Onunla konuşmaya asla cesaret etmedim.
- I have never dared to speak to her.
Emirlerime itaat etmemeye cesaret etti.
- He dared not to obey my order.
Tom tenis oyununda Mary'ye meydan okudu.
- Tom challenged Mary to a game of tennis.
Ona bir oyunda meydan okudum.
- I challenged him to a game.
Saldırı tüm bu gereksiz hakaretler tarafından kışkırtıldı.
- The aggression was provoked by all those gratuitous insults.
O ona vurmak için kışkırtıldı.
- He was provoked into hitting her.
Onlar kralın yasalarına meydan okudular.
- They defied the laws of the king.
Tom Mary'nin partisine davet edilen tek erkek çocuğuydu.
- Tom was the only boy invited to Mary's party.
Tom davet edilen misafirlerden biriydi.
- Tom was one of the invited guests.