Muhtemelen sorunun kolay bir çözümü vardır.
- There is probably an easy solution to the problem.
Yarın muhtemelen kar yağacak.
- It will probably snow tomorrow.
Galiba birkaç kilo vermeliyim.
- I should probably lose a few pounds.
Galiba sen beni hatırlamıyorsun.
- You probably don't remember me.
Fakat büyük olasılıkla sonuncu olacağım, bu acınacak bir durum.
- But probably I'll be the last, which is a pity.
O büyük olasılıkla başarısız olacak.
- He will probably fail.
O büyük olasılıkla başarısız olacak.
- He will probably fail.
Fakat büyük olasılıkla sonuncu olacağım, bu acınacak bir durum.
- But probably I'll be the last, which is a pity.
Belki de Tom'a bunu yapmak istemediğini söylemen gerekir.
- You should probably tell Tom you don't want to do that.
Belki de onunla seks yapmadı.
- She probably didn't have sex with him.
Bradford tartışmasız İngiltere'deki en çirkin şehirdir.
- Bradford is arguably the ugliest town in Britain.
I'm very busy so probably I won't be able to come tomorrow.
- Ich bin sehr beschäftigt, deswegen wird es mir wohl morgen nicht möglich sein zu kommen.
Even though he has become boss of the company, Mr Yamada is unassuming. That's probably why he is liked by everyone.
- Herr Yamada ist, obwohl er Firmenchef geworden ist, bescheiden. Deswegen wird er wohl von allen gemocht.