Beslemek işi, Herhangi bir kuruluşu, onun maddi yardımları dolayısıyla körü körüne destekleyen, Evlatlık olarak alınan, ev işlerinde çalıştırılan kız, beslek:"Evin içinde yaşlı bir kalfa ve bir besleme ile kalmıştı."- S. M. Alus, besleme kız, beslemelik, Evlâtlık olarak alınan, ev işlerinde çalıştırılan kız, beslek, Evde büyüyen ve devamlı evde kalan hizmetci kız, TEFNİK, tavlandırmak, Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için, çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek, Eklemek, katmak, çoğaltmak, Bir duyguyu gönülde yaşatmak, Yedirmek, Yetiştirmek, Bir duyguyu gönülde yaşatmak:"Uzun müddetten beri şiddetle beslediği bir histi."- Y. K. Beyatlı, Semirtmek, Yedirmek:"Pembe ekmekler kızartacak, üstlerine tereyağı, reçel, havyar sürecek, onu eliyle besleyecekti."- H. E. Adıvar, Yiyecek ve içeceğini sağlamak:"Okulun artıklarıyla otuz kişiden fazla insan besliyorduk."- H. E. Adıvar, Eklemek, katmak, çoğaltmak:"Ateş zayıfladıkça besliyor, ateşe gömdükleri mısırlar piştikçe misafirin eline tutuşturuyorlardı."- N. Cumalı, Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için, çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek:"Bacaklarımızın altını iki sabun çuvalı ve atların yem torbalarıyla besleyerek sırt üstü yattık."- R. N. Güntekin, Maddi yardım yapmak, desteklemek, Yetiştirmek:"Herkes kanarya, kedi, köpek beslemez ya!"- H. Taner, Yiyecek ve içeceğini sağlamak,
1
Beslemek işi
ts
2
Herhangi bir kuruluşu, onun maddi yardımları dolayısıyla körü körüne destekleyen
ts
3
Evlatlık olarak alınan, ev işlerinde çalıştırılan kız, beslek:"Evin içinde yaşlı bir kalfa ve bir besleme ile kalmıştı."- S. M. Alus
ts
4
besleme kız
ts
5
beslemelik
ts
6
Evlâtlık olarak alınan, ev işlerinde çalıştırılan kız, beslek
ts
7
Evde büyüyen ve devamlı evde kalan hizmetci kız
ts
8
Beslemek
TEFNİK
ts
9
Beslemek
tavlandırmak
ts
10
beslemek
Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için, çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek
ts
11
beslemek
Eklemek, katmak, çoğaltmak
ts
12
beslemek
Bir duyguyu gönülde yaşatmak
ts
13
beslemek
Yedirmek
ts
14
beslemek
Yetiştirmek
ts
15
beslemek
Bir duyguyu gönülde yaşatmak:"Uzun müddetten beri şiddetle beslediği bir histi."- Y. K. Beyatlı
ts
16
beslemek
Semirtmek
ts
17
beslemek
Yedirmek:"Pembe ekmekler kızartacak, üstlerine tereyağı, reçel, havyar sürecek, onu eliyle besleyecekti."- H. E. Adıvar
ts
18
beslemek
Yiyecek ve içeceğini sağlamak:"Okulun artıklarıyla otuz kişiden fazla insan besliyorduk."- H. E. Adıvar
ts
19
beslemek
Eklemek, katmak, çoğaltmak:"Ateş zayıfladıkça besliyor, ateşe gömdükleri mısırlar piştikçe misafirin eline tutuşturuyorlardı."- N. Cumalı
ts
20
beslemek
Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için, çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek:"Bacaklarımızın altını iki sabun çuvalı ve atların yem torbalarıyla besleyerek sırt üstü yattık."- R. N. Güntekin
ts
21
beslemek
Maddi yardım yapmak, desteklemek
ts
22
beslemek
Yetiştirmek:"Herkes kanarya, kedi, köpek beslemez ya!"- H. Taner
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada besleme kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. besleme kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan besleme kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.