İngilizce - Türkçe çeviri
Related:
adam içine çıkmak/ka..
adı karışmak
aklı karışmak
akılı bokuna karışma..
akılı bokuna karışma..
akılı karışmak
aralarına karışmak
arka koltuktan şoför..
at izi it izine karı..
ağız burun birbirine..
ağızı burnu birbirin..
başkalarının işlerin..
başkasının işine kar..
başından büyük işler..
birbiri ne karışmak
birbirine karışmak
birbirine karıştırma..
bir davaya karışmak
birinin işine karışm..
birinin işine karışm..
birinin özel yaşamın..
bir işe karışmak
bir suikaste karışma..
bir çete soygununa k..
bir ülkenin içişleri..
durmadan karışmak
eriyip karışmak
her şeye el atmak / ..
kafası karışmak
karışmak (birisinin ..
çoluk çocuka karışma..
çoluk çocuğa karışma..
 
karışmakadd into favorites
TR    

interfere, merge, blend, jumble, commingle, mix, interfere in, interlace, concern, join, intervene, dissolve into, step in, jumble up, jumble together, strike in, meld, slip in, pick over, take up, poke one's nose into, put one's nose into, put one's oar in, mix in, pick at, thicken, embroil, take, run into, butt in on, intervene in, wander off, be mixed up in, barge in, barge, to be involved in, kibitz, join in, involved in, thrust oneself in, welter, thrust one's nose into, thrust one's nose in, tangle, flow into, move, confused, mess with, mess, tamper, get mixed, Don't blame me if things go wrong. karışanı görüşeni olmamak to be free from interference, be able to act exactly as one sees fit, I don't want to have anything to do with it, It's none of my business, to be responsible for, deal (with), be in charge (of), exercise control (over). Karışma. Mind your own business./Don't interfere. Karışmam, interfuse, combine, commix, concern oneself, to join, become a part of, to flow into (another river), (kafa) whirl, to mix, to mingle; to tangle; to interfere, to intervene, to meddle; to become complicated, to be confused; to join (in); (ırmak, vb.) to flow into, to run into; to be involved in, to mix (with), be mixed (with); to be dispersed (in), to interfere (in), meddle (in), (for water) to become rough or turbid, to get mixed up, become confused, become jumbled, butt in, amalgamate, cut in, cut into, have one's hand in, intermeddle, be mixed up, meddle, be confused, interference, involvement, muaşere, intervention, interfering, embroilment, let alone, interposition, messing, commingling, weaving, embrangle, mind your own business, mixture, embranglement, meddling, foul, mixing; interference" " müdahale; involvement, mixing, mingling, interference, meddling, mixing, med. complication,

1 interfere  fiil     ts
2 merge  fiil     ts
3 blend     ts
4 jumble     ts
5 commingle     ts
6 mix     ts
7 interfere in     ts
8 interlace  fiil     ts
9 concern  fiil     ts
10 join     ts
11 intervene     ts
12 dissolve into     ts
13 step in     ts
14 jumble up     ts
15 jumble together     ts
16 strike in     ts
17 meld  fiil     ts
18 slip in     ts
19 pick over     ts
20 take up     ts
21 poke one's nose into     ts
22 put one's nose into     ts
23 put one's oar in     ts
24 mix in     ts
25 pick at     ts
26 thicken  fiil     ts
27 embroil     ts
28 take     ts
29 run into     ts
30 butt in on     ts
31 intervene in     ts
32 wander off     ts
33 be mixed up in     ts
34 barge in  Askeri     ts
35 barge     ts
36 to be involved in     ts
37 kibitz     ts
38 join in     ts
39 involved in     ts
40 thrust oneself in     ts
41 welter  fiil     ts
42 thrust one's nose into     ts
43 thrust one's nose in     ts
44 tangle     ts
45 flow into     ts
46 move     ts
47 confused     ts
48 mess with     ts
49 mess     ts
50 tamper  fiil     ts
51 get mixed     ts
52 Don't blame me if things go wrong. karışanı görüşeni olmamak to be free from interference, be able to act exactly as one sees fit     ts
53 I don't want to have anything to do with it     ts
54 It's none of my business     ts
55 to be responsible for, deal (with), be in charge (of), exercise control (over). Karışma. Mind your own business./Don't interfere. Karışmam     ts
56 interfuse     ts
57 combine     ts
58 commix     ts
59 concern oneself     ts
60 to join, become a part of     ts
61 to flow into (another river)     ts
62 (kafa) whirl     ts
63 to mix, to mingle; to tangle; to interfere, to intervene, to meddle; to become complicated, to be confused; to join (in); (ırmak, vb.) to flow into, to run into; to be involved in     ts
64 to mix (with), be mixed (with); to be dispersed (in)     ts
65 to interfere (in), meddle (in)     ts
66 (for water) to become rough or turbid     ts
67 to get mixed up, become confused, become jumbled     ts
68 butt in     ts
69 amalgamate     ts
70 cut in     ts
71 cut into     ts
72 have one's hand in     ts
73 intermeddle     ts
74 be mixed up     ts
75 meddle     ts
76 be confused     ts
77karışma interference     ts
78karışma involvement  isim     ts
79Karışma muaşere     ts
80karışma intervention  isim     ts
81karışma interfering  isim     ts
82karışma embroilment  isim     ts
83karışma let alone     ts
84karışma interposition  isim     ts
85karışma messing     ts
86karışma commingling     ts
87karışma weaving     ts
88karışma embrangle     ts
89karışma mind your own business     ts
90karışma mixture  isim     ts
91karışma embranglement     ts
92karışma meddling  isim     ts
93karışma foul     ts
94karışma mixing; interference" " müdahale; involvement     ts
95karışma mixing, mingling     ts
96karışma interference, meddling     ts
97karışma mixing     ts
98karışma med. complication     ts
More results

MUAŞERE, MUHAMERE, MÜMAZEKA, KIRAF, HULSE, DEVK, ECCE, TALY, TEBEKKÜL, ŞEHŞEH, bulanmak, ŞEFŞEFE, ÜFÜRRE, TEMEKKÜK, VEŞC, Engellemek, araya girmek, Bir araya gelmek, katılmak:"Bingazi'deki muharebeye karışmak için beraber yola çıktığım arkadaş Kahire'de hastalanmıştı."- Ö. Seyfettin. İlgilenmek, müdahale etmek, el atmak:"Ben, dedim, başkalarının soy adlarına nasıl karışabilirim?"- M. Ş. Esendal, Müdahale etmek:"Sokakta herkes kadın kıyafetine karışmak hakkını kendinde görürdü."- F. R. Atay, Bulanmak, duruluğunu yitirmek, Düzensiz, dağınık olmak:"Yanıma her tarafı titreyerek sapsarı, sakal bıyığa karışmış bir hâlde geldi."- R. H. Karay, Yetkisinde bulunmak, bakmak, iş edinmek, işi olmak, Açıklığını yitirmek, anlaşılması güçleşmek:"Kaymakam işin karıştığını anlayarak..."- M. Ş. Esendal, İki veya ikiden çok şey bir araya gelip birbirinin içinde dağılmak, birbirinin içine girmek, Bir araya gelmek, katılmak, İlgilenmek, müdahale etmek, el atmak, Engellemek, araya girmek; müdahale etmek, Açıklığını yitirmek, anlaşılması güçleşmek, Düzensiz, dağınık olmak, İki veya ikiden çok şey bir araya gelip birbirinin içinde dağılmak, birbirinin içine girmek:"Araba sallana sallana içim bağrım birbirine karıştı."- H. R. Gürpınar, ihtilat, İRTİBAK, İMLAS, Engelleme, araya girme, müdahale, Düzeni bozulma, Karışmak işi,

99 MUAŞERE     ts
100 MUHAMERE     ts
101 MÜMAZEKA     ts
102 KIRAF     ts
103 HULSE     ts
104 DEVK     ts
105 ECCE     ts
106 TALY     ts
107 TEBEKKÜL     ts
108 ŞEHŞEH     ts
109 bulanmak     ts
110 ŞEFŞEFE     ts
111 ÜFÜRRE     ts
112 TEMEKKÜK     ts
113 VEŞC     ts
114 Engellemek, araya girmek     ts
115 Bir araya gelmek, katılmak:"Bingazi'deki muharebeye karışmak için beraber yola çıktığım arkadaş Kahire'de hastalanmıştı."- Ö. Seyfettin. İlgilenmek, müdahale etmek, el atmak:"Ben, dedim, başkalarının soy adlarına nasıl karışabilirim?"- M. Ş. Esendal     ts
116 Müdahale etmek:"Sokakta herkes kadın kıyafetine karışmak hakkını kendinde görürdü."- F. R. Atay     ts
117 Bulanmak, duruluğunu yitirmek     ts
118 Düzensiz, dağınık olmak:"Yanıma her tarafı titreyerek sapsarı, sakal bıyığa karışmış bir hâlde geldi."- R. H. Karay     ts
119 Yetkisinde bulunmak, bakmak, iş edinmek, işi olmak     ts
120 Açıklığını yitirmek, anlaşılması güçleşmek:"Kaymakam işin karıştığını anlayarak..."- M. Ş. Esendal     ts
121 İki veya ikiden çok şey bir araya gelip birbirinin içinde dağılmak, birbirinin içine girmek     ts
122 Bir araya gelmek, katılmak     ts
123 İlgilenmek, müdahale etmek, el atmak     ts
124 Engellemek, araya girmek; müdahale etmek     ts
125 Açıklığını yitirmek, anlaşılması güçleşmek     ts
126 Düzensiz, dağınık olmak     ts
127 İki veya ikiden çok şey bir araya gelip birbirinin içinde dağılmak, birbirinin içine girmek:"Araba sallana sallana içim bağrım birbirine karıştı."- H. R. Gürpınar     ts
128Karışma ihtilat     ts
129Karışma İRTİBAK     ts
130Karışma İMLAS     ts
131karışma Engelleme, araya girme, müdahale     ts
132karışma Düzeni bozulma     ts
133karışma Karışmak işi     ts
More results


blog comments powered by Disqus

Günün Kelimesi




Sözlük . Dictionary . Wörterbuch . λεξικό . Diccionario . 字典 . словарь . Dictionnaire . القاموس . Dizionario . מילון . Matokeo . واژه نامه . 辞書
Some etymologies, pronunciations, function and usage date content for the English translation portion are from Merriam-Webster Online at www.Merriam-Webster.com. Thanks to Online Yunanca Dil Eğitimi for providing some parts of online greek dictionary. To contribute more resources please contact us. Visuals(images) are provided by Google Image Search API. Some parts of the dictionary is contributed by many users, thank you! The content on this site is for informational purposes only. Bu aramada karışmak kelimesinin sözlük anlamı ve eşanlamı nedir, nasıl okunur hakkında bilgi verilmektedir. karışmak kelimesinin etimolojik ve eşanlamları ile ilgili açıklamalar ve bilgiler eksiksiz ve hatasız olarak anılmamalıdır. Burada yer alan karışmak kelimesi ile ilgili tüm açıklamalar bilgi amaçlıdır. Eksik ve hatalı çevirileri lütfen bildiriniz.

© 1999-2012 SesliSozluk™
sesli sözlük ltd. şti.