İngilizce - Türkçe çeviri
Related:
/ Fr / hazır cümle
akıl / öğüt vermeye ..
aleste / hazır bekle..
alınmaya hazır olmak
alıp dışarı götürüle..
ameliyata hazır
amfibi hazır grup
anahtar teslimi hazı..
anında teslim için h..
arabam hazır olunca ..
ateşe hazır
ateşe hazır oluş
ateş etmeye hazır
Atlantik Hazır Deniz..
atışa hazır
aynı anda her yerde ..
ayrıcalık tanımaya h..
bahanesi hazır olmak
baskıya gitmeye hazı..
baskıya hazır
baskıya hazır hale g..
baskıya hazır hurufa..
baskıya hazır olmama..
baskıya ve dağıtıma ..
basılmaya hazır kopy..
basılmaya hazır meti..
basıma hazır
başkalarına yardıma ..
başkalarına yardıma ..
bir cenaze töreninde..
HAZIR U NAZIR
hazır beklemek
hazır beton
hazır bilgi
hazır bulunan
hazır bulundurmak
hazır bulunma
hazır bulunmak
hazır bulunmama
hazır bulunmamak
hazır cevap
hazır değer
hazır değerler
hazır değil
hazır duruma getirme..
hazır durumda
hazır elbise
hazır etmek
hazır evin has kadın..
hazır fonksiyon
hazır giyim
hazır giyimci
hazır ilaç
hazır kahve
hazır ol
hazır ol!
hazır olma
hazır olmak
hazır para
hazır süre
hazır sürücü
hazır tutmak
hazır ve nazır
hazır yemek
hazır yemek ve salat..
hazır yiyecekler
hazır yiyici
hazır yiyici adam
hazır yordam
hazır çorba
 
hazıradd into favorites
TR    

ready, prepared, disposed, game, open, poised, premade, presets, ready to, present at, ripe, be ready, available, present, reach me down, quick, readymade, up for, ready made, willing, cut, on call, in train, fit, on one's mettle, on tap, operational, on, standby, on one's toes, on one's guard, set, in store, at point, premixed, in hand, go, as long as, spot, while, up, since, now that, hand, handy, stand by, (ilaç) officinal, (cevap) snappy, at hand, in the mood for, ready, prepared; willing; present; (giysi) ready-made; now that, since, while, as long as, forthcoming, on hand, prompt, ready, prepared, present, in attendance, attending, cut and dried, content, finished, forward, agreeable, now that (the opportunity has presented itself), seeing that, since: Hazır fırsat çıkmışken bunu yapalım. As the opportunity is at hand, let's get this done, ready-to-wear,

1 ready     ts
2 prepared  sıfat     ts
3 disposed  sıfat     ts
4 game  sıfat     ts
5 open     ts
6 poised     ts
7 premade     ts
8 presets     ts
9 ready to     ts
10 present at     ts
11 ripe     ts
12 be ready     ts
13 available  sıfat     ts
14 present     ts
15 reach me down     ts
16 quick  sıfat     ts
17 readymade     ts
18 up for     ts
19 ready made     ts
20 willing  sıfat     ts
21 cut     ts
22 on call     ts
23 in train     ts
24 fit     ts
25 on one's mettle     ts
26 on tap     ts
27 operational  sıfat     ts
28 on  sıfat     ts
29 standby     ts
30 on one's toes     ts
31 on one's guard  deyim     ts
32 set     ts
33 in store     ts
34 at point     ts
35 premixed     ts
36 in hand  deyim     ts
37 go     ts
38 as long as     ts
39 spot  Ticaret     ts
40 while     ts
41 up     ts
42 since     ts
43 now that     ts
44 hand     ts
45 handy  sıfat     ts
46 stand by     ts
47 (ilaç) officinal     ts
48 (cevap) snappy     ts
49 at hand     ts
50 in the mood for     ts
51 ready, prepared; willing; present; (giysi) ready-made; now that, since, while, as long as     ts
52 forthcoming     ts
53 on hand     ts
54 prompt     ts
55 ready, prepared     ts
56 present, in attendance, attending     ts
57 cut and dried     ts
58 content  sıfat     ts
59 finished  sıfat     ts
60 forward  sıfat     ts
61 agreeable  sıfat     ts
62 now that (the opportunity has presented itself), seeing that, since: Hazır fırsat çıkmışken bunu yapalım. As the opportunity is at hand, let's get this done     ts
63 ready-to-wear     ts
More results

ŞAHİD, amade, anık, müheyya, MUCÎD, Bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan, anık, amade, müheyya, Başına getirildiği fiilin bir fırsat sayıldığını anlatır:"Hazır çıkmışken yağ ile pirinç alayım."- R. N. Güntekin, Belli bir işe yarayacak, kullanılacak bir duruma getirilmiş, Belirli bir biçimde yapılmış olarak satılan, alıcı bekleyen, ısmarlama karşıtı, Başına getirildiği fiilin bir fırsat sayıldığını anlatır, şimdiki zaman, huzurda olan, göz önünde olan, Huzurda olan, göz önünde olan. Amade ve müheyya olan. Gaib olmayan, Müstaid olan,

64 ŞAHİD     ts
65 amade     ts
66 anık     ts
67 müheyya     ts
68 MUCÎD     ts
69 Bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan, anık, amade, müheyya     ts
70 Başına getirildiği fiilin bir fırsat sayıldığını anlatır:"Hazır çıkmışken yağ ile pirinç alayım."- R. N. Güntekin     ts
71 Belli bir işe yarayacak, kullanılacak bir duruma getirilmiş     ts
72 Belirli bir biçimde yapılmış olarak satılan, alıcı bekleyen, ısmarlama karşıtı     ts
73 Başına getirildiği fiilin bir fırsat sayıldığını anlatır     ts
74hâzır şimdiki zaman, huzurda olan, göz önünde olan     ts
75HAZIR Huzurda olan, göz önünde olan. Amade ve müheyya olan. Gaib olmayan     ts
76HAZIR Müstaid olan     ts
More results


blog comments powered by Disqus

Word of the day




Sözlük . Dictionary . Wörterbuch . λεξικό . Diccionario . 字典 . словарь . Dictionnaire . القاموس . Dizionario . מילון . Matokeo . واژه نامه . 辞書
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada hazır kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. hazır kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan hazır kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.

© 1999-2012 SesliSozluk™
sesli sözlük ltd. şti.