stick it on, shoulder, lie heavy on smb, load up, load, lay on, embark, loaded, attach, be stuck with, laden, sit upon, pin on, lean against, take over, burden, undertake, take upon oneself, take something on, to shoulder or take on (a burden, task, or responsibility), to push against (someone, something) with all one's weight, to press, push, put pressure on, pressure (someone), (for rain) to come down hard, fall hard, to be loaded; to take upon oneself, to shoulder; to lean against, to press against, to make a strong, concerted attack upon, rush or press (someone) hard, (for someone, an animal, a vehicle) to be loaded or freighted; (for a load) to be put on/in, (for a task or responsibility) to be given to or laid on (someone), (for the blame) to be laid on (someone), (for an electrical charge) to be given to, punishment, brunt, embarkation, overload, undertaking, underwriting, assumption,
1
stick it on
ts
2
shoulder fiil
ts
3
lie heavy on smb
ts
4
load up
ts
5
load fiil
ts
6
lay on
ts
7
embark fiil
ts
8
loaded
ts
9
attach fiil
ts
10
be stuck with
ts
11
laden
ts
12
sit upon
ts
13
pin on
ts
14
lean against
ts
15
take over
ts
16
burden
ts
17
undertake fiil
ts
18
take upon oneself
ts
19
take something on
ts
20
to shoulder or take on (a burden, task, or responsibility)
ts
21
to push against (someone, something) with all one's weight
ts
22
to press, push, put pressure on, pressure (someone)
ts
23
(for rain) to come down hard, fall hard
ts
24
to be loaded; to take upon oneself, to shoulder; to lean against, to press against
ts
25
to make a strong, concerted attack upon, rush or press (someone) hard
ts
26
(for someone, an animal, a vehicle) to be loaded or freighted; (for a load) to be put on/in
ts
27
(for a task or responsibility) to be given to or laid on (someone)
yıkılmak, Bir yükü taşımayı üstüne almak, Üstüne düşmek, zorlamak, Kendi ağırlığını başka bir şey üzerine vermek, bedeniyle abanmak, Bir şeyi yapmayı kabul etmek, üstüne almak, Yükleme işi yapılmak veya yükleme işine konu olmak:"Daha şimdiden evin bütün işleri Peyker'in üstüne yüklenmiş."- M. Ş. Esendal, Kendi ağırlığını başka bir şey üzerine vermek, bedeniyle abanmak:"Araba durdukça önümdekine, kalktıkça arkamdakine yükleniyorum."- B. Felek, Bir yükü taşımayı üstüne almak. Üstüne düşmek, zorlamak:"Hep birden yüklenmişlerdi o zaman Rahmi'ye; saygısızlık ettin, kırdın diye."- T. Buğra, Yüklemek işi yapılmak veya yüklemek işine konu olmak, Yüklenmek işi, Yüklenme işi,
37
yıkılmak
ts
38
Bir yükü taşımayı üstüne almak
ts
39
Üstüne düşmek, zorlamak
ts
40
Kendi ağırlığını başka bir şey üzerine vermek, bedeniyle abanmak
ts
41
Bir şeyi yapmayı kabul etmek, üstüne almak
ts
42
Yükleme işi yapılmak veya yükleme işine konu olmak:"Daha şimdiden evin bütün işleri Peyker'in üstüne yüklenmiş."- M. Ş. Esendal
ts
43
Kendi ağırlığını başka bir şey üzerine vermek, bedeniyle abanmak:"Araba durdukça önümdekine, kalktıkça arkamdakine yükleniyorum."- B. Felek
ts
44
Bir yükü taşımayı üstüne almak. Üstüne düşmek, zorlamak:"Hep birden yüklenmişlerdi o zaman Rahmi'ye; saygısızlık ettin, kırdın diye."- T. Buğra
ts
45
Yüklemek işi yapılmak veya yüklemek işine konu olmak
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada yüklenmek kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. yüklenmek kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan yüklenmek kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.