Heybetli olmadığımı umuyorum.
- I hope I'm not imposing.
Her kentin heybetli bir katedrali vardır.
- Every city has an imposing cathedral.
Tartışmak için daha acil şeylerimiz var.
- We have more pressing things to discuss.
Zaman baskı yapıyor ve acil eylem gerekli.
- Time is pressing, and quick action is needed.
O çok azametli bir adam.
- He's a very imposing man.