İngilizce - Türkçe çeviri
Related:
acı ilaç içmek zorun..
adamsız kalmak
adı kalmak
afişte kalmak
ahı gitmek vahı kalm..
ahırda kalmak
akim kalmak
aklı kalmak
akrabalarında kalmak
akılda kalmak
akıl ında kalmak
akşamdan kalmak
akşam yemeğine kalma..
alanı dışında olmak ..
altta kalmak
altında kalmak
ama kamarada tek kiş..
aç açık kalmak
aç bırakılarak boyun..
aç kalmak
aç susuz kalmak
açık artırmada üzeri..
açık kalmak
açıkta kalmak
açıkta kalmak/olmak
ağzı açık kalmak
ağzı bir karış açık ..
ağır baskı altında k..
ağızı açık kalmak
kalmak (bir yerde)
sınıfta kalmak
âciz kalmak
 
kalmakadd into favorites
TR    

stay, remain, be, if it were left up to (someone). Kalsın, come to, exist, fail, abide, cease, lie, to be, leave, dwell, refuge, put up, devolve, be left over, bed, continue, rest with, keep to, to be postponed, wait, sojourn, survive, tarry, room, stand, sleep, be left, stay at, to stay, flunk, keep, be postponed, stop, to remain, to remain; to be left; to be left behind; to be left over; to stay; to put up; to stick around; to be, to spend time; (sınavda) to fail; (yağmur, vb.) to stop, to cease; to be postponed (to/until); to fall to (sb); to descend from sb/sth, to be inherited, to remain, be left; to be left over, fall to, descend from, be inherited from, hover over, inherited from, rest, postponed, left, I've decided I don't want it. kalır yeri olmamak to be at least as good as, Let's leave it for the time being, to fail (a class), to come to a halt, reach a standstill, to stay (in a place temporarily), (for a matter) to be entrusted to (someone), (for something) to be left to (someone) by (someone else), if you ask (my/his/her) opinion, to be content with, go no further than. kala kala only ..., no more than ... (is left): Gelmesine kala kala bir gün kaldı. There's only one day left until she comes. kaldı ki moreover, furthermore. kalsa/kalırsa, to be kept from doing (something), spend time, staying, remaining from, remaining, survival, handed down, abode, dating from, remaining, staying, handed down from, inherited from, arrearage, left from, remaining from, staying; remaining; remaining from; handed down (from); dating from, handed down from,

1 stay     ts
2 remain  fiil     ts
3 be     ts
4 if it were left up to (someone). Kalsın     ts
5 come to     ts
6 exist     ts
7 fail  fiil     ts
8 abide     ts
9 cease     ts
10 lie     ts
11 to be     ts
12 leave  fiil     ts
13 dwell     ts
14 refuge  fiil     ts
15 put up     ts
16 devolve  fiil     ts
17 be left over     ts
18 bed  fiil     ts
19 continue  fiil     ts
20 rest with     ts
21 keep to     ts
22 to be postponed     ts
23 wait  fiil     ts
24 sojourn     ts
25 survive  fiil     ts
26 tarry  fiil     ts
27 room  fiil     ts
28 stand  fiil     ts
29 sleep  fiil     ts
30 be left     ts
31 stay at     ts
32 to stay     ts
33 flunk     ts
34 keep  fiil     ts
35 be postponed     ts
36 stop     ts
37 to remain  Hukuk     ts
38 to remain; to be left; to be left behind; to be left over; to stay; to put up; to stick around; to be, to spend time; (sınavda) to fail; (yağmur, vb.) to stop, to cease; to be postponed (to/until); to fall to (sb); to descend from sb/sth, to be inherited     ts
39 to remain, be left; to be left over     ts
40 fall to     ts
41 descend from     ts
42 be inherited from     ts
43 hover over     ts
44 inherited from     ts
45 rest     ts
46 postponed     ts
47 left     ts
48 I've decided I don't want it. kalır yeri olmamak to be at least as good as     ts
49 Let's leave it for the time being     ts
50 to fail (a class)     ts
51 to come to a halt, reach a standstill     ts
52 to stay (in a place temporarily)     ts
53 (for a matter) to be entrusted to (someone)     ts
54 (for something) to be left to (someone) by (someone else)     ts
55 if you ask (my/his/her) opinion     ts
56 to be content with, go no further than. kala kala only ..., no more than ... (is left): Gelmesine kala kala bir gün kaldı. There's only one day left until she comes. kaldı ki moreover, furthermore. kalsa/kalırsa     ts
57 to be kept from doing (something)     ts
58 spend time     ts
59kalma staying     ts
60kalma remaining from     ts
61kalma remaining     ts
62kalma survival  isim     ts
63kalma handed down     ts
64kalma abode     ts
65kalma dating from     ts
66kalma remaining, staying     ts
67kalma handed down from, inherited from     ts
68kalma arrearage  isim     ts
69kalma left from, remaining from     ts
70kalma staying; remaining; remaining from; handed down (from); dating from     ts
71kalma handed down from     ts
More results

Miras olarak geçmek, kalınmak, durmak, Varlığını korumak, sürdürmek, Oturmak, yaşamak, eğleşmek, Konaklamak, konmak, Oyalanmak, vakit geçirmek, Belirtilen miktarda bulunmak, Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek, İşlemez, yürümez duruma gelmek, Sınırlanmak, bitmemek, Olmak, herhangi bir durumda bulunmak, Belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak, Görevi veya yetkisi içinde olmak, düşmek, durumu itibarıyla aşağı seviyede bulunmak, Kök veya gövdeleri sonuna -e / -a ve -ip eki almış fiillerle sürerlik bildiren birleşik fiiller oluşturur, Geriye atılmak, ertelenmek, Sınıf geçmemek, Sınırlanmak, bitmemek:"Amasya'da iken karşılaştığımız vaziyet yalnız Şeyh Recep Vakası ile kalmadı."- Atatürk, Hayatını sürdürmek, yaşamak, Varlığını korumak, sürdürmek:"Eniştemizin iptidai kalmış huyları da vardı."- A. Ş. Hisar, Oyalanmak, vakit geçirmek:"Kısa bir süre tezgâhın önünde kaldı."- N. Cumalı, Oturmak, yaşamak, eğleşmek:"Tam beş sene benimle beraber kaldı."- S. F. Abasıyanık, Konaklamak, konmak:"Hemen karargâha yerleşmezsem, ne geri dönebilir, ne de otelde kalabilirdim."- F. R. Atay, Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek:"Sıkı sıkı kucakladı ve öylece kaldı."- T. Buğra, Zaman, uzaklık veya nicelik belirtilen miktarda bulunmak:"Arabada yalnız dört çocuk kalmıştı."- O. C. Kaygılı, Sınıf geçmemek. İşlemez, yürümez duruma gelmek, Geriye atılmak, ertelenmek:"Mahkeme ayın on sekizine kaldı."- S. F. Abasıyanık, Yetinmek, Olmak, herhangi bir durumda bulunmak:"Fatma'nın yemek çantası olmasaydı, dün aç kalmıştık."- F. R. Atay, Belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak:"Refika, valide, iki kerime kaldık mı biz iki bin kuruş tekaüt maaşına."- H. Taner, Yapamamak, Bir şeyle kaplanmak, bir şeye bulanmak, Bir işi belli bir noktada bırakmak, ara vermek, Herhangi bir durumu sürdürmek, Kalmak işi, Herhangi bir kimseden veya bir dönemden kalmış olan,

72 Miras olarak geçmek     ts
73 kalınmak     ts
74 durmak     ts
75 Varlığını korumak, sürdürmek     ts
76 Oturmak, yaşamak, eğleşmek     ts
77 Konaklamak, konmak     ts
78 Oyalanmak, vakit geçirmek     ts
79 Belirtilen miktarda bulunmak     ts
80 Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek     ts
81 İşlemez, yürümez duruma gelmek     ts
82 Sınırlanmak, bitmemek     ts
83 Olmak, herhangi bir durumda bulunmak     ts
84 Belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak     ts
85 Görevi veya yetkisi içinde olmak, düşmek, durumu itibarıyla aşağı seviyede bulunmak     ts
86 Kök veya gövdeleri sonuna -e / -a ve -ip eki almış fiillerle sürerlik bildiren birleşik fiiller oluşturur     ts
87 Geriye atılmak, ertelenmek     ts
88 Sınıf geçmemek     ts
89 Sınırlanmak, bitmemek:"Amasya'da iken karşılaştığımız vaziyet yalnız Şeyh Recep Vakası ile kalmadı."- Atatürk     ts
90 Hayatını sürdürmek, yaşamak     ts
91 Varlığını korumak, sürdürmek:"Eniştemizin iptidai kalmış huyları da vardı."- A. Ş. Hisar     ts
92 Oyalanmak, vakit geçirmek:"Kısa bir süre tezgâhın önünde kaldı."- N. Cumalı     ts
93 Oturmak, yaşamak, eğleşmek:"Tam beş sene benimle beraber kaldı."- S. F. Abasıyanık     ts
94 Konaklamak, konmak:"Hemen karargâha yerleşmezsem, ne geri dönebilir, ne de otelde kalabilirdim."- F. R. Atay     ts
95 Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek:"Sıkı sıkı kucakladı ve öylece kaldı."- T. Buğra     ts
96 Zaman, uzaklık veya nicelik belirtilen miktarda bulunmak:"Arabada yalnız dört çocuk kalmıştı."- O. C. Kaygılı     ts
97 Sınıf geçmemek. İşlemez, yürümez duruma gelmek     ts
98 Geriye atılmak, ertelenmek:"Mahkeme ayın on sekizine kaldı."- S. F. Abasıyanık     ts
99 Yetinmek     ts
100 Olmak, herhangi bir durumda bulunmak:"Fatma'nın yemek çantası olmasaydı, dün aç kalmıştık."- F. R. Atay     ts
101 Belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak:"Refika, valide, iki kerime kaldık mı biz iki bin kuruş tekaüt maaşına."- H. Taner     ts
102 Yapamamak     ts
103 Bir şeyle kaplanmak, bir şeye bulanmak     ts
104 Bir işi belli bir noktada bırakmak, ara vermek     ts
105 Herhangi bir durumu sürdürmek     ts
106kalma Kalmak işi     ts
107kalma Herhangi bir kimseden veya bir dönemden kalmış olan     ts
More results


blog comments powered by Disqus

Word of the day




Sözlük . Dictionary . Wörterbuch . λεξικό . Diccionario . 字典 . словарь . Dictionnaire . القاموس . Dizionario . מילון . Matokeo . واژه نامه . 辞書
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada kalmak kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. kalmak kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan kalmak kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.

© 1999-2012 SesliSozluk™
sesli sözlük ltd. şti.