curtain, episode, blind, screen, mus. pitch, key, screen; veil, etc, mus. fret (of a stringed instrument), cataract, window curtain, shutter, baffle, bulkhead, cloak, incident, drapery, lambrequin, pall, reredos, theater curtain, tone, damper, drape, fret, shade, cover, any of the ridges of wood or metal on a fingerboard of a guitar, lute, webbed, (sahne) drop, tone; fret, episode; (Music) key, on the stage of a theater, cloak; act, section of a play or opera, (ayakta) web, (ses) pitch, (Konuşma Dili) cataract (in the eye), act, curtain hung at a window, doek, web, webbing (between the toes of some birds), theat. (an) act (of a play), curtain; screen; act; pitch; cataract; partition, curtain, drape, drapery, movie screen, screen, drapes,
1
curtain isim
ts
2
episode isim
ts
3
blind
ts
4
screen isim
ts
5
mus. pitch
ts
6
key isim
ts
7
screen; veil
ts
8
etc
ts
9
mus. fret (of a stringed instrument)
ts
10
cataract isim
ts
11
window curtain İnşaat
ts
12
shutter
ts
13
baffle Askeri,Havacılık
ts
14
bulkhead Askeri
ts
15
cloak isim
ts
16
incident Tiyatro
ts
17
drapery isim
ts
18
lambrequin
ts
19
pall
ts
20
reredos
ts
21
theater curtain
ts
22
tone isim
ts
23
damper
ts
24
drape Tekstil
ts
25
fret
ts
26
shade
ts
27
cover
ts
28
any of the ridges of wood or metal on a fingerboard of a guitar
Bir sahne eserinin büyük bölümlerinden her biri, Ekran, sinema perdesi, Tıb: Aksu, Mc: Gaflet. Basiretsizlik. (Bak: Esbabperest.), f. Kapı, pencere gibi yerlere asılan veya iki yeri birbirinden ayıran, görünmeğe mâni olan şey, Mc: Irz, namus, iffet.* Bir müzik parçasını meydana getiren seslerden herbirinin kalınlık veya incelik derecesi, ZILL, mizar, BERZAH, gergi, hicap, SİTR, HÂCİB, Pes perde, Utanma duygusu, Görüşü engellemek için özellikle pencerelerin önüne yerleştirilen çeşitli örtüler, Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi, Üzerine bir cismin görüntüsü yansıtılan saydam olmayan yüzey, Bu ses derecelerini sağlamak için çalgılarda bulunup parmaklarla basılan yer, r müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi, Aksu. Bir sahne eserinin büyük bölümlerinin her biri:"Oyunun üç perdesi de böyle alkışlar içinde geçti, Doğruyu görmeye engel olan şey, Seste pes perde:"Sonra da ince ve çok acıklı bir perdeden şarkı söylemeğe başladı."- A. Mithat, Kaz, ördek, martı gibi hayvanların parmaklarını birbirine bitiştiren zar, Katarakt, aksu, akbasma, İki yeri birbirinden ayıran bölme, Görüşü, ışığı engellemek veya bir şeyi gizlemek için bir açıklığın önüne gerilen örtü:"Perdeleri nasıl kendi eliyle pencerelere taktığını ... düşündü."- Y. K. Karaosmanoğlu. Üzerine bir cismin görüntüsü yansıtılan saydam olmayan yüzey. İki yeri birbirinden ayıran bölme:"Duvarın önüne çekilen tahta perdeye yapıştırılmış ilanlara bakıyordu."- M. Ş. Esendal, Görüşü, ışığı engellemek veya bir şeyi gizlemek için bir açıklığın önüne gerilen örtü, Bir sahne eserinin büyük bölümlerinin her biri,
49
Bir sahne eserinin büyük bölümlerinden her biri
ts
50
Ekran, sinema perdesi
ts
51
Tıb: Aksu
ts
52
Mc: Gaflet. Basiretsizlik. (Bak: Esbabperest.)
ts
53
f. Kapı, pencere gibi yerlere asılan veya iki yeri birbirinden ayıran, görünmeğe mâni olan şey
ts
54
Mc: Irz, namus, iffet.* Bir müzik parçasını meydana getiren seslerden herbirinin kalınlık veya incelik derecesi
ts
55
ZILL
ts
56
mizar
ts
57
BERZAH
ts
58
gergi
ts
59
hicap
ts
60
SİTR
ts
61
HÂCİB
ts
62
Pes perde
ts
63
Utanma duygusu
ts
64
Görüşü engellemek için özellikle pencerelerin önüne yerleştirilen çeşitli örtüler
ts
65
Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi
ts
66
Üzerine bir cismin görüntüsü yansıtılan saydam olmayan yüzey
ts
67
Bu ses derecelerini sağlamak için çalgılarda bulunup parmaklarla basılan yer
ts
68
r müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi
ts
69
Aksu. Bir sahne eserinin büyük bölümlerinin her biri:"Oyunun üç perdesi de böyle alkışlar içinde geçti
ts
70
Doğruyu görmeye engel olan şey
ts
71
Seste pes perde:"Sonra da ince ve çok acıklı bir perdeden şarkı söylemeğe başladı."- A. Mithat
ts
72
Kaz, ördek, martı gibi hayvanların parmaklarını birbirine bitiştiren zar
ts
73
Katarakt, aksu, akbasma
ts
74
İki yeri birbirinden ayıran bölme
ts
75
Görüşü, ışığı engellemek veya bir şeyi gizlemek için bir açıklığın önüne gerilen örtü:"Perdeleri nasıl kendi eliyle pencerelere taktığını ... düşündü."- Y. K. Karaosmanoğlu. Üzerine bir cismin görüntüsü yansıtılan saydam olmayan yüzey. İki yeri birbirinden ayıran bölme:"Duvarın önüne çekilen tahta perdeye yapıştırılmış ilanlara bakıyordu."- M. Ş. Esendal
ts
76
Görüşü, ışığı engellemek veya bir şeyi gizlemek için bir açıklığın önüne gerilen örtü
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada perde kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. perde kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan perde kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.