Her kentin heybetli bir katedrali vardır.
- Every city has an imposing cathedral.
Heybetli olmadığımı umuyorum.
- I hope I'm not imposing.
Tartışacak acil bir şeyimiz var.
- We have something pressing to discuss.
Yapmak için daha acil başka bir şeyin var mı?
- Do you have something else more pressing to do?
O çok azametli bir adam.
- He's a very imposing man.