alter, vary, evolve, turn to, amend, barter, change, exchange, modify, mutate, fluctuate, chop round, convert, shade, shift, (used in a negative form) to be unwilling to trade (someone, something) for (anyone else, anything else): Bu çamaşır makinesini dünyaya değişmem. I won't trade this washing machine for the world, to exchange (things) with (someone), yoyo, to change, become different, alter, switch, chop about, alternate, to change; to alter; to vary; to exchange, to trade, to barter, to change (one's clothes). değişen yıldız variable star, turn, transition, alteration, meta, mutation, switchover, interchange, fluctuation, changing, chopping, amendment, vicissitude, modification, ranging, variant, transmutation, gradient, metastasis, commutation, change; variation; exchange, transitional,
1
alter fiil
ts
2
vary fiil
ts
3
evolve
ts
4
turn to
ts
5
amend
ts
6
barter
ts
7
change
ts
8
exchange
ts
9
modify fiil
ts
10
mutate fiil
ts
11
fluctuate fiil
ts
12
chop round
ts
13
convert fiil
ts
14
shade fiil
ts
15
shift fiil
ts
16
(used in a negative form) to be unwilling to trade (someone, something) for (anyone else, anything else): Bu çamaşır makinesini dünyaya değişmem. I won't trade this washing machine for the world
ts
17
to exchange (things) with (someone)
ts
18
yoyo
ts
19
to change, become different, alter
ts
20
switch fiil
ts
21
chop about
ts
22
alternate fiil
ts
23
to change; to alter; to vary; to exchange, to trade, to barter
ts
24
to change (one's clothes). değişen yıldız variable star
ZİYAFE, ruvale, tagayyür etmek, kalb olmak, Çok değer vermek, Başka bir biçim veya duruma girmek, tahavvül etmek, Başka bir biçim veya duruma girmek, tahavvül etmek:"Ben gelirken yarım saat içinde hava değişmiş, kara yel kudurmuştu."- S. F. Abasıyanık, Yerine başka şey veya kimse gelmek:"Eskiler arasında duvardaki saatli maarif takvimleri de değişmiş oluyordu."- N. Cumalı, Karşılıklı alıp vermek, mübadele etmek, Değiştirmek, Yerine başka şey veya kimse gelmek, HAVELÂN, Değişim, mübadele, Değişmek işi, Değişmek işi:"Bu kadar büyük değişme için mutlaka bir kadın parmağı lazım."- R. N. Güntekin,
46
ZİYAFE
ts
47
ruvale
ts
48
tagayyür etmek
ts
49
kalb olmak
ts
50
Çok değer vermek
ts
51
Başka bir biçim veya duruma girmek, tahavvül etmek
ts
52
Başka bir biçim veya duruma girmek, tahavvül etmek:"Ben gelirken yarım saat içinde hava değişmiş, kara yel kudurmuştu."- S. F. Abasıyanık
ts
53
Yerine başka şey veya kimse gelmek:"Eskiler arasında duvardaki saatli maarif takvimleri de değişmiş oluyordu."- N. Cumalı
ts
54
Karşılıklı alıp vermek, mübadele etmek
ts
55
Değiştirmek
ts
56
Yerine başka şey veya kimse gelmek
ts
57
Değişme
HAVELÂN
ts
58
değişme
Değişim, mübadele
ts
59
değişme
Değişmek işi
ts
60
değişme
Değişmek işi:"Bu kadar büyük değişme için mutlaka bir kadın parmağı lazım."- R. N. Güntekin
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada değişmek kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. değişmek kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan değişmek kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.