spill, fall off, come off, course, to spill, to pour, to slop; to be shed; to be cast; to fall into ruin, to disintegrate; (ırmak) to flow into; to spill over, go to pieces, fall into, shed, run down, be poured, teem, fall, feel cheap, flow, disembogue, fall into decay, fall out, drape, disgorge, empty, molder, rub off, cast, crumble, discharge, to be cast, disintegrate, to be shed, rub out, run, pour out, pour forth, slop over, slope, superfuse, moulder, to unburden oneself, pour out one's troubles, slang to be worn out, be tired, to drape, hang in folds, (for people) to go out in large numbers, pour out (onto/into), to be miserable, be in a miserable condition. dökülüp saçılmak, to spend money lavishly, to undress, strip; to take off some clothes, to be poured out, be spilled, be thrown away; (for leaves, hair) to be shed, (yorgunluktan) trail, (deri) peel, (kalıba) pour, peel off,
1
spill fiil
ts
2
fall off
ts
3
come off
ts
4
course fiil
ts
5
to spill, to pour, to slop; to be shed; to be cast; to fall into ruin, to disintegrate; (ırmak) to flow into; to spill over
ts
6
go to pieces
ts
7
fall into
ts
8
shed
ts
9
run down
ts
10
be poured
ts
11
teem fiil
ts
12
fall fiil
ts
13
feel cheap
ts
14
flow fiil
ts
15
disembogue fiil
ts
16
fall into decay
ts
17
fall out
ts
18
drape fiil
ts
19
disgorge fiil
ts
20
empty fiil
ts
21
molder fiil
ts
22
rub off
ts
23
cast
ts
24
crumble
ts
25
discharge
ts
26
to be cast
ts
27
disintegrate
ts
28
to be shed
ts
29
rub out
ts
30
run
ts
31
pour out
ts
32
pour forth
ts
33
slop over
ts
34
slope
ts
35
superfuse
ts
36
moulder
ts
37
to unburden oneself, pour out one's troubles
ts
38
slang to be worn out, be tired
ts
39
to drape, hang in folds
ts
40
(for people) to go out in large numbers, pour out (onto/into)
ts
41
to be miserable, be in a miserable condition. dökülüp saçılmak
ts
42
to spend money lavishly
ts
43
to undress, strip; to take off some clothes
ts
44
to be poured out, be spilled, be thrown away; (for leaves, hair) to be shed
DÜFUK, TASABBÜB, TEDEFFUK, Göl veya denize akmak, Çok yorgun, hasta olmak, Yerinden ayrılmak, düşmek, Kaplamak, yayılmak, Dökümlü olmak, Salınmak, serbest bırakılmak, Çıkmak, ortaya konulmak, Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek, Akarsular, göl veya denize akmak, Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak, Kumaş dökümlü olmak. Çok yorgun, hasta olmak:"Erkek arıların takatleri kesilmeye başlar, bir bir dökülür, ölür giderler."- T. Buğra, Kır, sokak gibi yerlerde insanlar çokça birikmek:"Bahar o sene erken gelmiş, herkes tarlalara dökülmüştü."- S. F. Abasıyanık. Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek:"Yaşayan, var olan her şey eskiyip dökülecek."- B. R. Eyuboğlu, Düşmek:"Bizim motor ikiye bölünüp suya döküldüğümüzde, dört kişiydik."- Z. Selimoğlu. Çıkmak, ortaya konulmak:"Âdeta düşünmeksizin kaleminden masal sahnelerine benzeyen dağ, dere, uçurum resimleri dökülüyordu."- R. N. Güntekin, Salınmak, serbest bırakılmak:"Saçlarını arkaya atıp ensesine dökülen buklelerini kabarttı."- H. Taner, Kır, sokak gibi yerlerde insanlar çokça birikmek, Dökme işi yapılmak veya dökme işine konu olmak, Kaplamak, yayılmak:"Duvarlar, bütün ışıkları yutuyor, halkın üstüne bir toprak rengi dökülüyor."- M. Ş. Esendal, Dökme işi yapılmak veya dökme işine konu olmak:"Tepesinden saçları bir hayli dökülmüştü."- S. F. Abasıyanık,
49
DÜFUK
ts
50
TASABBÜB
ts
51
TEDEFFUK
ts
52
Göl veya denize akmak
ts
53
Çok yorgun, hasta olmak
ts
54
Yerinden ayrılmak, düşmek
ts
55
Kaplamak, yayılmak
ts
56
Dökümlü olmak
ts
57
Salınmak, serbest bırakılmak
ts
58
Çıkmak, ortaya konulmak
ts
59
Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek
ts
60
Akarsular, göl veya denize akmak
ts
61
Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak
ts
62
Kumaş dökümlü olmak. Çok yorgun, hasta olmak:"Erkek arıların takatleri kesilmeye başlar, bir bir dökülür, ölür giderler."- T. Buğra
ts
63
Kır, sokak gibi yerlerde insanlar çokça birikmek:"Bahar o sene erken gelmiş, herkes tarlalara dökülmüştü."- S. F. Abasıyanık. Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek:"Yaşayan, var olan her şey eskiyip dökülecek."- B. R. Eyuboğlu
ts
64
Düşmek:"Bizim motor ikiye bölünüp suya döküldüğümüzde, dört kişiydik."- Z. Selimoğlu. Çıkmak, ortaya konulmak:"Âdeta düşünmeksizin kaleminden masal sahnelerine benzeyen dağ, dere, uçurum resimleri dökülüyordu."- R. N. Güntekin
ts
65
Salınmak, serbest bırakılmak:"Saçlarını arkaya atıp ensesine dökülen buklelerini kabarttı."- H. Taner
ts
66
Kır, sokak gibi yerlerde insanlar çokça birikmek
ts
67
Dökme işi yapılmak veya dökme işine konu olmak
ts
68
Kaplamak, yayılmak:"Duvarlar, bütün ışıkları yutuyor, halkın üstüne bir toprak rengi dökülüyor."- M. Ş. Esendal
ts
69
Dökme işi yapılmak veya dökme işine konu olmak:"Tepesinden saçları bir hayli dökülmüştü."- S. F. Abasıyanık
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada dökülmek kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. dökülmek kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan dökülmek kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.