Ara sıra tenis oynarım.
- I play tennis once in a while.
Ara sıra ondan haber alırım.
- I hear from him once in a while.
Onu arada bir görürüm.
- I see him once in a while.
Arada bir şemsiyesini trende bırakır.
- Once in a while, he leaves his umbrella in the train.
Alice calls us every now and then.
Ara sıra erkek arkadaşıma o işteyken bir öğle yemeği götürürüm.
- Every once in a while, I take my boyfriend a lunch while he's at work.
Ara sıra Esperanto çalışıyorum.
- Every once in a while I study Esperanto.
I send her a note once in a while to let her know I'm thinking of her.