İngilizce - Türkçe çeviri
Related:
döner kavurma fırını
kavurma fırını
kavurma gazları
kavurma işlemi
kavurma tavası
 
kavurmaadd into favorites
TR    

braised meat, torrefaction, calcination, fried meat, roast, fried, calcining, roasting; fried meat; roasted, fried, roasting, roasted, scorch, sear, parch, torrefy, blast, nip, brown, dry, scathe, parboil, bake, (for wind, cold) to wither, blast; (for the sun) to parch, scorch, to roast, to fry; to scorch, to blast, to parch, to blight, to sear, (bitki) blast,

1 braised meat     ts
2 torrefaction     ts
3 calcination  Nükleer Bilimler     ts
4 fried meat     ts
5 roast  Kimya     ts
6 fried     ts
7 calcining     ts
8 roasting; fried meat; roasted, fried     ts
9 roasting     ts
10 roasted     ts
11kavurmak scorch  fiil     ts
12kavurmak sear  fiil     ts
13kavurmak parch  fiil     ts
14kavurmak torrefy  fiil     ts
15kavurmak blast     ts
16kavurmak nip     ts
17kavurmak brown  Gıda     ts
18kavurmak dry     ts
19kavurmak scathe     ts
20kavurmak parboil  fiil     ts
21kavurmak bake  fiil     ts
22kavurmak (for wind, cold) to wither, blast; (for the sun) to parch, scorch     ts
23kavurmak to roast, to fry; to scorch, to blast, to parch, to blight, to sear     ts
24kavurmak (bitki) blast     ts
More results

çiliğani, sızgıt, Kavurmak işi, Tencerede pişirilip kendi yağıyla kızartıldıktan sonra dondurulup saklanan et, Kendi yağıyla pişirilip kavrulduktan sonra yenen veya dondurulup saklanan et, Kendi yağıyla pişirilip kavrulduktan sonra yenen veya dondurulup saklanan et:"Sinide haşlanmış ve ikiye kesilmiş yumurtalar, yeşil soğanlar, tulum peynirleri, kavurmalar vardı."- T. Buğra, Kavrulmuş olan, Çok üzmek, yakmak, mahvetmek, Bir şeyi bir kabın içinde su katmadan kızartarak pişirmek:"Madenden bir kap içine bunları koyup kavuracağız."- S. Birsel, Rüzgâr, soğuk, sıcak vb. kurutmak, yakmak. Çok üzmek, yakmak, mahvetmek:"Memleketi kavuran kıtlık buranın semtine uğramamıştır."- H. R. Gürpınar, Bir şeyi bir kabın içinde su katmadan kızartarak pişirmek, Kurutmak; yakmak,

25 çiliğani     ts
26 sızgıt     ts
27 Kavurmak işi     ts
28 Tencerede pişirilip kendi yağıyla kızartıldıktan sonra dondurulup saklanan et     ts
29 Kendi yağıyla pişirilip kavrulduktan sonra yenen veya dondurulup saklanan et     ts
30 Kendi yağıyla pişirilip kavrulduktan sonra yenen veya dondurulup saklanan et:"Sinide haşlanmış ve ikiye kesilmiş yumurtalar, yeşil soğanlar, tulum peynirleri, kavurmalar vardı."- T. Buğra     ts
31 Kavrulmuş olan     ts
32kavurmak Çok üzmek, yakmak, mahvetmek     ts
33kavurmak Bir şeyi bir kabın içinde su katmadan kızartarak pişirmek:"Madenden bir kap içine bunları koyup kavuracağız."- S. Birsel     ts
34kavurmak Rüzgâr, soğuk, sıcak vb. kurutmak, yakmak. Çok üzmek, yakmak, mahvetmek:"Memleketi kavuran kıtlık buranın semtine uğramamıştır."- H. R. Gürpınar     ts
35kavurmak Bir şeyi bir kabın içinde su katmadan kızartarak pişirmek     ts
36kavurmak Kurutmak; yakmak     ts
More results


blog comments powered by Disqus

Günün Kelimesi




Sözlük . Dictionary . Wörterbuch . λεξικό . Diccionario . 字典 . словарь . Dictionnaire . القاموس . Dizionario . מילון . Matokeo . واژه نامه . 辞書
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada kavurma kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. kavurma kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan kavurma kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.

© 1999-2012 SesliSozluk™
sesli sözlük ltd. şti.