VAZIH, BÂZ, CEHVA', SARİH, dekolte, MÜNFEC, Kolay anlaşılır, vazıh, Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen, İşler durumda olan, Aralığı çok, Koyu olmayan (renk), Doğru olarak, açıkça, Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal, küşâde, Denizin kıyıdan uzakça olan yeri, Boş, Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen:"... her çeşit kafa ve gönül fırtınalarına açık bir adamdı o."- T. Buğra, Rengi açık olmayan, koyu karşıtı:"Açık sarı saçlı, zayıf bir kadın keman çalıyordu."- Ö. Seyfettin, Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen, Kolay anlaşılır, vazıh:"Açık konuşma zamanının artık geldiğine kani idim."- R. N. Güntekin, Engelsiz. Örtüsüz, çıplak, Aralığı çok. Çalışır durumda olan:"Bazı dükkânları açık olan caddeden sola saptılar."- Ö. Seyfettin, Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film), Belli bir yerin biraz uzağı, Engelsiz, Örtüsüz, çıplak, Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı, Bir ihtiyacın karşılanamaması durumu, Denizin kıyıdan uzakça olan yeri:"Limanda bilinen gemiler, oysa açıklardadır."- B. Necatigil, Doğru olarak, açıkça:"İnsan mağlubiyetini bu kadar açık kabul eder mi?"- M. Yesarî, Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı:"Açık pencerenin önünde denize karşı saatlerce dertleştik."- R. N. Güntekin,
165
VAZIH Hukuk
ts
166
BÂZ
ts
167
CEHVA'
ts
168
SARİH Hukuk
ts
169
dekolte
ts
170
MÜNFEC
ts
171
Kolay anlaşılır, vazıh
ts
172
Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen
ts
173
İşler durumda olan
ts
174
Aralığı çok
ts
175
Koyu olmayan (renk)
ts
176
Doğru olarak, açıkça
ts
177
Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal
ts
178
küşâde
ts
179
Denizin kıyıdan uzakça olan yeri
ts
180
Boş
ts
181
Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen:"... her çeşit kafa ve gönül fırtınalarına açık bir adamdı o."- T. Buğra
ts
182
Rengi açık olmayan, koyu karşıtı:"Açık sarı saçlı, zayıf bir kadın keman çalıyordu."- Ö. Seyfettin
ts
183
Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen
ts
184
Kolay anlaşılır, vazıh:"Açık konuşma zamanının artık geldiğine kani idim."- R. N. Güntekin
ts
185
Engelsiz. Örtüsüz, çıplak
ts
186
Aralığı çok. Çalışır durumda olan:"Bazı dükkânları açık olan caddeden sola saptılar."- Ö. Seyfettin
ts
187
Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film)
ts
188
Belli bir yerin biraz uzağı
ts
189
Engelsiz
ts
190
Örtüsüz, çıplak
ts
191
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı
ts
192
Bir ihtiyacın karşılanamaması durumu
ts
193
Denizin kıyıdan uzakça olan yeri:"Limanda bilinen gemiler, oysa açıklardadır."- B. Necatigil
ts
194
Doğru olarak, açıkça:"İnsan mağlubiyetini bu kadar açık kabul eder mi?"- M. Yesarî
ts
195
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı:"Açık pencerenin önünde denize karşı saatlerce dertleştik."- R. N. Güntekin
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada açık kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. açık kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan açık kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.