmir
verimli
Kendisinden beklenen sonucu veren, semereli: "Eğer bu beğeniş ve güven gerçek bilgi ve ihtisasa dayansaydı şüphesiz daha sağlam, daha verimli olurdu."- R. H. Karay. Çok yazan, velut: "Sonra, sahiden verimli bir de kalemi var!"- Y. Z. Ortaç
verimli
Çok yazan, velût
VERİM
(Hukuk) Prodüktivite; üretim yoluyla elde edilen sonuç
Verim
randıman
Verim
(Hukuk) PRODÜKTİVİTE
Verimli
(Hukuk) MÜNBİT
Verimli
zengin
Verimli
randımanlı
Verimli
rantabl
Verimli
semereli
Verimli
vergili
Verimli
cömert
verim
Ortaya çıkan, istenilen, beklenilen sonuç, semere
verim
Ortaya çıkan, istenilen, beklenilen sonuç, semere: "Nil, kendisini hayalinin eşsiz verimine kaptırmış, neler düşünüyor, ne tablolar çiziyor, ne oyunlar ve ne yalanlar hazırlıyor."- R. H. Karay
verim
Çalıştırılan, işletilen, bakılan bir şeyin verdiği sonuç veya bu sonucun niceliği, mahsul, randıman