filter, leach, measure, percolate, settle, infiltrate, eye, filtrate, strain, pan, scan, permeate, eye from head to foot, distil, filter dos, sieve, filter out, drain, to filter; to strain; to eye from head to foot, to look attentively, bolt, to give (someone) the once-over, give (someone) an appraising glance, to lower (one's eyelids) languorously: Gözlerini süzdü. She let her eyelids droop languorously, clarify, contemplate, to strain; to filter; to strain (the residue) out of (a liquid): Sirkenin tortusunu süzdü. He strained the sediment out of the vinegar, percolation, filtration, filtering, straining, strained, eyeing, drainage, dripping, looking attentively, infiltration, straining; filtering, filtration; percolation, strained; filtered, filtering, filtration, percolation, decantation; looking attentively; strained, slang very tricky person, fox,
1
filter fiil
ts
2
leach
ts
3
measure fiil
ts
4
percolate fiil
ts
5
settle fiil
ts
6
infiltrate fiil
ts
7
eye
ts
8
filtrate fiil
ts
9
strain fiil
ts
10
pan
ts
11
scan
ts
12
permeate
ts
13
eye from head to foot
ts
14
distil
ts
15
filter dos Bilgisayar
ts
16
sieve Gıda
ts
17
filter out
ts
18
drain fiil
ts
19
to filter; to strain; to eye from head to foot, to look attentively
ts
20
bolt
ts
21
to give (someone) the once-over, give (someone) an appraising glance
ts
22
to lower (one's eyelids) languorously: Gözlerini süzdü. She let her eyelids droop languorously
ts
23
clarify fiil
ts
24
contemplate fiil
ts
25
to strain; to filter; to strain (the residue) out of (a liquid): Sirkenin tortusunu süzdü. He strained the sediment out of the vinegar
TERSİN, baygın ve anlamlı bakmak, Bazı sıvıların yoğunlaşmasına yol açan, katı ve tortulu maddeleri bu sıvılardan ayırmak, Bir sıvıyı, içindeki katı maddelerden ayırmak için bez veya delikli bir kaptan geçirmek, Gözle, inceleyerek, dikkatle bakmak, Süzmek işi, Katışıksız, saf:"Son derece zeki babalardan süzme salak oğulların çıktığı görülmüştü."- A. İlhan, Katışıksız, saf, Kötü, aşağılık, malın gözü (kimse), Süzülmüş olan, süzülerek elde edilen,
40
TERSİN
ts
41
baygın ve anlamlı bakmak
ts
42
Bazı sıvıların yoğunlaşmasına yol açan, katı ve tortulu maddeleri bu sıvılardan ayırmak
ts
43
Bir sıvıyı, içindeki katı maddelerden ayırmak için bez veya delikli bir kaptan geçirmek
ts
44
Gözle, inceleyerek, dikkatle bakmak
ts
45
süzme
Süzmek işi
ts
46
süzme
Katışıksız, saf:"Son derece zeki babalardan süzme salak oğulların çıktığı görülmüştü."- A. İlhan
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada süzmek kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. süzmek kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan süzmek kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.